İstek
Göndermeler
Mevlânâ'dan
| İstek üstüne istek olmasaydı cüzî akıl, küll akıldan söz etmezdi.[1] |
İnsanlar yıllarca yarın vaadiyle o kapının etrafında dolaşmış, yarın gelmez.
İnsanın sırrının az çok açığa çıkması için uzun zaman gerekir:
Beden duvarının altında hazine mi vardır yoksa yılan, karınca ve ejderha mı?
Bir şey olmadığı anlaşılınca isteklinin ömrü gitmiş olur, anlamak ne fayda?[2]
İhsan sahipleri yüz bağış, cömertlik ve iyilikle altın biriktirip şairleri bekler.
Onlara göre bir şiir, yüz kumaş yükünden daha iyidir; özellikle de derinden inci çıkaran şair olursa,
İnsan ilk olarak ekmeğe hırs duyar; çünkü azık ve ekmek canın direğidir.
-İnsan- hırs ve istekinden kazanca doğru, gaspa ve yüz hileye doğru canını avucuna koyup çabalar.
Nadir olarak ekmeğe ihtiyacı olmadığında üne ve şairlerin övgüsüne âşıktır;
Soyunu ve işlerini yüceltsinler, onun üstünlüğünü anlatmak için kürsüler kursunlar diye;
Haşmeti ve altın bağışlaması, konuşmalara amber gibi koku versin diye.[3]
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2215)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2279-2282)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1186-1192)