"Akıl" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
3. satır: 3. satır:
 
===Atasözü===
 
===Atasözü===
 
Akıl akıldan [[üstünlük|üstün]]dür.
 
Akıl akıldan [[üstünlük|üstün]]dür.
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
+
=== Mevlânâ'dan ===
[1/50] İstisnâyı dile getirmemiş ne çok kimsenin cânı istisnânın cânıyla eştir.
+
İstisnâyı dile getirmemiş ne çok kimsenin cânı istisnânın cânıyla eştir.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 50)</ref>
 
----
 
----
[1/957] [[Hür]] bir adam kuşluk vaktinde vardı, [[Süleyman]]'ın [[adliye]] sarayına koştu.
+
[[Hür]] bir adam kuşluk vaktinde vardı, [[Süleyman]]'ın [[adliye]] sarayına koştu.<br>
 
+
[[Keder]]den yüzü sarı ve her iki dudağı mordu. Sonra [[Süleyman]], “Ey efendi! ne oldu?” dedi.<br>
[1/958] [[Keder]]den yüzü sarı ve her iki dudağı mordu. Sonra [[Süleyman]], “Ey efendi! ne oldu?” dedi.
+
-Adam- “[[Azrail]] bana öfke ve kinle dolu şöyle bir bakış attı” dedi.<br>
 
+
[[Süleyman]], “[[Acele]] et! Şimdi ne istiyorusn? İste” dedi. -Adam- dedi: “Ey can sığınağı! Rüzgara emret.<br>
[1/959] -Adam- “[[Azrail]] bana öfke ve kinle dolu şöyle bir bakış attı” dedi.
+
Beni buradan [[Hindistan]]'a götürsün. Ola ki o tarafa giden kul, canını kurtarır.”<br>
 
+
İşte [[halk]] [[yoksulluk]]tan kaçar, bundan dolayı [[hırs]] ve [[emel]]e lokma olurlar.<br>
[1/960] [[Süleyman]], “[[Acele]] et! Şimdi ne istiyorusn? İste” dedi. -Adam- dedi: “Ey can sığınağı! Rüzgara emret.
+
[[yoksulluk|Yoksul]]un [[korku]]su, o [[korku]]nun örneğidir. Sen [[hırs]] ve [[çaba]]yı [[Hindistan]] bil.<br>
 
+
-[[Süleyman]]- rüzgâra emretti; onu [[Hindistan]]'ın uzak tarafına, bir adaya götürdü.<br>
[1/961] Beni buradan [[Hindistan]]'a götürsün. Ola ki o tarafa giden kul, canını kurtarır.”
+
Sonraki gün toplantı ve görüşme vakti; [[Süleyman]] [[Azrail]]'e dedi:<br>
 
+
“O müslümana neden öfkeyle baktın da evinden avare oldu?”<br>
[1/962] İşte [[halk]] [[yoksulluk]]tan kaçar, bundan dolayı [[hırs]] ve [[emel]]e lokma olurlar.
+
-[[Azrail]]- dedi “Ben öfkeyle ne zaman baktım? [[Hayret]]le, yolda ona baktım.<br>
 
+
Çünkü Hak bana 'Bugün, haydi! Onun canını sen [[Hindistan]]'da al' diye emretti.<br>
[1/963] [[yoksulluk|Yoksul]]un [[korku]]su, o [[korku]]nun örneğidir. Sen [[hırs]] ve [[çaba]]yı [[Hindistan]] bil.
+
[[Hayret]]le dedim: Onun yüz kanadı olsa, [[Hindistan]]'a gitmesi [[uzak]]tır.”<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 957-969)</ref>
 
 
[1/964] -[[Süleyman]]- rüzgâra emretti; onu [[Hindistan]]'ın uzak tarafına, bir adaya götürdü.
 
 
 
[1/965] Sonraki gün toplantı ve görüşme vakti; [[Süleyman]] [[Azrail]]'e dedi:
 
 
 
[1/966] “O müslümana neden öfkeyle baktın da evinden avare oldu?”
 
