"Uzaklık" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
9. satır: 9. satır:
  
 
[1/271] Yüz binlerce böyle benzerlere bak, aralarındaki farkı yetmiş yıllık yol olarak gör.
 
[1/271] Yüz binlerce böyle benzerlere bak, aralarındaki farkı yetmiş yıllık yol olarak gör.
----
 
[1/965] Sonraki gün toplantı ve görüşme vakti; [[Süleyman]] [[Azrail]]'e dedi:
 
  
[1/966] “O müslümana neden öfkeyle baktın da evinden avare oldu?”
+
{{:Mesnevi 000001}}
 
 
[1/967] -[[Azrail]]- dedi “Ben öfkeyle ne zaman baktım? Hayretle, yolda ona baktım.
 
 
 
[1/968] Çünkü Hak bana 'Bugün, haydi! Onun canını sen [[Hindistan]]'da al' diye emretti.
 
 
 
[1/969] Hayretle dedim: Onun yüz kanadı olsa, [[Hindistan]]'a gitmesi uzaktır.”
 
 
----
 
----
 
[1/2639] [[Mana]] bu [[suret]]ten belirse de, [[suret]] [[mana]]ya yakındır ve uzaktır.
 
[1/2639] [[Mana]] bu [[suret]]ten belirse de, [[suret]] [[mana]]ya yakındır ve uzaktır.

14.51, 8 Kasım 2008 tarihindeki hâli

ayrıca bknz. Uzak

Göndermeler

Mesnevi'den[1]

[1/268] İki tür arı aynı yerden yer, fakat birinden zihir diğerinden bal olur.

[1/269] İki tür ceylan ot yer, su içer; birinden dışkı, diğerinden saf misk meydana gelir.

[1/270] Her iki ney aynı sulaktan beslenir; biri boş, diğeri ise şekerle dolu.

[1/271] Yüz binlerce böyle benzerlere bak, aralarındaki farkı yetmiş yıllık yol olarak gör.

Hür bir adam kuşluk vaktinde vardı, Süleyman'ın adliye sarayına koştu.

Kederden yüzü sarı ve her iki dudağı mordu. Sonra Süleyman, “Ey efendi! ne oldu?” dedi.

-Adam- “Azrail bana öfke ve kinle dolu şöyle bir bakış attı” dedi.

Süleyman, “Acele et! Şimdi ne istiyorusn? İste” dedi. -Adam- dedi: “Ey can sığınağı! Rüzgara emret.

Beni buradan Hindistan'a götürsün. Ola ki o tarafa giden kul, canını kurtarır.”

İşte halk yoksulluktan kaçar, bundan dolayı hırs ve emele lokma olurlar.

Yoksulun korkusu, o korkunun örneğidir. Sen hırs ve çabayı Hindistan bil.

-Süleyman- rüzgâra emretti; onu Hindistan'ın uzak tarafına, bir adaya götürdü.

Sonraki gün toplantı ve görüşme vakti; Süleyman Azrail'e dedi:

“O müslümana neden öfkeyle baktın da evinden avare oldu?”

-Azrail- dedi “Ben öfkeyle ne zaman baktım? Hayretle, yolda ona baktım.

Çünkü Hak bana 'Bugün, haydi! Onun canını sen Hindistan'da al' diye emretti.

Hayretle dedim: Onun yüz kanadı olsa, Hindistan'a gitmesi uzaktır.”[2]


[1/2639] Mana bu suretten belirse de, suret manaya yakındır ve uzaktır.

[1/2640] İşaret etmede su ve ağaç gibidirler. Niteliğe yönelirsen çok uzaktırlar.


[4/511] Dilden, şüpheden temiz olan göze kadar yüz binlerce yıllık -yol vardır- dersem, azdır.

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 957-969)