"Çalışma" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
 
(2 kullanıcıdan 7 ara revizyon gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
 
==Göndermeler==
 
==Göndermeler==
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
+
=== Mevlânâ'dan ===
[3/3088] Korkak tabiatlı, cam canlı tacirin [[ticaret]]inde ne kâr vardır, ne de ziyan.
+
{{:Mesnevi 000172}}
  
[3/3089] Hatta ziyanı vardır, çünkü mahrumdur ve hordur; şule yutan, ışık bulur.
+
{{:Mesnevi 000019}}
  
[3/3090] Çünkü bütün [[iş]]ler [[ümit]] üzeredir; [[din]] işi evlâdır; bununla kurtulursun.
+
{{:Mesnevi 000130}}
  
[3/3090] Burada [[ümit]]ten başka kapı çalmaya izin yoktur. Allah doğruyu daha iyi bilir.
+
{{:Mesnevi 000076}}
  
[3/3090] Boyunları çalışmaktan iğ gibi olsa da kişileri mesleklere çağıran, [[ümit]] ve [[beklenti]]dir.
+
===Marx'tan===
 
+
{{:Marx 000005}}
[3/3090] Kişi sabahleyin dükkâna giderken, rızk [[ümit]] ve [[beklenti]]siyle koşar.
 
  
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 +
[[Category:Mevlânâ]]

11.50, 10 Eylül 2021 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Göndermeler[düzenle]

Mevlânâ'dan[düzenle]

Hamal, ağır yüke koşar; yükü başkalarından kapar.

Hamalların, yük için savaşını gör; görenin çalışması böyledir.

Zahmetler rahatın esasıdır; acılar da nimetin öncüsüdür.[1]

Surette güzeller arasında fark olduğu gibi beşerin aklında bu farklılık vardır.

Ahmed bir sözünde bu şekilde buyurdu: “Erkeklerin güzelliği dillerinde gizlidir.”

Akılların farklılığı, yaratılıştadır; sünnilere uygun olarak dinlemek gerekir;

-Bu- Mutezile olanların -şu- sözünün aksinedir: “Akıllar yaratılışta aynı orandadır.

Tecrübe ve eğitim, onu azaltır ve çoğaltır; böylece birini, birinden daha bilgili yapar.”

Bu batıldır; mesela bir meslekte tecrübesi buunmayan çocuğun görüşü;

O küçük çocuktan bir düşünce doğar da yaşlı kişi yüz tecrübesine rağmen onu hissetmez.

Yaratılıştan bulunan, çalışma ve düşünmeyle olan üstünlükten bizzat üstün ve daha iyidir.[2]

Korkak tabiatlı, cam canlı tacirin ticaretinde ne kâr vardır, ne de ziyan.

Hatta ziyanı vardır, çünkü mahrumdur ve hordur; şule yutan, ışık bulur.

Çünkü bütün işler ümit üzeredir; din işi evlâdır; bununla kurtulursun.

Burada ümitten başka kapı çalmaya izin yoktur. Allah doğruyu daha iyi bilir.

Boyunları çalışmaktan iğ gibi olsa da kişileri mesleklere çağıran, ümit ve beklentidir.

Kişi sabahleyin dükkâna giderken, rızk ümit ve beklentisiyle koşar.[3]

Senin çalışman ve gücünle ortaya çıkmasa da, camii oğlun yapacak.

Ey hikmet sahibi! Onun yapması senin yapmandır. Bil ki müminlerin ezeli bir birliği vardır.

Müminler sayılıdır, ancak iman birdir; bedenleri sayılıdır, ancak can birdir.

İnsanın, inek ve eşekte bulunan anlayış ve candan başka bir aklı ve canı vardır.

Hayvanî canın birliği yoktur; sen bu birliği rüzgâr/havanî canda arama.

Bu ekmek yese, o doymaz; bu yük çekse o, ağırlaşmaz.

Hatta bu, onun ölümünden sevinir; onun azığını görse kıskançlılıktan ölür.

Kurtların ve köpeklerin canı ayrıdır; Allah'ın aslanlarının canları birdir.

Canlarını, isim olarak çoğul dedim; çünkü o bir can, bedene göre yüzdür.

Gökteki güneşin bir ışığı gibidir; evlerin alanına göre yüzdür.

Ancak sen duvarı aradan kaldırırsan, onların bütün ışıkları bir olur.

Evlerin temeli yıkıldığında, müminler bir kişi kalır.

Bu sözden farklar ve güçlükler doğar; çünkü benzer değildir, örnektir bu.

Aslanın şahsıyla yiğit insanın şahsı arasında sınırsız farklar vardır.

Ey güzel bekişli! Ancak örnek anında -aralarındaki- birliğe cesurluk açısında bak.

Çünkü o yiğit, sonuçta aslan gibidir; her yönden aslanın aynısı değildir.

Bu dünyanın birleşik bir sureti yok ki, ben sana benzerini göstereyim.[4]

Marx'tan[düzenle]

Efendisi için angarya ile yükümlü olan bir köylüyü ele alalım. Bu köylü, söz gelişi haftanın üç günü kendi üretim araçları ile kendi tarlası üzerinde çalışır, geriye kalan üç gün ise efendisinin malikânesinde çalışmak zorundadır. Köylümüz kendi emek fonunu sürekli olarak kendisi üretir ve bu fon onun karşısında asla emeğinin karşılığı olarak bir üçüncü kişi tarafından ödenen para biçimini almaz. Günün birinde efendinin aklına eser de bunlar benimdir diyerek tarlayı, hayvanları, tohumları, kısaca, köylünün üretim araçlarını kendisine mal ederse, o andan itibaren köylümüz emek gücünü efendiye satma zorunluluğu ile karşı karşıya kalır. Diğer her şey aynı kalmak koşuluyla, köylü, eskiden olduğu gibi, haftanın 6 günü, 3 gün kendisi için, geriye kalan 3 gün, şimdi ücret ödeyen efendi haline gelmiş olan eski haraççı efendiye çalışır. Köylümüz, bu durumda da, üretim araçlarını üretim araçları olarak kullanır ve bunların değerlerini ürüne aktarır. Ürünün belli bir kısmı eskiden olduğu gibi gene yeniden üretim için ayrılır. Ne var ki, angarya işi ücretli iş haline geldiği andan itibaren, eskiden olduğu gibi angarya işini yapan köylü tarafından üretilen ve yeniden üretilen emek fonu şimdi kendisine efendi tarafından avans verilen sermaye biçimine girer. Daracık kafası bir görünüş biçimi ile bu biçimde yansıyan asıl şeyi birbirinden ayırma yeteneğinden yoksun olan burjuva iktisatçısı, emek fonunun bugün bile yeryüzünde ancak istisnai olarak sermaye biçiminde boy verdiği olgusuna gözlerini kapatır.[5]

Notlar[düzenle]

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (2. kitap, 1824-1826)
  2. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1536-1543)
  3. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap,3088-3093)
  4. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 405-422)
  5. Marx, Karl (2011). Kapital, 1. Cilt. Almancadan çevirenler Mehmet Selik ve Nail Satlıgan. İstanbul: Yordam Kitap. s. 549-550.