 
 
[1/967] -[[Azrail]]- dedi “Ben öfkeyle ne zaman baktım? [[Hayret]]le, yolda ona baktım.
 
 
 
[1/968] Çünkü Hak bana 'Bugün, haydi! Onun canını sen [[Hindistan]]'da al' diye emretti.
 
 
 
[1/969] [[Hayret]]le dedim: Onun yüz kanadı olsa, [[Hindistan]]'a gitmesi [[uzak]]tır.”
 
 
----
 
----
[1/2052] Senin gizlide cüzî aklın var, dünyada bir aklı olgun kişi ara.
+
Senin gizlide cüzî aklın var, dünyada bir aklı olgun kişi ara.<br>
 
+
Senin parçan onun bütününden bir bütün olur. Küllî akıl nefse boyun bağı gibidir.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2052-2053)</ref>
[1/2053] Senin parçan onun bütününden bir bütün olur. Küllî akıl nefse boyun bağı gibidir.
 
 
----
 
----
[1/2215] [[İstek]] üstüne [[istek]] olmasaydı cüzî akıl, küll akıldan söz etmezdi.
+
[[İstek]] üstüne [[istek]] olmasaydı cüzî akıl, küll akıldan söz etmezdi.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2215)</ref>
 
----
 
----
[1/2497] Aklın deveci gibi, sense deve; acı [[buyruk]]la seni her tarafa çekiyor.
+
Aklın deveci gibi, sense deve; acı [[buyruk]]la seni her tarafa çekiyor.<br>
 
+
[[Veli]]ler aklın aklıdır. Ve akıllar, -kervanda- sona dek develer gibi.<br>
[1/2498] [[Veli]]ler aklın aklıdır. Ve akıllar, -kervanda- sona dek develer gibi.
+
Artık onlara ibret almak için bak. Yüz binlerin canı, bir [[kılavuz]]dur.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2497-2499)</ref>
 
 
[1/2499] Artık onlara ibret almak için bak. Yüz binlerin canı, bir [[kılavuz]]dur.
 
 
----
 
----
[1/281] Kâfirler [[üstünlük]] iddiasında [[maymun]] [[tabiat]]lıdır. [[Tabiat]] [[sine]]de bir [[afet]]tir.
+
Kâfirler [[üstünlük]] iddiasında [[maymun]] [[tabiat]]lıdır. [[Tabiat]] [[sine]]de bir [[afet]]tir.<br>
 
+
[[İnsan]]oğlu ne yaparsa, [[maymun]] da onu yapar; sürekli [[insan]]da gördüğünü yapar.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 281-282)</ref>
[1/282] [[İnsan]]oğlu ne yaparsa, [[maymun]] da onu yapar; sürekli [[insan]]da gördüğünü yapar.
 
 
----
 
----
[1/3317] Çaresiz [[kâfir]]lerin kanı, vahşi hayvanlar gibi, okların ve mızrakların önünde mubah olur.
+
Çaresiz [[kâfir]]lerin kanı, vahşi hayvanlar gibi, okların ve mızrakların önünde mubah olur.<br>
 
+
Onların eşleri çocukları bütün mubahtır. Çünkü akılsız, reddedilmiş ve aşağılıktırlar.<br>
[1/3318] Onların eşleri çocukları bütün mubahtır. Çünkü akılsız, reddedilmiş ve aşağılıktırlar.
+
Yine aklın aklından kaçan akıl, akıllılıktan hayvanlar mertebesine intikal eder.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3317-3319)</ref>
 
 
[1/3319] Yine aklın aklından kaçan akıl, akıllılıktan hayvanlar mertebesine intikal eder.
 
 
----
 
----
[1/3740] Bunu hiç [[yorum]] yapmadan kabul et ki boğazına bal ve süt gibi girsin.
+
Bunu hiç [[yorum]] yapmadan kabul et ki boğazına bal ve süt gibi girsin.<br>
 
+
Çünkü [[yorum]] bağışı geri vermektir, zira o gerçeği hata görmektir.<br>
[1/3741] Çünkü [[yorum]] bağışı geri vermektir, zira o gerçeği hata görmektir.
+
O hata görme, onun aklının zayıflığındandır. Küllî akıl, özdür; cüzî akıl kabuk.<br>
 
+
Kendini [[yorum]]la, hadisleri değil; beynine kötü de, gül bahçesine değil.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3740-3743)</ref>
[1/3742] O hata görme, onun aklının zayıflığındandır. Küllî akıl, özdür; cüzî akıl kabuk.
 
