"Gazali:00016" sayfasının sürümleri arasındaki fark
Gezinti kısmına atla
Arama kısmına atla
k |
k |
||
| (Aynı kullanıcının aradaki bir diğer değişikliği gösterilmiyor) | |||
| 1. satır: | 1. satır: | ||
{| border="1" | {| border="1" | ||
|- | |- | ||
| − | |İşte bu, | + | |İşte bu, [[akıl|akl]]ı zayıf olanların âdetidir. Hakk´ı adam ile tanırlar da adamı [[hak]] ile tanımazlar. [[Akıl]] sahibi olan kimse bu husuta akıllıların ulusu Hz. Ali (R. A.) e uyar. O şöyle buyurmuştur: «[[Hak]]kı adamla bilemezsin. Önce hakk´ı tanı, sonra dolayısiyle ehlini tanırsın» Şu halde[[ akıl]]lı kimse hakkı tanır. Sonra işittiği [[söz]]e bakar. O [[söz]] [[hak]] ise kabul eder, Söyleyen ister bozuk [[fikir]]li olsun, ister doğru [[fikir]]li hattâ çok defa [[sapık]] [[fikir]]lilerin [[söz]]lerinden [[hakikat]]ı aramaya uğraşır. Bilir ki, [[altın]] madeninin çıktığı yer [[toprak]]tır. Bir [[sarraf]]ın kendi [[anlayış]]ına [[itimat|itimad]]ı oldukça [[kalpazan]]ın kesesine elini sokup halis [[altın]]ı kalpından ayırarak çıkarmasında bir zarar düşünülemez. [[Kalpazan]]la muamelede ancak [[köylü]] zarar görür, sanatının ehli olan [[sarraf]] değil. [[Yılan]]a dokunmaktan [[çocuk]] men edilir, dualı ve efsulu ya´ni [[yılan]] tutmakta [[maharet]]i olan menedilmez. Hayatıma yemin ederim ki insanların çoğu [[hak]]k´ı [[batıl]]dan doğruyu eğriden ayırmak hususunda kendilerinin mahir ve hâzık olduklarını zannederler. Bu itibarla mümkün olduğu kadar hepsini [[sapık]]ların kitaplarını mütalâa etmekten menetmek, kapıyı kapamak vacip olmuştur.<ref>{{:RefGazali2}}, s. 43-44</ref> |
|- | |- | ||
|} | |} | ||
06.30, 23 Şubat 2011 itibarı ile sayfanın şu anki hâli
| İşte bu, aklı zayıf olanların âdetidir. Hakk´ı adam ile tanırlar da adamı hak ile tanımazlar. Akıl sahibi olan kimse bu husuta akıllıların ulusu Hz. Ali (R. A.) e uyar. O şöyle buyurmuştur: «Hakkı adamla bilemezsin. Önce hakk´ı tanı, sonra dolayısiyle ehlini tanırsın» Şu haldeakıllı kimse hakkı tanır. Sonra işittiği söze bakar. O söz hak ise kabul eder, Söyleyen ister bozuk fikirli olsun, ister doğru fikirli hattâ çok defa sapık fikirlilerin sözlerinden hakikatı aramaya uğraşır. Bilir ki, altın madeninin çıktığı yer topraktır. Bir sarrafın kendi anlayışına itimadı oldukça kalpazanın kesesine elini sokup halis altını kalpından ayırarak çıkarmasında bir zarar düşünülemez. Kalpazanla muamelede ancak köylü zarar görür, sanatının ehli olan sarraf değil. Yılana dokunmaktan çocuk men edilir, dualı ve efsulu ya´ni yılan tutmakta mahareti olan menedilmez. Hayatıma yemin ederim ki insanların çoğu hakk´ı batıldan doğruyu eğriden ayırmak hususunda kendilerinin mahir ve hâzık olduklarını zannederler. Bu itibarla mümkün olduğu kadar hepsini sapıkların kitaplarını mütalâa etmekten menetmek, kapıyı kapamak vacip olmuştur.[1] |
- ↑ Gazali (1108), El Munkızu Min-ed Dalâl, İstanbul: Cağaloğlu Yayınevi, 1963, s. 43-44