"İş" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k (→Göndermeler) |
|||
| 37. satır: | 37. satır: | ||
[2/735] Zira o [[münafık]] «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak [[hasre]]t elde etti. | [2/735] Zira o [[münafık]] «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak [[hasre]]t elde etti. | ||
| + | ---- | ||
| + | [2/2374] [[Mekân]]ın,[[ mekân]]sız [[âlem]]e yolu olsaydı, ben şeyhler gibi dükkânda bulunurdum. | ||
| + | |||
==Göndermeler== | ==Göndermeler== | ||
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> === | === Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> === | ||
11.50, 10 Eylül 2008 tarihindeki hâli
ayrıca, bknz. iş bölümü
Göndermeler
Atasözü
Mesnevi'den[1]
[1/1874] Şeytan insana kötülük için gelir. Sana gelmez, çünkü şeytandan daha kötüsün.
[1/1875] Sen insan oldukça, şeytan peşinden koşardı, sana şarap tattırırdı.
[1/1876] Sen şeytanlık huyunda sağlamlaşınca, kötü işli şeytan senden kaçar.
[1/1877] Senin eteğine asılan, böyle olunca senden kaçar.
[1/3719] Herkes kendi kavmine/çevresine yardım eder; ahmaklar iş yaptım sanır.
[2/261] İnsanların yerinde ev yapma; kendi işini yap, yabancının işini yapma.
[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?
[2/727] Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.
[2/728] Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.
[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:
[2/730] “Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne iş ne dükkân” demek gibi.
[2/731] Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.
[2/732] Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.
[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.
[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.
[2/735] Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.
[2/2374] Mekânın,mekânsız âleme yolu olsaydı, ben şeyhler gibi dükkânda bulunurdum.
Göndermeler
Mesnevi'den[2]
[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?
[2/727] Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.
[2/728] Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.
[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:
[2/730] “Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne iş ne dükkân” demek gibi.
[2/731] Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.
[2/732] Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.
[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.
[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.
[2/735] Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.
[2/1824] Hamal, ağır yüke koşar; yükü başkalarından kapar.
[2/1825] Hamalların, yük için savaşını gör; iş görenin çalışması böyledir.
[2/1826] Zahmetler rahatın esasıdır; acılar da nimetin öncüsüdür.