"Mesnevi 000167" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k (Sayfa oluşturdu, içeriği: '{| border="1" |- | Ruh ilimle ve akılla dosttur. Ruhun Arapça ve Türkçe ile ne işi vardır?<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Tür...')
 
k
 
(Aynı kullanıcının aradaki bir diğer değişikliği gösterilmiyor)
2. satır: 2. satır:
 
|-
 
|-
 
|
 
|
[[Ruh]] [[bilim|ilim]]le ve [[akıl]]la [[dost]]tur. [[Ruh]]un [[Arapça]] ve [[Türkçe]] ile ne işi vardır?<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 56)</ref>
+
Bir adam dört kişiye bir [[dirhem]] verdi. Biri, “Bunu engûra vereyim” dedi.
 +
 
 +
Diğer biri [[Arap]]tı “Hayır, ben ineb istiyorum, Ey [[düzenci]]!” dedi.
 +
 
 +
Biri [[Türk]]'tü ve “Bu, benim; ben ineb istemiyorum, [[üzüm]] istiyorum” dedi
 +
 
 +
Bir [[Rum]], “Bu konuşmayı bırakın. İstâfil istiyoruz” dedi.
 +
 
 +
O kişiler çekişerek [[savaş]]a girişti; çünkü [[ad]]ların [[sır]]rından [[habersiz]]diler.
 +
 
 +
[[Aptallık]]la birbirlerini [[yumruk]]ladılar; [[cahillik]]le dolu ve [[bilgi]]den boştular.
 +
 
 +
Bir [[sır]] sahibi, yüz [[dil]]li bir [[aziz]] kişi bulunsaydı onları [[barış]]tırırdı.
 +
 
 +
Sonra o derdi: “Ben, bu bir [[dirhem]]le hepinizin [[arzu]]sunu veriyorum.
 +
 
 +
[[gönül|Gönl]]ünüzü [[hilesiz]] olarak [[teslim]] ederseniz, bu [[dirhem]]iniz birkaç [[iş]] yapar.
 +
 
 +
Bir [[dirhem]]iniz, dört olur; istek, tamamdır. Dört [[düşman]] [[birlik|bir]]leşerek bir olur.
 +
 
 +
Her birinizin dediği, [[savaş]] ve [[ayrılık]] doğurur; benim [[söz]]üm, sizi [[birlik|bir]]leştirir.
 +
 
 +
Öyleyse siz [[susma|sus]]un. [[susma|Sus]]unuz da, [[konuşma]]da sizin [[dil]]iniz ben olayım.”
 +
 
 +
[[Söz]]ünüz bir biçimde görünse de, tesir olarak [[kavga]] ve [[öfke]] [[kaynak|kaynağ]]ıdır.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 3667-3679)</ref>
 
|-
 
|-
 
|}
 
|}

16.12, 17 Eylül 2011 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Bir adam dört kişiye bir dirhem verdi. Biri, “Bunu engûra vereyim” dedi.

Diğer biri Araptı “Hayır, ben ineb istiyorum, Ey düzenci!” dedi.

Biri Türk'tü ve “Bu, benim; ben ineb istemiyorum, üzüm istiyorum” dedi

Bir Rum, “Bu konuşmayı bırakın. İstâfil istiyoruz” dedi.

O kişiler çekişerek savaşa girişti; çünkü adların sırrından habersizdiler.

Aptallıkla birbirlerini yumrukladılar; cahillikle dolu ve bilgiden boştular.

Bir sır sahibi, yüz dilli bir aziz kişi bulunsaydı onları barıştırırdı.

Sonra o derdi: “Ben, bu bir dirhemle hepinizin arzusunu veriyorum.

Gönlünüzü hilesiz olarak teslim ederseniz, bu dirheminiz birkaç yapar.

Bir dirheminiz, dört olur; istek, tamamdır. Dört düşman birleşerek bir olur.

Her birinizin dediği, savaş ve ayrılık doğurur; benim sözüm, sizi birleştirir.

Öyleyse siz susun. Susunuz da, konuşmada sizin diliniz ben olayım.”

Sözünüz bir biçimde görünse de, tesir olarak kavga ve öfke kaynağıdır.[1]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 3667-3679)