"Sabır" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| 7. satır: | 7. satır: | ||
|- | |- | ||
| | | | ||
| − | |||
[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar? | [2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar? | ||
14.20, 13 Kasım 2008 tarihindeki hâli
Göndermeler
Mevlânâ'dan
| |
|
[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar? [2/727] Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda. [2/728] Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez. [2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar: [2/730] “Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne iş ne dükkân” demek gibi. [2/731] Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir. [2/732] Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır. [2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın. [2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi. [2/735] Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti. | |
|