Uzaklık
ayrıca bknz. Uzak
Göndermeler
Mesnevi'den[1]
[1/268] İki tür arı aynı yerden yer, fakat birinden zihir diğerinden bal olur.
[1/269] İki tür ceylan ot yer, su içer; birinden dışkı, diğerinden saf misk meydana gelir.
[1/270] Her iki ney aynı sulaktan beslenir; biri boş, diğeri ise şekerle dolu.
[1/271] Yüz binlerce böyle benzerlere bak, aralarındaki farkı yetmiş yıllık yol olarak gör.
| Hür bir adam kuşluk vaktinde vardı, Süleyman'ın adliye sarayına koştu.
Kederden yüzü sarı ve her iki dudağı mordu. Sonra Süleyman, “Ey efendi! ne oldu?” dedi. -Adam- “Azrail bana öfke ve kinle dolu şöyle bir bakış attı” dedi. Süleyman, “Acele et! Şimdi ne istiyorusn? İste” dedi. -Adam- dedi: “Ey can sığınağı! Rüzgara emret. Beni buradan Hindistan'a götürsün. Ola ki o tarafa giden kul, canını kurtarır.” İşte halk yoksulluktan kaçar, bundan dolayı hırs ve emele lokma olurlar. Yoksulun korkusu, o korkunun örneğidir. Sen hırs ve çabayı Hindistan bil. -Süleyman- rüzgâra emretti; onu Hindistan'ın uzak tarafına, bir adaya götürdü. Sonraki gün toplantı ve görüşme vakti; Süleyman Azrail'e dedi: “O müslümana neden öfkeyle baktın da evinden avare oldu?” -Azrail- dedi “Ben öfkeyle ne zaman baktım? Hayretle, yolda ona baktım. Çünkü Hak bana 'Bugün, haydi! Onun canını sen Hindistan'da al' diye emretti. Hayretle dedim: Onun yüz kanadı olsa, Hindistan'a gitmesi uzaktır.”[2] |
[1/2639] Mana bu suretten belirse de, suret manaya yakındır ve uzaktır.
[1/2640] İşaret etmede su ve ağaç gibidirler. Niteliğe yönelirsen çok uzaktırlar.
[4/511] Dilden, şüpheden temiz olan göze kadar yüz binlerce yıllık -yol vardır- dersem, azdır.