"Emek" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
34. satır: 34. satır:
  
 
[3/1445] [[Mal]] ve meslekten senin neyin varsa önce istek ve bir düşünce değil miydi?
 
[3/1445] [[Mal]] ve meslekten senin neyin varsa önce istek ve bir düşünce değil miydi?
 +
----
 +
[3/3088] Korkak tabiatlı, cam canlı tacirin [[ticaret]]inde ne kâr vardır, ne de ziyan.
 +
 +
[3/3089] Hatta ziyanı vardır, çünkü mahrumdur ve hordur; şule yutan, ışık bulur.
 +
 +
[3/3090] Çünkü bütün [[iş]]ler [[ümit]] üzeredir; [[din]] işi evlâdır; bununla kurtulursun.
 +
 +
[3/3090] Burada [[ümit]]ten başka kapı çalmaya izin yoktur. Allah doğruyu daha iyi bilir.
 +
 +
[3/3090] Boyunları [[çalışma]]ktan iğ gibi olsa da kişileri mesleklere çağıran, [[ümit]] ve [[beklenti]]dir.
 +
 +
[3/3090] Kişi sabahleyin dükkâna giderken, rızk [[ümit]] ve beklentisiyle koşar.
  
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>

06.05, 25 Eylül 2008 tarihindeki hâli

Göndermeler

Mesnevi'den[1]

[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?

[2/727] Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.

[2/728] Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.

[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:

[2/730] “Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne ne dükkân” demek gibi.

[2/731] Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.

[2/732] Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.

[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.

[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.

[2/735] Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.


[2/1824] Hamal, ağır yüke koşar; yükü başkalarından kapar.

[2/1825] Hamalların, yük için savaşını gör; iş görenin çalışması böyledir.

[2/1826] Zahmetler rahatın esasıdır; acılar da nimetin öncüsüdür.


[3/1445] Ey oğul! Kimi istekli görürsen, onun dostu ol; önünde başını eğ.

[3/1445] Çünkü isteklilerin civarında olmakla istekli olursun; galip gelenlerin gölgesinde bulunmakla galip olursun.

[3/1445] Bir karınca Süleymanlık isterse, onun arayışına hafif hafif bakma.

[3/1445] Mal ve meslekten senin neyin varsa önce istek ve bir düşünce değil miydi?


[3/3088] Korkak tabiatlı, cam canlı tacirin ticaretinde ne kâr vardır, ne de ziyan.

[3/3089] Hatta ziyanı vardır, çünkü mahrumdur ve hordur; şule yutan, ışık bulur.

[3/3090] Çünkü bütün işler ümit üzeredir; din işi evlâdır; bununla kurtulursun.

[3/3090] Burada ümitten başka kapı çalmaya izin yoktur. Allah doğruyu daha iyi bilir.

[3/3090] Boyunları çalışmaktan iğ gibi olsa da kişileri mesleklere çağıran, ümit ve beklentidir.

[3/3090] Kişi sabahleyin dükkâna giderken, rızk ümit ve beklentisiyle koşar.

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.