"Enflasyon" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| 7. satır: | 7. satır: | ||
Diyelim ki geri kalan malların fiyatları değişmezken üretim ya da tüketim koşullarındaki değişim sonucu belli bir mal ucuzlasın. Yaşanan (1) reel bir olaydır, (2) yalnızca göreli fiyatlar değişmiştir. Enflasyonun ilk tanımına göre '''''π'''''=0'dır ama en azından tüketicilerin alım gücü artmıştır. | Diyelim ki geri kalan malların fiyatları değişmezken üretim ya da tüketim koşullarındaki değişim sonucu belli bir mal ucuzlasın. Yaşanan (1) reel bir olaydır, (2) yalnızca göreli fiyatlar değişmiştir. Enflasyonun ilk tanımına göre '''''π'''''=0'dır ama en azından tüketicilerin alım gücü artmıştır. | ||
| − | Diğer malların fiyatlar ve talep edilen miktarlarında bir değişiklik olmadan bir malın fiyatının değişmesi, fiyat esnekliğinin 1'e eşit olmasının sonucudur. Bu birim esnek talep durumunda tüketicilerin söz konusu mal için gelirlerinden ayırdıkları payın sabit olması durumudur. Mal ve hizmetlere taleplerin tümü birim esnekse topluluğun fayda fonksiyonu Cobb-Douglas fonksiyonuyla özetlenebilir. Durum buysa alım gücündeki artış oranı, maliyeti azalan malın fiyatının değişim oranı ile o malın toplam tüketim harcamaları içindeki payının çarpımıdır. Formel olarak ifade edersek '''''α<sub>i</sub>''''' i. malın toplam tüketim harcamaları içindeki payını ve '''''π<sub>i</sub>''''' fiyat artışını gösteriyorken '''''k''''' fiyatı artan malsa satın alma gücündeki artış oranı '''''π'''''='''''α<sub>k</sub>'''''×'''''π<sub>k</sub>''''' olur. Satın alma gücündeki azalış oranına enflasyonun ikinci tanımı diyorum. Bu ikinci tanıma uyan enflasyon tamamen reel bir olaydır. | + | Diğer malların fiyatlar ve talep edilen miktarlarında bir değişiklik olmadan bir malın fiyatının değişmesi, fiyat esnekliğinin 1'e eşit olmasının sonucudur. Bu birim esnek talep durumunda tüketicilerin söz konusu mal için gelirlerinden ayırdıkları payın sabit olması durumudur. Mal ve hizmetlere taleplerin tümü birim esnekse topluluğun fayda fonksiyonu Cobb-Douglas fonksiyonuyla özetlenebilir. Durum buysa alım gücündeki artış oranı, maliyeti azalan malın fiyatının değişim oranı ile o malın toplam tüketim harcamaları içindeki payının çarpımıdır. Formel olarak ifade edersek '''''α<sub>i</sub>''''' i. malın toplam tüketim harcamaları içindeki payını ve '''''π<sub>i</sub>''''' fiyat artışını gösteriyorken '''''k''''' fiyatı artan malsa satın alma gücündeki artış oranı '''''π'''''='''''α<sub>k</sub>'''''×'''''π<sub>k</sub>''''' olur. Satın alma gücündeki azalış oranına enflasyonun ikinci tanımı diyorum. Bu ikinci tanıma uyan enflasyon, birinci tanımla tam bir kontrast içinde tamamen reel bir olaydır. |
