"Gönül" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
2. satır: 2. satır:
 
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
 
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
  
[175] Gönlün, [[sır]]rını mezarı olursa [[murat|murad]]ın daha kolay gerçekleşir.
+
[1/175] Gönlün, [[sır]]rını mezarı olursa [[murat|murad]]ın daha kolay gerçekleşir.
  
[176] Peygamber, “[[Sır]]rını [[saklanmak|gizleyen]] [[murat|murad]]ıyla çabuk buluşur,” dedi.
+
[1/176] Peygamber, “[[Sır]]rını [[saklanmak|gizleyen]] [[murat|murad]]ıyla çabuk buluşur,” dedi.
  
[177] Tohum toprak içinde [[saklanmak|gizlenince]], [[saklanmak|gizlenmesi]] bahçenin yeşillenmesine sebep olur.
+
[1/177] Tohum toprak içinde [[saklanmak|gizlenince]], [[saklanmak|gizlenmesi]] bahçenin yeşillenmesine sebep olur.
  
[178] [[Altın]] ve [[gümüş]] gizli olmasalardı, [[maden]]de nasıl oluşurlardı.
+
[1/178] [[Altın]] ve [[gümüş]] gizli olmasalardı, [[maden]]de nasıl oluşurlardı.
 
----
 
----
[1208] Öyleyse yakınlık [[dil]]i bizatihi başkadır. Gönüldaşlık, [[dil]]daşlıktan daha [[iyi]]dir.
+
[1/1208] Öyleyse yakınlık [[dil]]i bizatihi başkadır. Gönüldaşlık, [[dil]]daşlıktan daha [[iyi]]dir.
  
[1209] Gönülden konuşmasız, imasız ve kayıtsız yüz binlerce tercüman yükselir.
+
[1/1209] Gönülden konuşmasız, imasız ve kayıtsız yüz binlerce tercüman yükselir.
 
----
 
----
[1131] Hak gönül [[hoşluk|hoşluğ]]unun, [[zıt|zıd]]dıyla ortaya çıkması için [[eziyet]] ve [[keder]]i yarattı.
+
[1/1131] Hak gönül [[hoşluk|hoşluğ]]unun, [[zıt|zıd]]dıyla ortaya çıkması için [[eziyet]] ve [[keder]]i yarattı.
 
----
 
----
[2265] Sen, aşağılıkla senden olanı alan birinin müridi ve misafirisin.
+
[1/2265] Sen, aşağılıkla senden olanı alan birinin müridi ve misafirisin.
  
[2266] [[üstünlük|Üstün]] değildir, seni nasıl [[üstünlük|üstün]] yapacak? Işık vermiyor, seni karartacak.
+
[1/2266] [[üstünlük|Üstün]] değildir, seni nasıl [[üstünlük|üstün]] yapacak? Işık vermiyor, seni karartacak.
  
[2267] Kendisinin ışığı olmayınca, yakınlıkta başkaları ondan nasıl ışık bulacak.
+
[1/2267] Kendisinin ışığı olmayınca, yakınlıkta başkaları ondan nasıl ışık bulacak.
  
[2268] Göze ilaç yapan kör gibi. Gözlere ne çeker? Ancak yeşim taşı.
+
[1/2268] Göze ilaç yapan kör gibi. Gözlere ne çeker? Ancak yeşim taşı.
  
[2269] Bizim durumumuz [[yoksulluk|fakirlik]]te ve [[eziyet]]e budur. Hiçbir misfir bize aldanmasın.
+
[1/2269] Bizim durumumuz [[yoksulluk|fakirlik]]te ve [[eziyet]]e budur. Hiçbir misfir bize aldanmasın.
  
[2270] On yıllık kıtlığı şekil olarak görmedinse, gözlerini aç ve bize bak.
+
[1/2270] On yıllık kıtlığı şekil olarak görmedinse, gözlerini aç ve bize bak.
  
[2271] Bizim dışımız iddiacının içi gibi; gönlünde karanlık, dilindeyse parlaklık.
+
[1/2271] Bizim dışımız iddiacının içi gibi; gönlünde karanlık, dilindeyse parlaklık.
  
[2272] Allah'tan ne bir kokusu, ne iz var; iddiası Şit'ten ve Âdem'den fazla.
+
[1/2272] Allah'tan ne bir kokusu, ne iz var; iddiası Şit'ten ve Âdem'den fazla.
  
