"Akıl" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
1. satır: 1. satır:
 
 
== Açıklama ==
 
== Açıklama ==
 
+
[[Resim:http://efkarisamimi.net/images/baslik.png]]
 
Akıl [[zeka]]yla ilişkilidir.
 
Akıl [[zeka]]yla ilişkilidir.
 
ayrıca bknz. [[akıllı]]
 
ayrıca bknz. [[akıllı]]

14.24, 15 Ekim 2008 tarihindeki hâli

Açıklama

Dosya:Http://efkarisamimi.net/images/baslik.png Akıl zekayla ilişkilidir. ayrıca bknz. akıllı

Göndermeler

Atasözü

Akıl akıldan üstündür.

Mesnevi'den[1]

[1/50] İstisnâyı dile getirmemiş ne çok kimsenin cânı istisnânın cânıyla eştir.


[1/957] Hür bir adam kuşluk vaktinde vardı, Süleyman'ın adliye sarayına koştu.

[1/958] Kederden yüzü sarı ve her iki dudağı mordu. Sonra Süleyman, “Ey efendi! ne oldu?” dedi.

[1/959] -Adam- “Azrail bana öfke ve kinle dolu şöyle bir bakış attı” dedi.

[1/960] Süleyman, “Acele et! Şimdi ne istiyorusn? İste” dedi. -Adam- dedi: “Ey can sığınağı! Rüzgara emret.

[1/961] Beni buradan Hindistan'a götürsün. Ola ki o tarafa giden kul, canını kurtarır.”

[1/962] İşte halk yoksulluktan kaçar, bundan dolayı hırs ve emele lokma olurlar.

[1/963] Yoksulun korkusu, o korkunun örneğidir. Sen hırs ve çabayı Hindistan bil.

[1/964] -Süleyman- rüzgâra emretti; onu Hindistan'ın uzak tarafına, bir adaya götürdü.

[1/965] Sonraki gün toplantı ve görüşme vakti; Süleyman Azrail'e dedi:

[1/966] “O müslümana neden öfkeyle baktın da evinden avare oldu?”

[1/967] -Azrail- dedi “Ben öfkeyle ne zaman baktım? Hayretle, yolda ona baktım.

[1/968] Çünkü Hak bana 'Bugün, haydi! Onun canını sen Hindistan'da al' diye emretti.

[1/969] Hayretle dedim: Onun yüz kanadı olsa, Hindistan'a gitmesi uzaktır.”


[1/2052] Senin gizlide cüzî aklın var, dünyada bir aklı olgun kişi ara.

[1/2053] Senin parçan onun bütününden bir bütün olur. Küllî akıl nefse boyun bağı gibidir.


[1/2215] İstek üstüne istek olmasaydı cüzî akıl, küll akıldan söz etmezdi.


[1/2497] Aklın deveci gibi, sense deve; acı buyrukla seni her tarafa çekiyor.

[1/2498] Veliler aklın aklıdır. Ve akıllar, -kervanda- sona dek develer gibi.

[1/2499] Artık onlara ibret almak için bak. Yüz binlerin canı, bir kılavuzdur.


[1/281] Kâfirler üstünlük iddiasında maymun tabiatlıdır. Tabiat sinede bir afettir.

[1/282] İnsanoğlu ne yaparsa, maymun da onu yapar; sürekli insanda gördüğünü yapar.


[1/3317] Çaresiz kâfirlerin kanı, vahşi hayvanlar gibi, okların ve mızrakların önünde mubah olur.

[1/3318] Onların eşleri çocukları bütün mubahtır. Çünkü akılsız, reddedilmiş ve aşağılıktırlar.

[1/3319] Yine aklın aklından kaçan akıl, akıllılıktan hayvanlar mertebesine intikal eder.


[1/3740] Bunu hiç yorum yapmadan kabul et ki boğazına bal ve süt gibi girsin.

[1/3741] Çünkü yorum bağışı geri vermektir, zira o gerçeği hata görmektir.

[1/3742] O hata görme, onun aklının zayıflığındandır. Küllî akıl, özdür; cüzî akıl kabuk.

[1/3743] Kendini yorumla, hadisleri değil; beynine kötü de, gül bahçesine değil.


[2/20] Çünkü bir akıl, bir akılla birleşince kötü fiile ve kötü davranışa mani olur.

[2/21] Nefis başka bir nefisle arkadaş olunca, cüzî akıl âtıl ve işsiz olur.


