"İş" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
69. satır: 69. satır:
  
 
[2/2585] Gece olur, -dükkân sahibi çocuk- aç olarak eve gelir; çocuklar gitmiş tek başına kalmıştır.
 
[2/2585] Gece olur, -dükkân sahibi çocuk- aç olarak eve gelir; çocuklar gitmiş tek başına kalmıştır.
 +
----
 +
[3/1445] Ey oğul! Kimi istekli görürsen, onun dostu ol; önünde başını eğ.
 +
 +
[3/1445] Çünkü isteklilerin civarında olmakla istekli olursun; galip gelenlerin gölgesinde bulunmakla galip olursun.
 +
 +
[3/1445] Bir karınca Süleymanlık isterse, onun arayışına hafif hafif bakma.
 +
 +
[3/1445] [[Mal]] ve meslekten senin neyin varsa önce istek ve bir düşünce değil miydi?
  
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>

08.44, 21 Eylül 2008 tarihindeki hâli

ayrıca, bknz. iş bölümü

Göndermeler

Atasözü

Acele işe şeytan karışır.

Mesnevi'den[1]

[1/1874] Şeytan insana kötülük için gelir. Sana gelmez, çünkü şeytandan daha kötüsün.

[1/1875] Sen insan oldukça, şeytan peşinden koşardı, sana şarap tattırırdı.

[1/1876] Sen şeytanlık huyunda sağlamlaşınca, kötü işli şeytan senden kaçar.

[1/1877] Senin eteğine asılan, böyle olunca senden kaçar.


[1/3719] Herkes kendi kavmine/çevresine yardım eder; ahmaklar iş yaptım sanır.


[2/261] İnsanların yerinde ev yapma; kendi işini yap, yabancının işini yapma.


[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?

[2/727] Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.

[2/728] Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.

[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:

[2/730] “Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne iş ne dükkân” demek gibi.

[2/731] Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.

[2/732] Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.

[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.

[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.

[2/735] Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.


[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?

[2/727] Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.

[2/728] Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.

[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:

[2/730] “Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne ne dükkân” demek gibi.

[2/731] Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.

[2/732] Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.

[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.

[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.

[2/735] Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.


[2/1824] Hamal, ağır yüke koşar; yükü başkalarından kapar.

[2/1825] Hamalların, yük için savaşını gör; iş görenin çalışması böyledir.

[2/1826] Zahmetler rahatın esasıdır; acılar da nimetin öncüsüdür.


[2/2374] Mekânın,mekânsız âleme yolu olsaydı, ben şeyhler gibi dükkânda bulunurdum.


[2/2584] Çocuklar oyunda dükkân yaparlar; zaman geçirmenin dışında kârı olmaz.

[2/2585] Gece olur, -dükkân sahibi çocuk- aç olarak eve gelir; çocuklar gitmiş tek başına kalmıştır.


[3/1445] Ey oğul! Kimi istekli görürsen, onun dostu ol; önünde başını eğ.

[3/1445] Çünkü isteklilerin civarında olmakla istekli olursun; galip gelenlerin gölgesinde bulunmakla galip olursun.

[3/1445] Bir karınca Süleymanlık isterse, onun arayışına hafif hafif bakma.

[3/1445] Mal ve meslekten senin neyin varsa önce istek ve bir düşünce değil miydi?

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.