Ben ol da anla
Göndermeler
Mesnevi'den[1]
[1/2611] Şefaatçi oldu ve dedi: “Bu saltanatı ve sancağı bana vergiğin olgunlukla ver.
[1/2612] Kime verirsen ve onu lütfedersen, o Süleyman'dır ve o kişi de benim.
[1/2613] O benden sonra değildir, o benimledir. Benimle, bizatihi de demektir? Şüphesiz benim.”
[1/3055] Biri geldi, arkadaşının kapısını çaldı. Arkadaşı, “Ey güvenilir kişi! Kimsin?” dedi.
[1/3056] “Ben” dedi. -Arkadaşı- ona dedi: “Git, zamanı değildir. Böyle bir sofrada ham kişiye yer yoktur.
[1/3057] Ham kişiyi ayrılık ve hicran ateşinden başka kim olgunlaştırır? İki yüzlülükten kim kurtarır?”
[1/3058] O zavallı gitti. Bir yıl yolculukta dostunun ayrılığında alevlerle yandı.
[1/3059] O yanmış, olgunlaştı. Sonra geri döndü. Yine arkadaşının evinin etrafında dolaştı.
[1/3060] Dudağından edepsizce bir söz çıkmaması için yüz korku ve edeple kapının halkasını vurdu.
[1/3061] Dostu seslendi: “Kapıdaki kimdir?” O, “Kapıda da sensin, ey sevgili” dedi.
[1/3062] -Arkadaşı- dedi: “Şimdi benim gibisin, ey ben! Gir. Evde iki bene sığacak yer yok.”
[2/182] Onlardan iki dostu bir arada gördün mü, hem birdirler, hem altı yüz bin.
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.