Şair
Göndermeler
Mevlânâ'dan
İhsan sahipleri yüz bağış, cömertlik ve iyilikle altın biriktirip şairleri bekler.
Onlara göre bir şiir, yüz kumaş yükünden daha iyidir; özellikle de derinden inci çıkaran şair olursa,
İnsan ilk olarak ekmeğe hırs duyar; çünkü azık ve ekmek canın direğidir.
-İnsan- hırs ve isteğinden kazanca doğru, gaspa ve yüz hileye doğru canını avucuna koyup çabalar.
Nadir olarak ekmeğe ihtiyacı olmadığında üne ve şairlerin övgüsüne âşıktır;
Soyunu ve işlerini yüceltsinler, onun üstünlüğünü anlatmak için kürsüler kursunlar diye;
Haşmeti ve altın bağışlaması, konuşmalara amber gibi koku versin diye.[1]
[2]
Ancak bu defa cömertlik dolu o vezir, izzet Burak'ı üzerinde dünyadan gitmişti.
Onun yerinde yeni vezir reis olmuştu; fakat çok merhametsiz ve cimriydi.
Dedi: "Ey padişah! Bizim harcamalarımız var; bir şair için karşılık olarak bu bahşiş olmaz.
Ey bahtiyar! Ben onda birin dörtte biriyle şair adamı hoş ve razı ederim."
Halk ona dedi ki: "O, önceden bu yiğitten on bin alıp götürmüştür.
Şekerden sonra nasıl kamış çiğner?
Sultanlıktan sonra dilencilik nasıl yapar?"
-Vezir- dedi: "Ona baskı içinde baskı yaparım, beklemekten ağlar ve güçsüzleşir.
O zaman ona yolun toprağını versem, çimendeki gül yaprağı gibi kapar.
Bunu bana bırak; çünkü istekli ateş de olsa bunda ustayım.
Ülker yıldızından/gökten yere kadar uçsa, o beni görünce yumuşar."[3]
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1186-1192)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, )
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1209-1218)