 
 
[1/3743] Kendini [[yorum]]la, hadisleri değil; beynine kötü de, gül bahçesine değil.
 
 
----
 
----
[2/20] Çünkü bir akıl, bir akılla birleşince [[kötü]] [[fiil]]e ve [[kötü]] [[davranış]]a mani olur.
+
Çünkü bir akıl, bir akılla birleşince [[kötü]] [[fiil]]e ve [[kötü]] [[davranış]]a mani olur.<br>
 
+
[[Nefis]] başka bir nefisle [[dost|arkadaş]] olunca, cüzî akıl âtıl ve işsiz olur.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 20-21)</ref>
[2/21] [[Nefis]] başka bir nefisle [[dost|arkadaş]] olunca, cüzî akıl âtıl ve işsiz olur.
 
 
----
 
----
[2/56] Ruh [[bilim|ilim]]le ve akılla [[dost]]tur. Ruhun Arapça ve Türkçe ile ne işi vardır?
+
Ruh [[bilim|ilim]]le ve akılla [[dost]]tur. Ruhun Arapça ve Türkçe ile ne işi vardır?<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 56)</ref>
 
----
 
----
[2/1540] Akıl, özelliğinden dolayı akıbeti görür. [[Nefis]], sonu görmez.
+
Akıl, özelliğinden dolayı akıbeti görür. [[Nefis]], sonu görmez.<br>
 
+
[[nefis|Nefs]]e mağlup olan akıl, [[nefis]] olur. Müşteri/saadet yıldızı, Zühal'e/[[uğursuzluk]] yıldızına yenilince [[uğursuz]] olur.<br>
[2/1541] [[nefis|Nefs]]e mağlup olan akıl, [[nefis]] olur. Müşteri/saadet yıldızı, Zühal'e/[[uğursuzluk]] yıldızına yenilince [[uğursuz]] olur.
+
Yine bu [[uğursuzluk]] içinde, bu bakışını çevir; seni [[uğursuz]] yapana bak.<br>
 
+
Bu gelgite bakan bakış, [[uğursuzluk]]tan [[saadete]] doğru yol açar.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1540-1543)</ref>
[2/1542] Yine bu [[uğursuzluk]] içinde, bu bakışını çevir; seni [[uğursuz]] yapana bak.
 
 
 
[2/1543] Bu gelgite bakan bakış, [[uğursuzluk]]tan [[saadete]] doğru yol açar.
 
 
----
 
----
[2/1599] Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, aklın ve [[din]]in düşmanıdır.
+
Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, aklın ve [[din]]in düşmanıdır.<br>
 
+
Allah duygu gözünü kör diye isimlendirdi; ona putperest dedi; bizim [[zıt|zıd]]dımız diye adlandırdı.<br>
[2/1600] Allah duygu gözünü kör diye isimlendirdi; ona putperest dedi; bizim [[zıt|zıd]]dımız diye adlandırdı.
+
Çünkü o köpük gördü, ama denizi görmedi; çünkü mevcut anı gördü, ama yarını görmedi.<br>
 
+
Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1599-1602)</ref>
[2/1601] Çünkü o köpük gördü, ama denizi görmedi; çünkü mevcut anı gördü, ama yarını görmedi.
 
 
 
[2/1602] Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor.
 