[2/56] Ruh ilimle ve akılla dosttur. Ruhun Arapça ve Türkçe ile ne işi vardır?


[2/1540] Akıl, özelliğinden dolayı akıbeti görür. Nefis, sonu görmez.

[2/1541] Nefse mağlup olan akıl, nefis olur. Müşteri/saadet yıldızı, Zühal'e/uğursuzluk yıldızına yenilince uğursuz olur.

[2/1542] Yine bu uğursuzluk içinde, bu bakışını çevir; seni uğursuz yapana bak.

[2/1543] Bu gelgite bakan bakış, uğursuzluktan saadete doğru yol açar.


[2/1599] Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, aklın ve dinin düşmanıdır.

[2/1600] Allah duygu gözünü kör diye isimlendirdi; ona putperest dedi; bizim zıddımız diye adlandırdı.

[2/1601] Çünkü o köpük gördü, ama denizi görmedi; çünkü mevcut anı gördü, ama yarını görmedi.

[2/1602] Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor.


[2/2693] Ben şeytan delille karşı koyamam; çünkü her şerefli ve alçağın fitnesidir o.


[3/515] Ey dostlar! Gönül, güven yurdudur. orada pınarlar, gül bahçesi içinde gül bahçesi vardır.

[3/516] Ey yürüyen! Kalbine yönel ve yürü; orada ağaçlar ve akan pınarlar vardır.

[3/517] Köye gitme; köy adamı ahmak yapar; aklı nursuz ve cansız yapar.

[3/518] Ey seçkin kişi! Peygamberin sözünü dinle: “Köyde yarleşmek, aklın mezarıdır.”

[3/519] Kim bir gün ve gece köyde kalsa, bir aya kadar aklı tamam olmaz.

[3/520] Bir aya kadar ahmaklık onunla birliktedir. Köy otundan bunlardan başka ne biçilir.

[3/521] Köyde bir ay kalan kişide bir zaman cahillik ve körlük olur.

[3/522] Köy nedir? Ermemiş, taklide ve delile tutunmuş şeyh.

[3/523] Bu duygular, küllî akıl şehri önünde değirmende gözü bağlı eşekler gibidir.


[3/1290] Aklı bırak, ondan sonra akıllı ol; kulağını kapat o zaman kulak ver.


[3/1536] Surette güzeller arasında fark olduğu gibi beşerin aklında bu farklılık vardır.

[3/1537] Ahmed bir sözünde bu şekilde buyurdu: “Erkeklerin güzelliği dillerinde gizlidir.”

[3/1538] Akılların farklılığı, yaratılıştadır; sünnilere uygun olarak dinlemek gerekir;

[3/1539] -Bu- Mutezile olanların -şu- sözünün aksinedir: “Akıllar yaratılışta aynı orandadır.

[3/1540] Tecrübe ve eğitim, onu azaltır ve çoğaltır; böylece birini, birinden daha bilgili yapar.”

[3/1541] Bu batıldır; mesela bir meslekte tecrübesi buunmayan çocuğun görüşü;

[3/1542] O küçük çocuktan bir düşünce doğar da yaşlı kişi yüz tecrübesine rağmen onu hissetmez.

[3/1543] Yaratılıştan bulunan, çalışma ve düşünmeyle olan üstünlükten bizzat üstün ve daha iyidir.


[3/1823] Ey filan! Duygu akla esirdir; yine bil ki akıl da ruha tutsaktır.


[3/2529] Aklın kabuğu yüz delil gösterse, küllî akıl, kesin inanç olmadan nasıl adım atar?

[3/2530] Akıl baştan başa defterler karartır; aklın aklının ayla dolu ufukları vardır.


[3/3580] Müctehid/hukukçu, nassı/Kuran ve hadisi bilirse, o meselede kıyas yapmayı düşünmez.

[3/3581] O konuda nas bulmazsa, orada kıyastan yararlanır.

[3/3582] Nassı, kesin olarak kutsal ruhun vahyi bil; parça aklın o kıyası, bunun altındadır.

[3/3583] Akıl, canla idrak ve zekâ sahibi oldu. Ruh, onun görüşünün altında nasıl bulunur?

[3/3585] Fakat can akla tesir eder; o akıl, o tesirle tedbirde bulunur.


[4/271] Sebep bilinmeyince hastalığın ilacı zordur; onda yüz ihtimal vardır.

[4/272] Sebebi bilirsen kolaydır; sebepleri bilmek, bilgisizliği defeder.

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.