Süleyman
Göndermeler
Mesnevi'den[1]
[154] Biri eşeğin kuyruk altına bir diken koyar. Eşek onu çıkarmasını bilmez, sıçrar.
[155] Sıçrar ve bu diken daha saplam batar. Dikeni çıkarmak için bir akıllı gerekir.
[156] Eşek dikeni çıkarmak için acı ve dertle çifte atar, yüz yerini yaralar.
[957] Hür bir adam kuşluk vaktinde vardı, Süleyman'ın adliye sarayına koştu.
[958] Kederden yüzü sarı ve her iki dudağı mordu. Sonra Süleyman, “Ey efendi! ne oldu?” dedi.
[959] -Adam- “Azrail bana öfke ve kinle dolu şöyle bir bakış attı” dedi.
[960] Süleyman, “Acele et! Şimdi ne istiyorusn? İste” dedi. -Adam- dedi: “Ey can sığınağı! Rüzgara emret.
[961] Beni buradan Hindistan'a götürsün. Ola ki o tarafa giden kul, canını kurtarır.”
[962] İşte halk yoksulluktan kaçar, bundan dolayı hırs ve emele lokma olurlar.
[963] Yoksulun korkusu, o korkunun örneğidir. Sen hırs ve çabayı Hindistan bil.
[964] -Süleyman- rüzgâra emretti; onu Hindistan'ın uzak tarafına, bir adaya götürdü.
[965] Sonraki gün toplantı ve görüşme vakti; Süleyman Azrail'e dedi:
[966] “O müslümana neden öfkeyle baktın da evinden avare oldu?”
[967] -Azrail- dedi “Ben öfkeyle ne zaman baktım? Hayretle, yolda ona baktım.
[968] Çünkü Hak bana 'Bugün, haydi! Onun canını sen Hindistan'da al' diye emretti.
[969] Hayretle dedim: Onun yüz kanadı olsa, Hindistan'a gitmesi uzaktır.”
[1203] Süleyman'ın çadırı kurulduğunda bütün kuşlar huzuruna geldiler.
[1204] Dildaş ve sırdaşlarını buldular, ona bir bir candan koştular.
[1205] Bütün kuşlar, cik ciki bırakıp Süleyman'la senin kardeşinden daha güzel konuşur oldular.
[1206] Aynı dili kullanmak, akrabalık ve bağlılıktır. İnsan yakın olmayanlarla bir arada tutsak gibidir.
[1207] Nice aynı dili konuşan Hindu ve Türk vardır, nice yabancılar gibi iki Türk vardır.
[1208] Öyleyse yakınlık dili bizatihi başkadır. Gönüldaşlık, dildaşlıktan daha iyidir.
[1209] Gönülden konuşmasız, imasız ve kayıtsız yüz binlerce tercüman yükselir.
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.