 
----
 
----
[2/2693] Ben [[şeytan]] [[delil]]le karşı koyamam; çünkü her şerefli ve alçağın [[fitne]]sidir o.
+
Ben [[şeytan]] [[delil]]le karşı koyamam; çünkü her şerefli ve alçağın [[fitne]]sidir o.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 2693)</ref>
 
----
 
----
[3/515] Ey dostlar! Gönül, güven yurdudur. orada pınarlar, gül bahçesi içinde gül bahçesi vardır.
+
Ey dostlar! Gönül, güven yurdudur. orada pınarlar, gül bahçesi içinde gül bahçesi vardır.<br>
 
+
Ey yürüyen! Kalbine yönel ve yürü; orada ağaçlar ve akan pınarlar vardır.<br>
[3/516] Ey yürüyen! Kalbine yönel ve yürü; orada ağaçlar ve akan pınarlar vardır.
+
[[Köy]]e gitme; [[köy]] adamı ahmak yapar; aklı nursuz ve cansız yapar.<br>
 
+
Ey seçkin kişi! Peygamberin sözünü dinle: “[[Köy]]de yarleşmek, aklın mezarıdır.”<br>
[3/517] [[Köy]]e gitme; [[köy]] adamı ahmak yapar; aklı nursuz ve cansız yapar.
+
Kim bir gün ve gece [[köy]]de kalsa, bir aya kadar aklı tamam olmaz.<br>
 
+
Bir aya kadar ahmaklık onunla birliktedir. [[Köy]] otundan bunlardan başka ne biçilir.<br>
[3/518] Ey seçkin kişi! Peygamberin sözünü dinle: “[[Köy]]de yarleşmek, aklın mezarıdır.”
+
[[Köy]]de bir ay kalan kişide bir zaman cahillik ve körlük olur.<br>
 
+
[[Köy]] nedir? Ermemiş, taklide ve delile tutunmuş [[şeyh]].<br>
[3/519] Kim bir gün ve gece [[köy]]de kalsa, bir aya kadar aklı tamam olmaz.
+
Bu duygular, küllî akıl [[kent|şehr]]i önünde değirmende gözü bağlı eşekler gibidir.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 515-523)</ref>
 
 
[3/520] Bir aya kadar ahmaklık onunla birliktedir. [[Köy]] otundan bunlardan başka ne biçilir.
 
 
 
[3/521] [[Köy]]de bir ay kalan kişide bir zaman cahillik ve körlük olur.
 
 
 
[3/522] [[Köy]] nedir? Ermemiş, taklide ve delile tutunmuş [[şeyh]].
 
 
 
[3/523] Bu duygular, küllî akıl [[kent|şehr]]i önünde değirmende gözü bağlı eşekler gibidir.
 
 
----
 
----
[3/1290] Aklı bırak, ondan sonra akıllı ol; kulağını kapat o zaman kulak ver.
+
Aklı bırak, ondan sonra akıllı ol; kulağını kapat o zaman kulak ver.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1290)</ref>
 
----
 
----
[3/1536] Surette güzeller arasında fark olduğu gibi beşerin aklında bu farklılık vardır.
+
Surette güzeller arasında fark olduğu gibi beşerin aklında bu farklılık vardır.<br>
 
+
Ahmed bir sözünde bu şekilde buyurdu: “Erkeklerin güzelliği dillerinde gizlidir.”<br>
[3/1537] Ahmed bir sözünde bu şekilde buyurdu: “Erkeklerin güzelliği dillerinde gizlidir.”
+
Akılların farklılığı, yaratılıştadır; sünnilere uygun olarak dinlemek gerekir;<br>
 
+
-Bu- Mutezile olanların -şu-  sözünün aksinedir: “Akıllar yaratılışta aynı orandadır.<br>
[3/1538] Akılların farklılığı, yaratılıştadır; sünnilere uygun olarak dinlemek gerekir;
+
Tecrübe ve eğitim, onu azaltır ve çoğaltır; böylece birini, birinden daha bilgili yapar.”<br>
 
+
Bu batıldır; mesela bir meslekte tecrübesi buunmayan çocuğun görüşü;<br>
[3/1539] -Bu- Mutezile olanların -şu-  sözünün aksinedir: “Akıllar yaratılışta aynı orandadır.
+
O küçük çocuktan bir düşünce doğar da yaşlı kişi yüz tecrübesine rağmen onu hissetmez.<br>
 
+
Yaratılıştan bulunan, çalışma ve düşünmeyle olan üstünlükten bizzat üstün ve daha iyidir.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1536-1543)</ref>
[3/1540] Tecrübe ve eğitim, onu azaltır ve çoğaltır; böylece birini, birinden daha bilgili yapar.”
 
