Mesnevi 000167

DrOS'un not defteri sitesinden
Osman (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 16.12, 17 Eylül 2011 tarihli sürüm
(fark) ← Önceki hâli | Güncel sürüm (fark) | Sonraki hâli → (fark)
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Bir adam dört kişiye bir dirhem verdi. Biri, “Bunu engûra vereyim” dedi.

Diğer biri Araptı “Hayır, ben ineb istiyorum, Ey düzenci!” dedi.

Biri Türk'tü ve “Bu, benim; ben ineb istemiyorum, üzüm istiyorum” dedi

Bir Rum, “Bu konuşmayı bırakın. İstâfil istiyoruz” dedi.

O kişiler çekişerek savaşa girişti; çünkü adların sırrından habersizdiler.

Aptallıkla birbirlerini yumrukladılar; cahillikle dolu ve bilgiden boştular.

Bir sır sahibi, yüz dilli bir aziz kişi bulunsaydı onları barıştırırdı.

Sonra o derdi: “Ben, bu bir dirhemle hepinizin arzusunu veriyorum.

Gönlünüzü hilesiz olarak teslim ederseniz, bu dirheminiz birkaç yapar.

Bir dirheminiz, dört olur; istek, tamamdır. Dört düşman birleşerek bir olur.

Her birinizin dediği, savaş ve ayrılık doğurur; benim sözüm, sizi birleştirir.

Öyleyse siz susun. Susunuz da, konuşmada sizin diliniz ben olayım.”

Sözünüz bir biçimde görünse de, tesir olarak kavga ve öfke kaynağıdır.[1]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 3667-3679)