"Akıl" sayfasının sürümleri arasındaki fark
| 80. satır: | 80. satır: | ||
[2/1543] Bu gelgite bakan bakış, [[uğursuzluk]]tan [[saadete]] doğru yol açar. | [2/1543] Bu gelgite bakan bakış, [[uğursuzluk]]tan [[saadete]] doğru yol açar. | ||
| + | ---- | ||
| + | [2/1599] Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, aklın ve [[din]]in düşmanıdır. | ||
| + | |||
| + | [2/1600] Allah duygu gözünü kör diye isimlendirdi; ona putperest dedi; bizim [[zıt|zıd]]dımız diye adlandırdı. | ||
| + | |||
| + | [2/1601] Çünkü o köpük gördü, ama denizi görmedi; çünkü mevcut anı gördü, ama yarını görmedi. | ||
| + | |||
| + | [2/1602] Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor. | ||
==Notlar == | ==Notlar == | ||
<references/> | <references/> | ||
10.48, 4 Eylül 2008 tarihindeki hâli
Göndermeler
Atasözü
Akıl akıldan üstündür.
Mesnevi'den[1]
[1/50] İstisnâyı dile getirmemiş ne çok kimsenin cânı istisnânın cânıyla eştir.
[1/154] Biri eşeğin kuyruk altına bir diken koyar. Eşek onu çıkarmasını bilmez, sıçrar.
[1/155] Sıçrar ve bu diken daha sağlam batar. Dikeni çıkarmak için bir akıllı gerekir.
[1/156] Eşek dikeni çıkarmak için acı ve dertle çifte atar, yüz yerini yaralar.
[1/957] Hür bir adam kuşluk vaktinde vardı, Süleyman'ın adliye sarayına koştu.
[1/958] Kederden yüzü sarı ve her iki dudağı mordu. Sonra Süleyman, “Ey efendi! ne oldu?” dedi.
[1/959] -Adam- “Azrail bana öfke ve kinle dolu şöyle bir bakış attı” dedi.
[1/960] Süleyman, “Acele et! Şimdi ne istiyorusn? İste” dedi. -Adam- dedi: “Ey can sığınağı! Rüzgara emret.
[1/961] Beni buradan Hindistan'a götürsün. Ola ki o tarafa giden kul, canını kurtarır.”
[1/962] İşte halk yoksulluktan kaçar, bundan dolayı hırs ve emele lokma olurlar.
[1/963] Yoksulun korkusu, o korkunun örneğidir. Sen hırs ve çabayı Hindistan bil.
[1/964] -Süleyman- rüzgâra emretti; onu Hindistan'ın uzak tarafına, bir adaya götürdü.
[1/965] Sonraki gün toplantı ve görüşme vakti; Süleyman Azrail'e dedi:
[1/966] “O müslümana neden öfkeyle baktın da evinden avare oldu?”
[1/967] -Azrail- dedi “Ben öfkeyle ne zaman baktım? Hayretle, yolda ona baktım.
[1/968] Çünkü Hak bana 'Bugün, haydi! Onun canını sen Hindistan'da al' diye emretti.
[1/969] Hayretle dedim: Onun yüz kanadı olsa, Hindistan'a gitmesi uzaktır.”
[1/2052] Senin gizlide cüzî aklın var, dünyada bir aklı olgun kişi ara.
[1/2053] Senin parçan onun bütününden bir bütün olur. Küllî akıl nefse boyun bağı gibidir.
[1/2215] İstek üstüne istek olmasaydı cüzî akıl, küll akıldan söz etmezdi.
[1/2497] Aklın deveci gibi, sense deve; acı buyrukla seni her tarafa çekiyor.
[1/2498] Veliler aklın aklıdır. Ve akıllar, -kervanda- sona dek develer gibi.
[1/2499] Artık onlara ibret almak için bak. Yüz binlerin canı, bir kılavuzdur.
[1/281] Kâfirler üstünlük iddiasında maymun tabiatlıdır. Tabiat sinede bir afettir.
[1/282] İnsanoğlu ne yaparsa, maymun da onu yapar; sürekli insanda gördüğünü yapar.
[1/3317] Çaresiz kâfirlerin kanı, vahşi hayvanlar gibi, okların ve mızrakların önünde mubah olur.
[1/3318] Onların eşleri çocukları bütün mubahtır. Çünkü akılsız, reddedilmiş ve aşağılıktırlar.
[1/3319] Yine aklın aklından kaçan akıl, akıllılıktan hayvanlar mertebesine intikal eder.
[1/3740] Bunu hiç yorum yapmadan kabul et ki boğazına bal ve süt gibi girsin.
[1/3741] Çünkü yorum bağışı geri vermektir, zira o gerçeği hata görmektir.
[1/3742] O hata görme, onun aklının zayıflığındandır. Küllî akıl, özdür; cüzî akıl kabuk.
[1/3743] Kendini yorumla, hadisleri değil; beynine kötü de, gül bahçesine değil.
[2/20] Çünkü bir akıl, bir akılla birleşince kötü fiile ve kötü davranışa mani olur.
[2/21] Nefis başka bir nefisle arkadaş olunca, cüzî akıl âtıl ve işsiz olur.
[2/56] Ruh ilimle ve akılla dosttur. Ruhun Arapça ve Türkçe ile ne işi vardır?
[2/1540] Akıl, özelliğinden dolayı akıbeti görür. Nefis, sonu görmez.
[2/1541] Nefse mağlup olan akıl, nefis olur. Müşteri/saadet yıldızı, Zühal'e/uğursuzluk yıldızına yenilince uğursuz olur.
[2/1542] Yine bu uğursuzluk içinde, bu bakışını çevir; seni uğursuz yapana bak.
[2/1543] Bu gelgite bakan bakış, uğursuzluktan saadete doğru yol açar.
[2/1599] Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, aklın ve dinin düşmanıdır.
[2/1600] Allah duygu gözünü kör diye isimlendirdi; ona putperest dedi; bizim zıddımız diye adlandırdı.
[2/1601] Çünkü o köpük gördü, ama denizi görmedi; çünkü mevcut anı gördü, ama yarını görmedi.
[2/1602] Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor.
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.