 
 
[3/1541] Bu batıldır; mesela bir meslekte tecrübesi buunmayan çocuğun görüşü;
 
 
 
[3/1542] O küçük çocuktan bir düşünce doğar da yaşlı kişi yüz tecrübesine rağmen onu hissetmez.
 
 
 
[3/1543] Yaratılıştan bulunan, çalışma ve düşünmeyle olan üstünlükten bizzat üstün ve daha iyidir.
 
 
----
 
----
[3/1823] Ey filan! [[Duygu]] akla esirdir; yine bil ki akıl da [[ruh]]a tutsaktır.
+
Ey filan! [[Duygu]] akla esirdir; yine bil ki akıl da [[ruh]]a tutsaktır.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1823)</ref>
 
----
 
----
[3/2529] Aklın kabuğu yüz delil gösterse, küllî akıl, kesin [[inanç]] olmadan nasıl adım atar?
+
Aklın kabuğu yüz delil gösterse, küllî akıl, kesin [[inanç]] olmadan nasıl adım atar?<br>
 
+
Akıl baştan başa defterler karartır; aklın aklının ayla dolu ufukları vardır.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 2529-2530)</ref>
[3/2530] Akıl baştan başa defterler karartır; aklın aklının ayla dolu ufukları vardır.
 
 
----
 
----
[3/3580] Müctehid/[[hukuk]]çu, nassı/Kuran ve hadisi bilirse, o meselede [[kıyas]] yapmayı düşünmez.
+
Müctehid/[[hukuk]]çu, nassı/Kuran ve hadisi bilirse, o meselede [[kıyas]] yapmayı düşünmez.<br>
 
+
O konuda nas bulmazsa, orada [[kıyas]]tan yararlanır.<br>
[3/3581] O konuda nas bulmazsa, orada [[kıyas]]tan yararlanır.
+
Nassı, kesin olarak kutsal [[ruh]]un vahyi bil; parça aklın o kıyası, bunun altındadır.<br>
 
+
Akıl, [[can]]la [[idrak]] ve [[zekâ]] sahibi oldu. [[Ruh]], onun görüşünün altında nasıl bulunur?<br>
[3/3582] Nassı, kesin olarak kutsal [[ruh]]un vahyi bil; parça aklın o kıyası, bunun altındadır.
+
Fakat [[can]] akla tesir eder; o akıl, o tesirle tedbirde bulunur.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 3580-3585)</ref>
 
 
[3/3583] Akıl, [[can]]la [[idrak]] ve [[zekâ]] sahibi oldu. [[Ruh]], onun görüşünün altında nasıl bulunur?
 
 
 
[3/3585] Fakat [[can]] akla tesir eder; o akıl, o tesirle tedbirde bulunur.
 
 
----
 
----
[4/271] [[Sebep]] [[bilgi|bil]]inmeyince hastalığın ilacı zordur; onda yüz [[ihtimal]] vardır.
+
[[Sebep]] [[bilgi|bil]]inmeyince hastalığın ilacı zordur; onda yüz [[ihtimal]] vardır.<br>
 
+
[[sebep|Sebeb]]i [[bilgi|bil]]irsen kolaydır; sebepleri [[bilgi|bil]]mek, [[bilgi]]sizliği defeder.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 271-272)</ref>
[4/272] [[sebep|Sebeb]]i [[bilgi|bil]]irsen kolaydır; sebepleri [[bilgi|bil]]mek, [[bilgi]]sizliği defeder.
+
----
 
+
Senin [[Akıl|akl]]ın vezirdir, isteklerine mağluptur; vucudunda Allah yolunun yol kesicisidir.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1245)</ref>
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Atasözü]]
 
[[Category:Atasözü]]

08.27, 8 Kasım 2008 tarihindeki hâli

ayrıca bknz. akıllı

Göndermeler

Atasözü

Akıl akıldan üstündür.

