Gazali:00078
Gezinti kısmına atla
Arama kısmına atla
| Üçüncüsü: Biz göğün özel bir niteliği bulunduğu ve o niteliğin, hareketin ilkesi olduğunu kabul ederiz. … Çünkü burada sayıca birbirinden üstün yerler söz konusu olmayıp, aksine hem cisim hem dairesel hareket tektir. Ayrıca ne cisim ne dairesel hareketin bilfiil parçası vardır. Parça sadece hayalidir. Buna göre o hareket ne bir yere ulaşmak ne de bir yerden uzaklaşmak içindir. Dolayısıyla cismin özünde dairesel hareketi gerektiren bir gücün (ma’nâ) yaratılması mümkün olup, bizzat o hareket bu gücü gerektirmiştir. Yoksa bu gücü gerektiren, o yerin istenmesi, sonra da hareketle oraya ulaşması değildir. Siz (filozoflar) “Her hareket- eğer zorunluysa- bir yere ulaşmak ya da bir yerden uzaklaşmaktan ibarettir” sözünüzle, âdeta o yere ulaşmayı tabiatın gereği sayıyor, hareketi ise doğrudan amaç değil, sadece bir araç kılmış oluyorsunuz. Biz ise yerin istenmesini değil, doğrudan hareketin tabiatın gereği olmasını imkansız görmüyoruz.[1] |
- ↑ Gazzalî, (109?), Filozofların Tutarsızlığı, Neşir ve Tercüme: Mahmut Kaya ve Hüseyin Sarıoğlu, İstanbul: Klasik Yayınları, İkinci Basım 2009, s.147-8