"İş" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
3. satır: 3. satır:
 
===Atasözü===
 
===Atasözü===
 
[[Acele]] işe [[şeytan]] karışır.
 
[[Acele]] işe [[şeytan]] karışır.
 
 
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
 
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
 
 
[1/1874] [[Şeytan]] [[insan]]a [[kötü]]lük için gelir. Sana gelmez, çünkü [[şeytan]]dan daha [[kötü]]sün.
 
[1/1874] [[Şeytan]] [[insan]]a [[kötü]]lük için gelir. Sana gelmez, çünkü [[şeytan]]dan daha [[kötü]]sün.
  
89. satır: 87. satır:
  
 
[3/3090] Kişi sabahleyin dükkâna giderken, rızk [[ümit]] ve [[beklenti]]siyle koşar.
 
[3/3090] Kişi sabahleyin dükkâna giderken, rızk [[ümit]] ve [[beklenti]]siyle koşar.
 +
----
 +
[4/487] [[Fiil]]le [[öğüt]], [[halk]]ı daha çok çeker; Çünkü her kulağı bulunanın ve [[sağır]] olanın [[can]]ına erişir.
  
 +
[4/488] İşle [[öğüt]]te, [[Emir|emr]]etme düşüncesi yoktur; onun [[halk]]ı [[etki]]lemesi güçlüdür.
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Mevlânâ]]
 
[[Category:Atasözü]]
 
[[Category:Atasözü]]

08.13, 6 Kasım 2008 tarihindeki hâli

ayrıca, bknz. iş bölümü

Göndermeler

Atasözü

Acele işe şeytan karışır.

Mesnevi'den[1]

[1/1874] Şeytan insana kötülük için gelir. Sana gelmez, çünkü şeytandan daha kötüsün.

[1/1875] Sen insan oldukça, şeytan peşinden koşardı, sana şarap tattırırdı.

[1/1876] Sen şeytanlık huyunda sağlamlaşınca, kötü işli şeytan senden kaçar.

[1/1877] Senin eteğine asılan, böyle olunca senden kaçar.


[1/3719] Herkes kendi kavmine/çevresine yardım eder; ahmaklar iş yaptım sanır.


[2/261] İnsanların yerinde ev yapma; kendi işini yap, yabancının işini yapma.


[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?

[2/727] Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.

[2/728] Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.

[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:

[2/730] “Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne iş ne dükkân” demek gibi.

[2/731] Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.

[2/732] Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.

[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.

[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.

[2/735] Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.


[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?

[2/727] Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.

[2/728] Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.

[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:

[2/730] “Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne iş ne dükkân” demek gibi.

[2/731] Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.

[2/732] Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.

[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.

[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.

[2/735] Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.


[2/1824] Hamal, ağır yüke koşar; yükü başkalarından kapar.

[2/1825] Hamalların, yük için savaşını gör; iş görenin çalışması böyledir.

[2/1826] Zahmetler rahatın esasıdır; acılar da nimetin öncüsüdür.


[2/2374] Mekânın,mekânsız âleme yolu olsaydı, ben şeyhler gibi dükkânda bulunurdum.


[2/2584] Çocuklar oyunda dükkân yaparlar; zaman geçirmenin dışında kârı olmaz.

[2/2585] Gece olur, -dükkân sahibi çocuk- aç olarak eve gelir; çocuklar gitmiş tek başına kalmıştır.


[3/1445] Ey oğul! Kimi istekli görürsen, onun dostu ol; önünde başını eğ.

[3/1445] Çünkü isteklilerin civarında olmakla istekli olursun; galip gelenlerin gölgesinde bulunmakla galip olursun.

[3/1445] Bir karınca Süleymanlık isterse, onun arayışına hafif hafif bakma.

[3/1445] Mal ve meslekten senin neyin varsa önce istek ve bir düşünce değil miydi?


[3/3088] Korkak tabiatlı, cam canlı tacirin ticaretinde ne kâr vardır, ne de ziyan.

[3/3089] Hatta ziyanı vardır, çünkü mahrumdur ve hordur; şule yutan, ışık bulur.

[3/3090] Çünkü bütün işler ümit üzeredir; din işi evlâdır; bununla kurtulursun.

[3/3090] Burada ümitten başka kapı çalmaya izin yoktur. Allah doğruyu daha iyi bilir.

[3/3090] Boyunları çalışmaktan iğ gibi olsa da kişileri mesleklere çağıran, ümit ve beklentidir.

[3/3090] Kişi sabahleyin dükkâna giderken, rızk ümit ve beklentisiyle koşar.


[4/487] Fiille öğüt, halkı daha çok çeker; Çünkü her kulağı bulunanın ve sağır olanın canına erişir.

[4/488] İşle öğütte, emretme düşüncesi yoktur; onun halkı etkilemesi güçlüdür.

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.