Hayret

DrOS'un not defteri sitesinden
Osman (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 06.10, 6 Kasım 2008 tarihli sürüm
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Göndermeler

Mesnevi'den[1]

[1/50] İstisnâyı dile getirmemiş ne çok kimsenin cânı istisnânın cânıyla eştir.


[1/154] Biri eşeğin kuyruk altına bir diken koyar. Eşek onu çıkarmasını bilmez, sıçrar.

[1/155] Sıçrar ve bu diken daha saplam batar. Dikeni çıkarmak için bir akıllı gerekir.

[1/156] Eşek dikeni çıkarmak için acı ve dertle çifte atar, yüz yerini yaralar.


[1/957] Hür bir adam kuşluk vaktinde vardı, Süleyman'ın adliye sarayına koştu.

[1/958] Kederden yüzü sarı ve her iki dudağı mordu. Sonra Süleyman, “Ey efendi! ne oldu?” dedi.

[1/959] -Adam- “Azrail bana öfke ve kinle dolu şöyle bir bakış attı” dedi.

[1/960] Süleyman, “Acele et! Şimdi ne istiyorusn? İste” dedi. -Adam- dedi: “Ey can sığınağı! Rüzgara emret.

[1/961] Beni buradan Hindistan'a götürsün. Ola ki o tarafa giden kul, canını kurtarır.”

[1/962] İşte halk yoksulluktan kaçar, bundan dolayı hırs ve emele lokma olurlar.

[1/963] Yoksulun korkusu, o korkunun örneğidir. Sen hırs ve çabayı Hindistan bil.

[1/964] -Süleyman- rüzgâra emretti; onu Hindistan'ın uzak tarafına, bir adaya götürdü.

[1/965] Sonraki gün toplantı ve görüşme vakti; Süleyman Azrail'e dedi:

[1/966] “O müslümana neden öfkeyle baktın da evinden avare oldu?”

[1/967] -Azrail- dedi “Ben öfkeyle ne zaman baktım? Hayretle, yolda ona baktım.

[1/968] Çünkü Hak bana 'Bugün, haydi! Onun canını sen Hindistan'da al' diye emretti.

[1/969] Hayretle dedim: Onun yüz kanadı olsa, Hindistan'a gitmesi uzaktır.”


[3/1116] Düşünceyi kapıp götürmesi için hayret gerekir; hayret, fikri ve zikri yer.

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.