DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla
Arama kısmına atla
Göndermeler
Mevlânâ'dan
|
[1/509] Toprağa ve balçığa bilgi ışığı vurdu; böylece toprak tohum kabul eder oldu.
|
|
|
|
[1/1129] Gece ışık yoktu ve renkleri görmedin. O halde ışığın zıddıyla sana belli oldu:
|
|
[1/1130] Işığı görünce, rengi görülür. Ve bunu ışığın zıddıyla hemen bilirsin.
|
| Senin çalışman ve gücünle ortaya çıkmasa da, camii oğlun yapacak.
Ey hikmet sahibi! Onun yapması senin yapmandır. Bil ki müminlerin ezeli bir birliği vardır.
Müminler sayılıdır, ancak iman birdir; bedenleri sayılıdır, ancak can birdir.
İnsanın, inek ve eşekte bulunan anlayış ve candan başka bir aklı ve canı vardır.
Hayvanî canın birliği yoktur; sen bu birliği rüzgâr/havanî canda arama.
Bu ekmek yese, o doymaz; bu yük çekse o, ağırlaşmaz.
Hatta bu, onun ölümünden sevinir; onun azığını görse kıskançlılıktan ölür.
Kurtların ve köpeklerin canı ayrıdır; Allah'ın aslanlarının canları birdir.
Canlarını, isim olarak çoğul dedim; çünkü o bir can, bedene göre yüzdür.
Gökteki güneşin bir ışığı gibidir; evlerin alanına göre yüzdür.
Ancak sen duvarı aradan kaldırırsan, onların bütün ışıkları bir olur.
Evlerin temeli yıkıldığında, müminler bir kişi kalır.
Bu sözden farklar ve güçlükler doğar; çünkü benzer değildir, örnektir bu.
Aslanın şahsıyla yiğit insanın şahsı arasında sınırsız farklar vardır.
Ey güzel bekişli! Ancak örnek anında -aralarındaki- birliğe cesurluk açısında bak.
Çünkü o yiğit, sonuçta aslan gibidir; her yönden aslanın aynısı değildir.
Bu dünyanın birleşik bir sureti yok ki, ben sana benzerini göstereyim.[2]
|
|
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.(1. kitap, 3719)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 405-422)