"Emek" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
16. satır: 16. satır:
  
 
[3/1445] [[Mal]] ve meslekten senin neyin varsa önce istek ve bir düşünce değil miydi?
 
[3/1445] [[Mal]] ve meslekten senin neyin varsa önce istek ve bir düşünce değil miydi?
----
 
[3/3088] Korkak tabiatlı, cam canlı tacirin [[ticaret]]inde ne kâr vardır, ne de ziyan.
 
 
[3/3089] Hatta ziyanı vardır, çünkü mahrumdur ve hordur; şule yutan, ışık bulur.
 
 
[3/3090] Çünkü bütün [[iş]]ler [[ümit]] üzeredir; [[din]] işi evlâdır; bununla kurtulursun.
 
 
[3/3090] Burada [[ümit]]ten başka kapı çalmaya izin yoktur. Allah doğruyu daha iyi bilir.
 
 
[3/3090] Boyunları [[çalışma]]ktan iğ gibi olsa da kişileri mesleklere çağıran, [[ümit]] ve [[beklenti]]dir.
 
 
[3/3090] Kişi sabahleyin dükkâna giderken, rızk [[ümit]] ve beklentisiyle koşar.
 
  
 
{{:Mesnevi 000130}}
 
{{:Mesnevi 000130}}

19.40, 17 Eylül 2011 tarihindeki hâli

Göndermeler

Mesnevi'den[1]

Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?

Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.

Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.

Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:

“Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne ne dükkân” demek gibi.

Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.

Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.

Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.

Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.

Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.[2]

[2/1824] Hamal, ağır yüke koşar; yükü başkalarından kapar.

[2/1825] Hamalların, yük için savaşını gör; iş görenin çalışması böyledir.

[2/1826] Zahmetler rahatın esasıdır; acılar da nimetin öncüsüdür.


[3/1445] Ey oğul! Kimi istekli görürsen, onun dostu ol; önünde başını eğ.

[3/1445] Çünkü isteklilerin civarında olmakla istekli olursun; galip gelenlerin gölgesinde bulunmakla galip olursun.

[3/1445] Bir karınca Süleymanlık isterse, onun arayışına hafif hafif bakma.

[3/1445] Mal ve meslekten senin neyin varsa önce istek ve bir düşünce değil miydi?

Korkak tabiatlı, cam canlı tacirin ticaretinde ne kâr vardır, ne de ziyan.

Hatta ziyanı vardır, çünkü mahrumdur ve hordur; şule yutan, ışık bulur.

Çünkü bütün işler ümit üzeredir; din işi evlâdır; bununla kurtulursun.

Burada ümitten başka kapı çalmaya izin yoktur. Allah doğruyu daha iyi bilir.

Boyunları çalışmaktan iğ gibi olsa da kişileri mesleklere çağıran, ümit ve beklentidir.

Kişi sabahleyin dükkâna giderken, rızk ümit ve beklentisiyle koşar.[3]

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 726-735)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap,3088-3093)