İş
ayrıca, bknz. iş bölümü
Göndermeler
Atasözü
Mesnevi'den[1]
[1/1874] Şeytan insana kötülük için gelir. Sana gelmez, çünkü şeytandan daha kötüsün.
[1/1875] Sen insan oldukça, şeytan peşinden koşardı, sana şarap tattırırdı.
[1/1876] Sen şeytanlık huyunda sağlamlaşınca, kötü işli şeytan senden kaçar.
[1/1877] Senin eteğine asılan, böyle olunca senden kaçar.
[1/3719] Herkes kendi kavmine/çevresine yardım eder; ahmaklar iş yaptım sanır.
[2/261] İnsanların yerinde ev yapma; kendi işini yap, yabancının işini yapma.
[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?
[2/727] Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.
[2/728] Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.
[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:
[2/730] “Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne iş ne dükkân” demek gibi.
[2/731] Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.
[2/732] Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.
[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.
[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.
[2/735] Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.
[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?
[2/727] Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.
[2/728] Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.
[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:
[2/730] “Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne iş ne dükkân” demek gibi.
[2/731] Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.
[2/732] Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.
[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.
[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.
[2/735] Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.
[2/1824] Hamal, ağır yüke koşar; yükü başkalarından kapar.
[2/1825] Hamalların, yük için savaşını gör; iş görenin çalışması böyledir.
[2/1826] Zahmetler rahatın esasıdır; acılar da nimetin öncüsüdür.
[2/2374] Mekânın,mekânsız âleme yolu olsaydı, ben şeyhler gibi dükkânda bulunurdum.
[2/2584] Çocuklar oyunda dükkân yaparlar; zaman geçirmenin dışında kârı olmaz.
[2/2585] Gece olur, -dükkân sahibi çocuk- aç olarak eve gelir; çocuklar gitmiş tek başına kalmıştır.
[3/1445] Ey oğul! Kimi istekli görürsen, onun dostu ol; önünde başını eğ.
[3/1445] Çünkü isteklilerin civarında olmakla istekli olursun; galip gelenlerin gölgesinde bulunmakla galip olursun.
[3/1445] Bir karınca Süleymanlık isterse, onun arayışına hafif hafif bakma.
[3/1445] Mal ve meslekten senin neyin varsa önce istek ve bir düşünce değil miydi?
[3/3088] Korkak tabiatlı, cam canlı tacirin ticaretinde ne kâr vardır, ne de ziyan.
[3/3089] Hatta ziyanı vardır, çünkü mahrumdur ve hordur; şule yutan, ışık bulur.
[3/3090] Çünkü bütün işler ümit üzeredir; din işi evlâdır; bununla kurtulursun.
[3/3090] Burada ümitten başka kapı çalmaya izin yoktur. Allah doğruyu daha iyi bilir.
[3/3090] Boyunları çalışmaktan iğ gibi olsa da kişileri mesleklere çağıran, ümit ve beklentidir.
[3/3090] Kişi sabahleyin dükkâna giderken, rızk ümit ve beklentisiyle koşar.
[4/487] Fiille öğüt, halkı daha çok çeker; Çünkü her kulağı bulunanın ve sağır olanın canına erişir.
[4/488] İşle öğütte, emretme düşüncesi yoktur; onun halkı etkilemesi güçlüdür.
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.