"Akıl" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
98. satır: 98. satır:
 
----
 
----
 
[2/2693] Ben [[şeytan]] [[delil]]le karşı koyamam; çünkü her şerefli ve alçağın [[fitne]]sidir o.
 
[2/2693] Ben [[şeytan]] [[delil]]le karşı koyamam; çünkü her şerefli ve alçağın [[fitne]]sidir o.
 +
----
 +
[3/515] Ey dostlar! Gönül, güven yurdudur. orada pınarlar, gül bahçesi içinde gül bahçesi vardır.
 +
 +
[3/516] Ey yürüyen! Kalbine yönel ve yürü; orada ağaçlar ve akan pınarlar vardır.
 +
 +
[3/517] [[Köy]]e gitme; [[köy]] adamı ahmak yapar; aklı nursuz ve cansız yapar.
 +
 +
[3/518] Ey seçkin kişi! Peygamberin sözünü dinle: “[[Köy]]de yarleşmek, aklın mezarıdır.”
 +
 +
[3/519] Kim bir gün ve gece [[köy]]de kalsa, bir aya kadar aklı tamam olmaz.
 +
 +
[3/520] Bir aya kadar ahmaklık onunla birliktedir. [[Köy]] otundan bunlardan başka ne biçilir.
 +
 +
[3/521] [[Köy]]de bir ay kalan kişide bir zaman cahillik ve körlük olur.
 +
 +
[3/522] [Köy] nedir? Ermemiş, taklide ve delile tutunmuş şeyh.
 +
 +
[3/523] Bu duygular, küllî akıl [[kent|şehr]]i önünde değirmende gözü bağlı eşekler gibidir.
  
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>

07.25, 21 Eylül 2008 tarihindeki hâli

Göndermeler

Atasözü

Akıl akıldan üstündür.

Mesnevi'den[1]

[1/50] İstisnâyı dile getirmemiş ne çok kimsenin cânı istisnânın cânıyla eştir.


[1/154] Biri eşeğin kuyruk altına bir diken koyar. Eşek onu çıkarmasını bilmez, sıçrar.

[1/155] Sıçrar ve bu diken daha sağlam batar. Dikeni çıkarmak için bir akıllı gerekir.

[1/156] Eşek dikeni çıkarmak için acı ve dertle çifte atar, yüz yerini yaralar.


[1/957] Hür bir adam kuşluk vaktinde vardı, Süleyman'ın adliye sarayına koştu.

[1/958] Kederden yüzü sarı ve her iki dudağı mordu. Sonra Süleyman, “Ey efendi! ne oldu?” dedi.

[1/959] -Adam- “Azrail bana öfke ve kinle dolu şöyle bir bakış attı” dedi.

[1/960] Süleyman, “Acele et! Şimdi ne istiyorusn? İste” dedi. -Adam- dedi: “Ey can sığınağı! Rüzgara emret.

[1/961] Beni buradan Hindistan'a götürsün. Ola ki o tarafa giden kul, canını kurtarır.”

[1/962] İşte halk yoksulluktan kaçar, bundan dolayı hırs ve emele lokma olurlar.

[1/963] Yoksulun korkusu, o korkunun örneğidir. Sen hırs ve çabayı Hindistan bil.

[1/964] -Süleyman- rüzgâra emretti; onu Hindistan'ın uzak tarafına, bir adaya götürdü.

[1/965] Sonraki gün toplantı ve görüşme vakti; Süleyman Azrail'e dedi:

[1/966] “O müslümana neden öfkeyle baktın da evinden avare oldu?”

[1/967] -Azrail- dedi “Ben öfkeyle ne zaman baktım? Hayretle, yolda ona baktım.

[1/968] Çünkü Hak bana 'Bugün, haydi! Onun canını sen Hindistan'da al' diye emretti.

[1/969] Hayretle dedim: Onun yüz kanadı olsa, Hindistan'a gitmesi uzaktır.”


[1/2052] Senin gizlide cüzî aklın var, dünyada bir aklı olgun kişi ara.

[1/2053] Senin parçan onun bütününden bir bütün olur. Küllî akıl nefse boyun bağı gibidir.


[1/2215] İstek üstüne istek olmasaydı cüzî akıl, küll akıldan söz etmezdi.


