"Şükür" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k (Yeni sayfa: ==Göndermeler== === Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> === [2/726] Senin nefis ...)
 
k
 
(Aynı kullanıcının aradaki diğer 2 değişikliği gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
 
==Göndermeler==
 
==Göndermeler==
 
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
 
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?
+
{{:Mesnevi 000134}}
 
 
[2/727] Onun taşımasına [[değer]] şey, [[sabır]] ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.
 
 
 
[2/728] Hiçbir [[günah]]kâr başkasının [[günah]]ını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.
 
 
 
[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:
 
 
 
[2/730] “Şu filan ansızın [[define]] buldu, ben aynısını istiyorum, ne [[iş]] ne [[dükkân]]” demek gibi.
 
 
 
[2/731] Bu, [[talih]] işidir. O da [[nadir]]dir. Beden güçlü oldukça [[kazanç|kazanmak]] gerekir.
 
 
 
[2/732] [[kazanç|Kazanmak]] [[define]]ye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, [[define]] bizzat ardındadır.
 
 
 
[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e [[tutsak]] olmayasın.
 
 
 
[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, [[münafık]]lıktandır" dedi.
 
 
 
[2/735] Zira o [[münafık]] «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak [[hasre]]t elde etti.
 
 
 
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 +
[[Category:Mevlânâ]]

08.41, 13 Eylül 2011 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Göndermeler[düzenle]

Mesnevi'den[1][düzenle]

Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?

Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.

Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.

Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:

“Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne ne dükkân” demek gibi.

Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.

Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.

Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.

Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.

Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.[2]

Notlar[düzenle]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 726-735)