Amaç
Göndermeler
Mevlânâ'dan
|
İnek, kasaplardan haberdar olsaydı, onların peşinde o dükkâna nasıl giderdi? Veya onların avucundan ot yer miydi veya okşamalarıyla onlara süt verir miydi? Yeseydi, otun amacından haberdar olsaydı o otu nasıl hazmederdi? Öyleyse bu dünyanın direği bizatihi gaflettir. Devlet nedir? Bu "dev (koş)", "let (dayak)" ile birliktedir. Öncesinde koş, koş; sonunda dayak ye; bu viranede eşek ölümünden başka bir şey yoktur. Senin elinle ciddiyetle tutuğun işin ayıbı şimdi sana örtülüdür. Allah, ayıbını senden gizlediği için kendini işine verebiliyorsun. Aynı şekilde hararetle bağlı bulunduğun düşüncenin ayıbı senden gizlidir. Onun ayıbı ve çirkinliği sana aşikâr olsaydı canın, ondan âlemin bir ucundan diğer ucuna kaçardı. Sonuçta kendisinden pişman olacağın durum, öncesinde bu şekilde olsa ona nasıl koşarsın?[1] |
İmam-ı Gazali'den
| Biliyorum ki ben görünüşte ilim neşrine dönmüş olsam da hakikî mânada dönmüş değilim. Çünkü dönmek eski hale gelmek demektir. Ben o zamanlar insana rütbe ve mevki kazandıran ilmi yayıyordum. Sözümle, amelimle ona dâvet ediyordum. Maksadım, niyetim hep mevki ve şeref kazanmaktı. Şimdi ise mevkii, rütbeyi terk ettiren ve bunlardan uzaklaşmayı öğreten ilme dâvet ediyorum.[2] |