[2273] Şeytan dahi kendi suretini ona göstermemiş; o, ise “Biz abdâldan daha [[üstünlük|üstün]]üz” der.
+
[1/2273] Şeytan dahi kendi suretini ona göstermemiş; o, ise “Biz abdâldan daha [[üstünlük|üstün]]üz” der.
  
[2274] Kendisinin bizzat bir adam olduğu sanılsın diye dervişlerin sözünü çokça çalmıştır.
+
[1/2274] Kendisinin bizzat bir adam olduğu sanılsın diye dervişlerin sözünü çokça çalmıştır.
  
[2275] Sözde Bâyezîd'i küçümser; onun içinden ise Yezid utanır.
+
[1/2275] Sözde Bâyezîd'i küçümser; onun içinden ise Yezid utanır.
  
[2276] Gökyüzünün ekmek ve sofrasından azıksızdır; Hak onun önüne bir kemik atmadı.
+
[1/2276] Gökyüzünün ekmek ve sofrasından azıksızdır; Hak onun önüne bir kemik atmadı.
  
[2277] O ise seslenmiş: “Sofra kurdum, Hakk'ın vekiliyim, halife oğluyum.
+
[1/2277] O ise seslenmiş: “Sofra kurdum, Hakk'ın vekiliyim, halife oğluyum.
  
[2278] Haydi çok mihnetli saf gönüllüler, cömertlik soframdan doyuncaya dek hiç yiyin.”
+
[1/2278] Haydi çok mihnetli saf gönüllüler, cömertlik soframdan doyuncaya dek hiç yiyin.”
  
[2279] İnsanlar yıllarca [[yarın]] [[vaad]]iyle o kapının etrafında dolaşmış, [[yarın]] gelmez.
+
[1/2279] İnsanlar yıllarca [[yarın]] [[vaad]]iyle o kapının etrafında dolaşmış, [[yarın]] gelmez.
  
[2280] İnsanın [[sır]]rının az çok açığa çıkması için uzun zaman gerekir:
+
[1/2280] İnsanın [[sır]]rının az çok açığa çıkması için uzun zaman gerekir:
  
[2281] Beden duvarının altında hazine mi vardır yoksa yılan, karınca ve ejderha mı?
+
[1/2281] Beden duvarının altında hazine mi vardır yoksa yılan, karınca ve ejderha mı?
  
[2282] Bir şey olmadığı anlaşılınca [[istek]]linin [[ömür|ömr]]ü gitmiş olur, anlamak ne fayda?
+
[1/2282] Bir şey olmadığı anlaşılınca [[istek]]linin [[ömür|ömr]]ü gitmiş olur, anlamak ne fayda?
 
----
 
----
[3080] İster iki ayaklı, ister dört ayaklı olsun, bir tane kesen iki ağızlı makas gibi yol alır.  
+
[1/3080] İster iki ayaklı, ister dört ayaklı olsun, bir tane kesen iki ağızlı makas gibi yol alır.  
  
[3081] O iki ortak çamaşırcıya bak, görünüşte onunla bunun [[ihtilaf]]ı vardır.
+
[1/3081] O iki ortak çamaşırcıya bak, görünüşte onunla bunun [[ihtilaf]]ı vardır.
  
[3082] Biri çamaşırı suya sokar, diğer ortak onu kurular.
+
[1/3082] Biri çamaşırı suya sokar, diğer ortak onu kurular.
  
[3083] O, kuru çamaşırı tekrar ıslatır. Sanki [[kavga]]yla tersini yapmaktadır.
+
[1/3083] O, kuru çamaşırı tekrar ıslatır. Sanki [[kavga]]yla tersini yapmaktadır.
  
[3084] Fakat [[kavga]] [[görüntü]]sündeki bu iki [[zıt]], [[hoşnut]]luk içinde bir gönül ve bir [[iş]]tir.
+
[1/3084] Fakat [[kavga]] [[görüntü]]sündeki bu iki [[zıt]], [[hoşnut]]luk içinde bir gönül ve bir [[iş]]tir.
 
----
 
----
[3277] [[Felsefe]]ci [[fikir]] ve [[zan]]nında [[inkâr]]cı olur; gitsin, başını o duvara vursun.
+
[1/3277] [[Felsefe]]ci [[fikir]] ve [[zan]]nında [[inkâr]]cı olur; gitsin, başını o duvara vursun.
  
[3278] Suyun, toprağın ve çamurun konuşması, gönül ehlinin duyularınca hissedilir.
+
[1/3278] Suyun, toprağın ve çamurun konuşması, gönül ehlinin duyularınca hissedilir.
  