Mevlânâ'dan

İstisnâyı dile getirmemiş ne çok kimsenin cânı istisnânın cânıyla eştir.[1]


Hür bir adam kuşluk vaktinde vardı, Süleyman'ın adliye sarayına koştu.
Kederden yüzü sarı ve her iki dudağı mordu. Sonra Süleyman, “Ey efendi! ne oldu?” dedi.
-Adam- “Azrail bana öfke ve kinle dolu şöyle bir bakış attı” dedi.
Süleyman, “Acele et! Şimdi ne istiyorusn? İste” dedi. -Adam- dedi: “Ey can sığınağı! Rüzgara emret.
Beni buradan Hindistan'a götürsün. Ola ki o tarafa giden kul, canını kurtarır.”
İşte halk yoksulluktan kaçar, bundan dolayı hırs ve emele lokma olurlar.
Yoksulun korkusu, o korkunun örneğidir. Sen hırs ve çabayı Hindistan bil.
-Süleyman- rüzgâra emretti; onu Hindistan'ın uzak tarafına, bir adaya götürdü.
Sonraki gün toplantı ve görüşme vakti; Süleyman Azrail'e dedi:
“O müslümana neden öfkeyle baktın da evinden avare oldu?”
-Azrail- dedi “Ben öfkeyle ne zaman baktım? Hayretle, yolda ona baktım.
Çünkü Hak bana 'Bugün, haydi! Onun canını sen Hindistan'da al' diye emretti.
Hayretle dedim: Onun yüz kanadı olsa, Hindistan'a gitmesi uzaktır.”[2]


Senin gizlide cüzî aklın var, dünyada bir aklı olgun kişi ara.
Senin parçan onun bütününden bir bütün olur. Küllî akıl nefse boyun bağı gibidir.[3]


İstek üstüne istek olmasaydı cüzî akıl, küll akıldan söz etmezdi.[4]


Aklın deveci gibi, sense deve; acı buyrukla seni her tarafa çekiyor.
Veliler aklın aklıdır. Ve akıllar, -kervanda- sona dek develer gibi.
Artık onlara ibret almak için bak. Yüz binlerin canı, bir kılavuzdur.[5]


Kâfirler üstünlük iddiasında maymun tabiatlıdır. Tabiat sinede bir afettir.
İnsanoğlu ne yaparsa, maymun da onu yapar; sürekli insanda gördüğünü yapar.[6]


Çaresiz kâfirlerin kanı, vahşi hayvanlar gibi, okların ve mızrakların önünde mubah olur.
Onların eşleri çocukları bütün mubahtır. Çünkü akılsız, reddedilmiş ve aşağılıktırlar.
Yine aklın aklından kaçan akıl, akıllılıktan hayvanlar mertebesine intikal eder.[7]


Bunu hiç yorum yapmadan kabul et ki boğazına bal ve süt gibi girsin.
Çünkü yorum bağışı geri vermektir, zira o gerçeği hata görmektir.
O hata görme, onun aklının zayıflığındandır. Küllî akıl, özdür; cüzî akıl kabuk.
Kendini yorumla, hadisleri değil; beynine kötü de, gül bahçesine değil.[8]


Çünkü bir akıl, bir akılla birleşince kötü fiile ve kötü davranışa mani olur.
Nefis başka bir nefisle arkadaş olunca, cüzî akıl âtıl ve işsiz olur.[9]


Ruh ilimle ve akılla dosttur. Ruhun Arapça ve Türkçe ile ne işi vardır?[10]


Akıl, özelliğinden dolayı akıbeti görür. Nefis, sonu görmez.
Nefse mağlup olan akıl, nefis olur. Müşteri/saadet yıldızı, Zühal'e/uğursuzluk yıldızına yenilince uğursuz olur.
Yine bu uğursuzluk içinde, bu bakışını çevir; seni uğursuz yapana bak.
Bu gelgite bakan bakış, uğursuzluktan saadete doğru yol açar.[11]


Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, aklın ve dinin düşmanıdır.
Allah duygu gözünü kör diye isimlendirdi; ona putperest dedi; bizim zıddımız diye adlandırdı.
Çünkü o köpük gördü, ama denizi görmedi; çünkü mevcut anı gördü, ama yarını görmedi.
Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor.[12]


Ben şeytan delille karşı koyamam; çünkü her şerefli ve alçağın fitnesidir o.[13]


Ey dostlar! Gönül, güven yurdudur. orada pınarlar, gül bahçesi içinde gül bahçesi vardır.
Ey yürüyen! Kalbine yönel ve yürü; orada ağaçlar ve akan pınarlar vardır.
Köye gitme; köy adamı ahmak yapar; aklı nursuz ve cansız yapar.
Ey seçkin kişi! Peygamberin sözünü dinle: “Köyde yarleşmek, aklın mezarıdır.”
Kim bir gün ve gece köyde kalsa, bir aya kadar aklı tamam olmaz.
Bir aya kadar ahmaklık onunla birliktedir. Köy otundan bunlardan başka ne biçilir.
Köyde bir ay kalan kişide bir zaman cahillik ve körlük olur.
Köy nedir? Ermemiş, taklide ve delile tutunmuş şeyh.
Bu duygular, küllî akıl şehri önünde değirmende gözü bağlı eşekler gibidir.[14]


Aklı bırak, ondan sonra akıllı ol; kulağını kapat o zaman kulak ver.[15]


Surette güzeller arasında fark olduğu gibi beşerin aklında bu farklılık vardır.
Ahmed bir sözünde bu şekilde buyurdu: “Erkeklerin güzelliği dillerinde gizlidir.”
Akılların farklılığı, yaratılıştadır; sünnilere uygun olarak dinlemek gerekir;
-Bu- Mutezile olanların -şu- sözünün aksinedir: “Akıllar yaratılışta aynı orandadır.
Tecrübe ve eğitim, onu azaltır ve çoğaltır; böylece birini, birinden daha bilgili yapar.”
Bu batıldır; mesela bir meslekte tecrübesi buunmayan çocuğun görüşü;
O küçük çocuktan bir düşünce doğar da yaşlı kişi yüz tecrübesine rağmen onu hissetmez.
Yaratılıştan bulunan, çalışma ve düşünmeyle olan üstünlükten bizzat üstün ve daha iyidir.[16]


Ey filan! Duygu akla esirdir; yine bil ki akıl da ruha tutsaktır.[17]


Aklın kabuğu yüz delil gösterse, küllî akıl, kesin inanç olmadan nasıl adım atar?
Akıl baştan başa defterler karartır; aklın aklının ayla dolu ufukları vardır.[18]


Müctehid/hukukçu, nassı/Kuran ve hadisi bilirse, o meselede kıyas yapmayı düşünmez.
O konuda nas bulmazsa, orada kıyastan yararlanır.
Nassı, kesin olarak kutsal ruhun vahyi bil; parça aklın o kıyası, bunun altındadır.
Akıl, canla idrak ve zekâ sahibi oldu. Ruh, onun görüşünün altında nasıl bulunur?
Fakat can akla tesir eder; o akıl, o tesirle tedbirde bulunur.[19]


Sebep bilinmeyince hastalığın ilacı zordur; onda yüz ihtimal vardır.
Sebebi bilirsen kolaydır; sebepleri bilmek, bilgisizliği defeder.[20]


Senin aklın vezirdir, isteklerine mağluptur; vucudunda Allah yolunun yol kesicisidir.[21]

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 50)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 957-969)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2052-2053)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2215)
  5. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2497-2499)
  6. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 281-282)
  7. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3317-3319)
  8. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3740-3743)
  9. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 20-21)
  10. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 56)
  11. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1540-1543)
  12. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1599-1602)
  13. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 2693)
  14. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 515-523)
  15. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1290)
  16. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1536-1543)
  17. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1823)
  18. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 2529-2530)
  19. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 3580-3585)
  20. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 271-272)
  21. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1245)