Zaman
Göndermeler
Mevlânâ'dan
Dedi ki,“beni doyur; zirâ ben kesinlikle açım ve acele et, vakit kesici bir kılıçtır. Ey refîk! Sûfî ibnü´l-vakt olur; Yarın demek tarîkın koşulu değildir.”[1]
Şimşek, bakışta bir ışık görünse de özellik olarak görme duyusunu çalar.[2]
Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, aklın ve dinin düşmanıdır. Allah duygu gözünü kör diye isimlendirdi; ona putperest dedi; bizim zıddımız diye adlandırdı. Çünkü o köpük gördü, ama denizi görmedi; çünkü mevcut anı gördü, ama yarını görmedi. Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor.[3]
Geçmiş ve gelecek sana göredir; her ikisi bir şeydir, sanırsın ki ikidir.[4]
|
O anda can zamandan kurtuldu; zira zaman genci yaşlandırır. Bütün renklenmeler/değişimler, zamandan oluşur; zamandan kurtulan, renk değiştirmekten kurtulur. Zamandan bir an çıkarsan, nitelik kalmaz; keyfiyeti olmayanın/Hakk'ın yakını olursun.[5] |
Çünkü heves, hırs doludur ve bulunduğu anı görür; aklın düşüncesi, dün günüdür.[6]
| Aklının sana yakınlığı tarifsizdir; sol, sağ, arka veya ön tarafında değildir.
Padişahın tarifsiz yakınlığı nasıl olmaz -peki-? Aklın arayışı, o yolu bulamaz. Senin parmağında bulunan hareket, parmağın önünde veya arkasında yahut sol ve sağında değildir. Uyku ve ölüm zamanında senden gider, uyanıklık zamanında sana eş olur.[7] |
Hallac-ı Mansur'dan
| “O hep varolacaktır. Renklerden önce anılıyordu, cevherlerden önce dillerdeydi. «Önce»den önceydi O; «Sonra»dan sonra da kalacaktır.”[8] |
İmam-ı Gazali'den
| Bütün bunlar, hayal gücünün (vehim) “önce”siz bir başlangıcın varlığını kavrayamayışından kaynaklanmaktadır. İşte hayal gücünün kendisinden ayrılamadığı bu “önce”nin biz gerçek bir şey olduğunu sanırız ki o da zamandır.[9] |
| Öyleyse her ne kadar hayal gücü kabule yanaşmasa da doluluk ve boşluğun anlamsız olduğu kesinlikle ortaya çıkmış, âlemin ötesinde doluluk ve boşluğun bulunmadığı sâbit olmuştur. Aynı şekilde mekâna ilikin boyutun cisme bağlı olması gibi, zamana ilişkin boyutun da harekete bağlı olduğu söylenebilir. Zira mekâna ilişkin boyut cismin boyutlarının uzantısı olduğu gibi zaman da hareketin sürekliliğidir.[10] |
| Önce ve sonranın varlığı bir gerçek olduğuna göre zamanın, önce ve sonra ile ifade edilenden başka bir anlamı yoktur.[11] |
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 132-133)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 452)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1599-1602)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1152)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 2072-2074)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1259)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 3685-87)
- ↑ Hüseyin b. Mansur, Kitâb'üt-Tavâsin, Yaşar Nuri Öztürk(1976) içinde, s.70
- ↑ Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.33
- ↑ Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.34
- ↑ Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.35