"Dil" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| 57. satır: | 57. satır: | ||
---- | ---- | ||
[3/2550] -[[nefis|Nefs]]in- yüz dili ve her dilinin yüz lügati vardır; hilesi ve düzeni anlatılamaz. | [3/2550] -[[nefis|Nefs]]in- yüz dili ve her dilinin yüz lügati vardır; hilesi ve düzeni anlatılamaz. | ||
| − | + | ---- | |
| + | [4/511] [[Dil]]den, [[şüphe]]den temiz olan [[göz]]e kadar yüz binlerce yıllık -[[yol]] vardır- dersem, azdır. | ||
==Notlar == | ==Notlar == | ||
<references/> | <references/> | ||
[[Category:Mevlânâ]] | [[Category:Mevlânâ]] | ||
08.18, 6 Kasım 2008 tarihindeki hâli
Göndermeler
Mesnevi'den[1]
[1/1203] Süleyman'ın çadırı kurulduğunda bütün kuşlar huzuruna geldiler.
[1/1204] Dildaş ve sırdaşlarını buldular, ona bir bir candan koştular.
[1/1205] Bütün kuşlar, cik ciki bırakıp Süleyman'la senin kardeşinden daha güzel konuşur oldular.
[1/1206] Aynı dili kullanmak, akrabalık ve bağlılıktır. İnsan yakın olmayanlarla bir arada tutsak gibidir.
[1/1207] Nice aynı dili konuşan Hindu ve Türk vardır, nice yabancılar gibi iki Türk vardır.
[1/1208] Öyleyse yakınlık dili bizatihi başkadır. Gönüldaşlık, dildaşlıktan daha iyidir.
[1/1209] Gönülden konuşmasız, imasız ve kayıtsız yüz binlerce tercüman yükselir.
[1/1594] Bu dil, taş ve demir gibidir. Dilden sıçrayan, ateş gibidir.
[1/1595] Bazen rivayet ve bazen laf olsun diye taş ve demiri boş yere birbirine vurma.
[1/1596] Çünkü karanlık var ve her taraf pamuk tarlası. Pamuk arasında kıvılcım nasıl olur?
[1/1597] Gözünü kapatıp o sözlerle dünyayı yakan topluluk zalimdir.
[1/2108] Türk, Kürt, Farsi ve Arap, bu sesi kulak ve dudak olmadan anlamışlardır.
[1/2109] Türk, Tacik ve Zenci'nin ne yeri var? O nidayı odun ve anlamıştır.
[2/56] Ruh ilimle ve akılla dosttur. Ruhun Arapça ve Türkçe ile ne işi vardır?
[2/3667] Bir adam dört kişiye bir dirhem verdi. Biri, “Bunu engûra vereyim” dedi.
[2/3668] Diğer biri Araptı “Hayır, ben ineb istiyorum, Ey düzenci” dedi.
[2/3669] Biri Türk'tü ve “Bu, benim; ben ineb istemiyorum, üzüm istiyorum” dedi
[2/3670] Bir Rum, “Bu konuşmayı bırakın. İstâfil istiyoruz” dedi.
[2/3671] O kişiler çekişerek savaşa girişti; çünkü adların sırrından habersizdiler.
[2/3672] Aptallıkla birbirlerini yumrukladılar; cahillikle dolu ve bilgiden boştular.
[2/3673] Bir sır sahibi, yüz dilli bir aziz kişi bulunsaydı onları barıştırırdı.
[2/3674] Sonra o derdi: “Ben, bu bir dirhemle hepinizin arzusunu veriyorum.
[2/3675] Gönlünüzü hilesiz olarak teslim ederseniz, bu dirheminiz birkaç iş yapar.
[2/3676] Bir dirheminiz, dört olur; istek, tamamdır. Dört düşman birleşerek bir olur.
[2/3677] Her birinizin dediği, savaş ve ayrılık doğurur; benim sözüm, sizi birleştirir.
[2/3678] Öyleyse siz susun. Susunuz da, konuşmada sizin diliniz ben olayım.”
[2/3679] Sözünüz bir biçimde görünse de, tesir olarak kavga ve öfke kaynağıdır.
[3/2550] -Nefsin- yüz dili ve her dilinin yüz lügati vardır; hilesi ve düzeni anlatılamaz.
[4/511] Dilden, şüpheden temiz olan göze kadar yüz binlerce yıllık -yol vardır- dersem, azdır.
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.