[1/2433] Peygamber dedi: “Kadın akıllılara ve gönül sahiplerine tam galip gelir.

[1/2434] Cahillerse kadına üstün olur, çünkü onlar sert ve serkeş davranır.”


[1/2497] Aklın deveci gibi, sense deve; acı buyrukla seni her tarafa çekiyor.

[1/2498] Veliler aklın aklıdır. Ve akıllar, -kervanda- sona dek develer gibi.

[1/2499] Artık onlara ibret almak için bak. Yüz binlerin canı, bir kılavuzdur.


[1/281] Kâfirler üstünlük iddiasında maymun tabiatlıdır. Tabiat sinede bir afettir.

[1/282] İnsanoğlu ne yaparsa, maymun da onu yapar; sürekli insanda gördüğünü yapar.


[1/3317] Çaresiz kâfirlerin kanı, vahşi hayvanlar gibi, okların ve mızrakların önünde mubah olur.

[1/3318] Onların eşleri çocukları bütün mubahtır. Çünkü akılsız, reddedilmiş ve aşağılıktırlar.

[1/3319] Yine aklın aklından kaçan akıl, akıllılıktan hayvanlar mertebesine intikal eder.


[1/3740] Bunu hiç yorum yapmadan kabul et ki boğazına bal ve süt gibi girsin.

[1/3741] Çünkü yorum bağışı geri vermektir, zira o gerçeği hata görmektir.

[1/3742] O hata görme, onun aklının zayıflığındandır. Küllî akıl, özdür; cüzî akıl kabuk.

[1/3743] Kendini yorumla, hadisleri değil; beynine kötü de, gül bahçesine değil.


[2/20] Çünkü bir akıl, bir akılla birleşince kötü fiile ve kötü davranışa mani olur.

[2/21] Nefis başka bir nefisle arkadaş olunca, cüzî akıl âtıl ve işsiz olur.


[2/56] Ruh ilimle ve akılla dosttur. Ruhun Arapça ve Türkçe ile ne işi vardır?


[2/1540] Akıl, özelliğinden dolayı akıbeti görür. Nefis, sonu görmez.

[2/1541] Nefse mağlup olan akıl, nefis olur. Müşteri/saadet yıldızı, Zühal'e/uğursuzluk yıldızına yenilince uğursuz olur.

[2/1542] Yine bu uğursuzluk içinde, bu bakışını çevir; seni uğursuz yapana bak.

[2/1543] Bu gelgite bakan bakış, uğursuzluktan saadete doğru yol açar.


[2/1599] Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, aklın ve dinin düşmanıdır.

[2/1600] Allah duygu gözünü kör diye isimlendirdi; ona putperest dedi; bizim zıddımız diye adlandırdı.

[2/1601] Çünkü o köpük gördü, ama denizi görmedi; çünkü mevcut anı gördü, ama yarını görmedi.

[2/1602] Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor.


[2/1866] Çünkü akıllı kişiden bir cefa gelse, cahil kişilerin vefasından daha iyidir bu.

[2/1867] Peygamber, "Akıllının düşmanlığı, cahilden gelen sevgiden daha iyidir," dedi.


[2/2693] Ben şeytan delille karşı koyamam; çünkü her şerefli ve alçağın fitnesidir o.


[3/515] Ey dostlar! Gönül, güven yurdudur. orada pınarlar, gül bahçesi içinde gül bahçesi vardır.

[3/516] Ey yürüyen! Kalbine yönel ve yürü; orada ağaçlar ve akan pınarlar vardır.

[3/517] Köye gitme; köy adamı ahmak yapar; aklı nursuz ve cansız yapar.

[3/518] Ey seçkin kişi! Peygamberin sözünü dinle: “Köyde yarleşmek, aklın mezarıdır.”

[3/519] Kim bir gün ve gece köyde kalsa, bir aya kadar aklı tamam olmaz.

[3/520] Bir aya kadar ahmaklık onunla birliktedir. Köy otundan bunlardan başka ne biçilir.

[3/521] Köyde bir ay kalan kişide bir zaman cahillik ve körlük olur.

[3/522] [Köy] nedir? Ermemiş, taklide ve delile tutunmuş şeyh.

[3/523] Bu duygular, küllî akıl şehri önünde değirmende gözü bağlı eşekler gibidir.

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.