[3279] Hannâne direğinin inlemesini [[inkâr]] eden [[felsefe]]ci, [[veli]]lerin hislerine yabancıdır.
+
[1/3279] Hannâne direğinin inlemesini [[inkâr]] eden [[felsefe]]ci, [[veli]]lerin hislerine yabancıdır.
  
[3280] O der ki: “[[Halk]]ın sevda ışığı, [[halk]]ın görüşüne çok hayaller getirdi.”
+
[1/3280] O der ki: “[[Halk]]ın sevda ışığı, [[halk]]ın görüşüne çok hayaller getirdi.”
  
[3281] Daha öte, o [[fesat]] ve [[küfür|küfr]]ün yansıması, bu inkârcı [[düşünce]]yi ona yükledi.
+
[1/3281] Daha öte, o [[fesat]] ve [[küfür|küfr]]ün yansıması, bu inkârcı [[düşünce]]yi ona yükledi.
  
[3282] [[Felsefe]]ci [[şeytan]]ı inkâr eder, aynı anda [[şeytan]]ın oyuncağı olur.
+
[1/3282] [[Felsefe]]ci [[şeytan]]ı inkâr eder, aynı anda [[şeytan]]ın oyuncağı olur.
  
[3283] [[Şeytan]]ı görmedinse, kendini gör. Delilik olmadan alında morluk bulunmaz.
+
[1/3283] [[Şeytan]]ı görmedinse, kendini gör. Delilik olmadan alında morluk bulunmaz.
  
[3284] Gönlünde [[şüphe]] ve şaşkınlık bulunan, [[dünya]]da gizli [[felsefe]]cidir.
+
[1/3284] Gönlünde [[şüphe]] ve şaşkınlık bulunan, [[dünya]]da gizli [[felsefe]]cidir.
  
[3285] İnanır görünür, fakat zaman zaman o [[felsefe]] damarı yüzünü karartır.
+
[1/3285] İnanır görünür, fakat zaman zaman o [[felsefe]] damarı yüzünü karartır.
 
----
 
----
[3491] Gönüllerini parlatanlar, renk ve kokudan kurtuldu; her an durmaksızın [[güzellik]] görürler.
+
[1/3491] Gönüllerini parlatanlar, renk ve kokudan kurtuldu; her an durmaksızın [[güzellik]] görürler.
  
[3492] [[Bilim]]in şeklini ve kabuğunu bıraktılar, görerek kesin inanma sancağını yükseltmişlerdir.
+
[1/3492] [[Bilim]]in şeklini ve kabuğunu bıraktılar, görerek kesin inanma sancağını yükseltmişlerdir.
  
[3493] [[Fikir]] gitti, aydınlık buldular; tanıklığın kaynağını ve denizini buldular.
+
[1/3493] [[Fikir]] gitti, aydınlık buldular; tanıklığın kaynağını ve denizini buldular.
 +
----
 +
[2/174] Beyin ve gönül olmadan [[düşünce]]yle doluydular; ordusuz ve [[savaş]]sız zafere erdiler.
 +
 
 +
[2/174] O apaçık [[görüş|görme]], onlara göre [[düşünce]]dir; yoksa uzak olanlara göre [[görüş|görmek]]tir.
 +
 
 +
[2/174] [[Düşünce]], [[geçmiş]] ve [[gelecek]]ten olur. Bu ikisinden [[kurtuluş|kurtul]]unca güçlük çözülür.
 +
 
 +
[2/174] Her [[nitelik]]liyi niteliksizken görmüşlerdir. Madenden önce [[gerçek|gerçeğ]]i ve [[sahte]]yi görmüşlerdir.
  
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>

07.59, 2 Eylül 2008 tarihindeki hâli

Göndermeler

Mesnevi'den[1]

[1/175] Gönlün, sırrını mezarı olursa muradın daha kolay gerçekleşir.

[1/176] Peygamber, “Sırrını gizleyen muradıyla çabuk buluşur,” dedi.

[1/177] Tohum toprak içinde gizlenince, gizlenmesi bahçenin yeşillenmesine sebep olur.

[1/178] Altın ve gümüş gizli olmasalardı, madende nasıl oluşurlardı.


[1/1208] Öyleyse yakınlık dili bizatihi başkadır. Gönüldaşlık, dildaşlıktan daha iyidir.

[1/1209] Gönülden konuşmasız, imasız ve kayıtsız yüz binlerce tercüman yükselir.


[1/1131] Hak gönül hoşluğunun, zıddıyla ortaya çıkması için eziyet ve kederi yarattı.


[1/2265] Sen, aşağılıkla senden olanı alan birinin müridi ve misafirisin.

