"Mesnevi 000167" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k (Sayfa oluşturdu, içeriği: '{| border="1" |- | Ruh ilimle ve akılla dosttur. Ruhun Arapça ve Türkçe ile ne işi vardır?<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Tür...')
 
k
2. satır: 2. satır:
 
|-
 
|-
 
|
 
|
[[Ruh]] [[bilim|ilim]]le ve [[akıl]]la [[dost]]tur. [[Ruh]]un [[Arapça]] ve [[Türkçe]] ile ne işi vardır?<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 56)</ref>
+
[2/3667] Bir adam dört kişiye bir [[dirhem]] verdi. Biri, “Bunu engûra vereyim” dedi.
 +
 
 +
[2/3668] Diğer biri [[Arap]]tı “Hayır, ben ineb istiyorum, Ey [[düzenci]]!” dedi.
 +
 
 +
[2/3669] Biri [[Türk]]'tü ve “Bu, benim; ben ineb istemiyorum, [[üzüm]] istiyorum” dedi
 +
 
 +
[2/3670] Bir [[Rum]], “Bu konuşmayı bırakın. İstâfil istiyoruz” dedi.
 +
 
 +
[2/3671] O kişiler çekişerek [[savaş]]a girişti; çünkü [[ad]]ların [[sır]]rından [[habersiz]]diler.
 +
 
 +
[2/3672] [[Aptallık]]la birbirlerini [[yumruk]]ladılar; [[cahillik]]le dolu ve [[bilgi]]den boştular.
 +
 
 +
[2/3673] Bir [[sır]] sahibi, yüz [[dil]]li bir [[aziz]] kişi bulunsaydı onları [[barış]]tırırdı.
 +
 
 +
[2/3674] Sonra o derdi: “Ben, bu bir [[dirhem]]le hepinizin [[arzu]]sunu veriyorum.
 +
 
 +
[2/3675] [[gönül|Gönl]]ünüzü [[hilesiz]] olarak [[teslim]] ederseniz, bu [[dirhem]]iniz birkaç [[iş]] yapar.
 +
 
 +
[2/3676] Bir [[dirhem]]iniz, dört olur; istek, tamamdır. Dört [[düşman]] [[birlik|bir]]leşerek bir olur.
 +
 
 +
[2/3677] Her birinizin dediği, [[savaş]] ve [[ayrılık]] doğurur; benim [[söz]]üm, sizi [[birlik|bir]]leştirir.
 +
 
 +
[2/3678] Öyleyse siz [[susma|sus]]un. [[susma|Sus]]unuz da, [[konuşma]]da sizin [[dil]]iniz ben olayım.”
 +
 
 +
[2/3679] [[Söz]]ünüz bir biçimde görünse de, tesir olarak [[kavga]] ve [[öfke]] [[kaynak|kaynağ]]ıdır.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 3667-3679)</ref>
 
|-
 
|-
 
|}
 
|}

16.03, 17 Eylül 2011 tarihindeki hâli

[2/3667] Bir adam dört kişiye bir dirhem verdi. Biri, “Bunu engûra vereyim” dedi.

[2/3668] Diğer biri Araptı “Hayır, ben ineb istiyorum, Ey düzenci!” dedi.

[2/3669] Biri Türk'tü ve “Bu, benim; ben ineb istemiyorum, üzüm istiyorum” dedi

[2/3670] Bir Rum, “Bu konuşmayı bırakın. İstâfil istiyoruz” dedi.

[2/3671] O kişiler çekişerek savaşa girişti; çünkü adların sırrından habersizdiler.

[2/3672] Aptallıkla birbirlerini yumrukladılar; cahillikle dolu ve bilgiden boştular.

[2/3673] Bir sır sahibi, yüz dilli bir aziz kişi bulunsaydı onları barıştırırdı.

[2/3674] Sonra o derdi: “Ben, bu bir dirhemle hepinizin arzusunu veriyorum.

[2/3675] Gönlünüzü hilesiz olarak teslim ederseniz, bu dirheminiz birkaç yapar.

[2/3676] Bir dirheminiz, dört olur; istek, tamamdır. Dört düşman birleşerek bir olur.

[2/3677] Her birinizin dediği, savaş ve ayrılık doğurur; benim sözüm, sizi birleştirir.

[2/3678] Öyleyse siz susun. Susunuz da, konuşmada sizin diliniz ben olayım.”

[2/3679] Sözünüz bir biçimde görünse de, tesir olarak kavga ve öfke kaynağıdır.[1]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 3667-3679)