[1/2266] Üstün değildir, seni nasıl üstün yapacak? Işık vermiyor, seni karartacak.

[1/2267] Kendisinin ışığı olmayınca, yakınlıkta başkaları ondan nasıl ışık bulacak.

[1/2268] Göze ilaç yapan kör gibi. Gözlere ne çeker? Ancak yeşim taşı.

[1/2269] Bizim durumumuz fakirlikte ve eziyete budur. Hiçbir misfir bize aldanmasın.

[1/2270] On yıllık kıtlığı şekil olarak görmedinse, gözlerini aç ve bize bak.

[1/2271] Bizim dışımız iddiacının içi gibi; gönlünde karanlık, dilindeyse parlaklık.

[1/2272] Allah'tan ne bir kokusu, ne iz var; iddiası Şit'ten ve Âdem'den fazla.

[1/2273] Şeytan dahi kendi suretini ona göstermemiş; o, ise “Biz abdâldan daha üstünüz” der.

[1/2274] Kendisinin bizzat bir adam olduğu sanılsın diye dervişlerin sözünü çokça çalmıştır.

[1/2275] Sözde Bâyezîd'i küçümser; onun içinden ise Yezid utanır.

[1/2276] Gökyüzünün ekmek ve sofrasından azıksızdır; Hak onun önüne bir kemik atmadı.

[1/2277] O ise seslenmiş: “Sofra kurdum, Hakk'ın vekiliyim, halife oğluyum.

[1/2278] Haydi çok mihnetli saf gönüllüler, cömertlik soframdan doyuncaya dek hiç yiyin.”

[1/2279] İnsanlar yıllarca yarın vaadiyle o kapının etrafında dolaşmış, yarın gelmez.

[1/2280] İnsanın sırrının az çok açığa çıkması için uzun zaman gerekir:

[1/2281] Beden duvarının altında hazine mi vardır yoksa yılan, karınca ve ejderha mı?

[1/2282] Bir şey olmadığı anlaşılınca isteklinin ömrü gitmiş olur, anlamak ne fayda?


[1/3080] İster iki ayaklı, ister dört ayaklı olsun, bir tane kesen iki ağızlı makas gibi yol alır.

[1/3081] O iki ortak çamaşırcıya bak, görünüşte onunla bunun ihtilafı vardır.

[1/3082] Biri çamaşırı suya sokar, diğer ortak onu kurular.

[1/3083] O, kuru çamaşırı tekrar ıslatır. Sanki kavgayla tersini yapmaktadır.

[1/3084] Fakat kavga görüntüsündeki bu iki zıt, hoşnutluk içinde bir gönül ve bir iştir.


[1/3277] Felsefeci fikir ve zannında inkârcı olur; gitsin, başını o duvara vursun.

[1/3278] Suyun, toprağın ve çamurun konuşması, gönül ehlinin duyularınca hissedilir.

[1/3279] Hannâne direğinin inlemesini inkâr eden felsefeci, velilerin hislerine yabancıdır.

[1/3280] O der ki: “Halkın sevda ışığı, halkın görüşüne çok hayaller getirdi.”

[1/3281] Daha öte, o fesat ve küfrün yansıması, bu inkârcı düşünceyi ona yükledi.

[1/3282] Felsefeci şeytanı inkâr eder, aynı anda şeytanın oyuncağı olur.

[1/3283] Şeytanı görmedinse, kendini gör. Delilik olmadan alında morluk bulunmaz.

[1/3284] Gönlünde şüphe ve şaşkınlık bulunan, dünyada gizli felsefecidir.

[1/3285] İnanır görünür, fakat zaman zaman o felsefe damarı yüzünü karartır.


[1/3491] Gönüllerini parlatanlar, renk ve kokudan kurtuldu; her an durmaksızın güzellik görürler.

[1/3492] Bilimin şeklini ve kabuğunu bıraktılar, görerek kesin inanma sancağını yükseltmişlerdir.

[1/3493] Fikir gitti, aydınlık buldular; tanıklığın kaynağını ve denizini buldular.


[2/174] Beyin ve gönül olmadan düşünceyle doluydular; ordusuz ve savaşsız zafere erdiler.

[2/174] O apaçık görme, onlara göre düşüncedir; yoksa uzak olanlara göre görmektir.

[2/174] Düşünce, geçmiş ve gelecekten olur. Bu ikisinden kurtulunca güçlük çözülür.

[2/174] Her nitelikliyi niteliksizken görmüşlerdir. Madenden önce gerçeği ve sahteyi görmüşlerdir.

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.