İkinci tanıma uygun örneği, daha kolay anlaşıldığı için bir malın ucuzlaması olarak ('''''π<sub>k</sub>'''''<0, dolayısıyla '''''π'''''<0) verdim. Malın göreli fiyatı, üretiminde teknolojik bir değişimle ya da tüketiminde daha az miktarla aynı sonuca ulaştıracak bir yenilikle açıklanabilir ve rahatlıkla anlaşılır. Zor olan bir malın diğer mallar cinsinden (diğer malların tümü için aynı artış oranında) göreli fiyatının nasıl olup da daha yüksek hale geldiğidir. Üretimde üretkenlik azaltıcı yatırım ve tüketimde israf açıklayıcı olabilir ama insanların nasıl olup da üretkenliği azaltacak yatırım yaptığının ve israf ettiği, yani refahını azaltacak biçimde tüketim yaptığının doğrudan bir açıklanması yoktur. | İkinci tanıma uygun örneği, daha kolay anlaşıldığı için bir malın ucuzlaması olarak ('''''π<sub>k</sub>'''''<0, dolayısıyla '''''π'''''<0) verdim. Malın göreli fiyatı, üretiminde teknolojik bir değişimle ya da tüketiminde daha az miktarla aynı sonuca ulaştıracak bir yenilikle açıklanabilir ve rahatlıkla anlaşılır. Zor olan bir malın diğer mallar cinsinden (diğer malların tümü için aynı artış oranında) göreli fiyatının nasıl olup da daha yüksek hale geldiğidir. Üretimde üretkenlik azaltıcı yatırım ve tüketimde israf açıklayıcı olabilir ama insanların nasıl olup da üretkenliği azaltacak yatırım yaptığının ve israf ettiği, yani refahını azaltacak biçimde tüketim yaptığının doğrudan bir açıklanması yoktur. | ||
08.57, 28 Eylül 2023 tarihindeki hâli
(İng. inflation) Fiyatların artışı.
Enflasyon, yaygın biçimde göreli fiyat hareketlerinin etkisinden arınmış fiyat artışı olarak düşünülür ve zımnen sorunsuz biçimde tek bir oranla, diyelim ki π ile ölçülebileceği benimsenir. Buna enflasyonun ilk tanımı diyeyim. Mal ve hizmetlerin tek olmaması halinde bu hayali enflasyon şöyle ifade edilebilir; para arzı ile mal ve hizmetlerin tümünün fiyatları aynı π oranında artarsa enflasyon oranı tartışmasız biçimde π olur. Bu durumda enflasyon tamamen parasal bir olaydır. Enflasyon, sanki durum buymuş gibi idealize edilir.
Halbuki fiyatların tümünün eşanlı olarak aynı oranda artması, yaşamımızda neredeyse hiç rastlanmadığımız bir durumdur. Bu eşanlı aynı oranda artış varsayımı, ne ifadeyi basitleştirici, çözümlemeyi kolaylaştırıcı bir varsayımdır, ne de bu varsayımdan sapmaları inceleyebileceğimiz ondan yola çıkarak inceleyebilmemizi sağlayan bir varsayımdır. Üstelik yanıltıcıdır.
Diyelim ki geri kalan malların fiyatları değişmezken üretim ya da tüketim koşullarındaki değişim sonucu belli bir mal ucuzlasın. Yaşanan (1) reel bir olaydır, (2) yalnızca göreli fiyatlar değişmiştir. Enflasyonun ilk tanımına göre π=0'dır ama en azından tüketicilerin alım gücü artmıştır.
Diğer malların fiyatlar ve talep edilen miktarlarında bir değişiklik olmadan bir malın fiyatının değişmesi, fiyat esnekliğinin 1'e eşit olmasının sonucudur. Bu birim esnek talep durumunda tüketicilerin söz konusu mal için gelirlerinden ayırdıkları payın sabit olması durumudur. Mal ve hizmetlere taleplerin tümü birim esnekse topluluğun fayda fonksiyonu Cobb-Douglas fonksiyonuyla özetlenebilir. Durum buysa alım gücündeki artış oranı, maliyeti azalan malın fiyatının değişim oranı ile o malın toplam tüketim harcamaları içindeki payının çarpımıdır. Formel olarak ifade edersek αi i. malın toplam tüketim harcamaları içindeki payını ve πi fiyat artışını gösteriyorken k fiyatı artan malsa satın alma gücündeki artış oranı π=αk×πk olur. Satın alma gücündeki azalış oranına enflasyonun ikinci tanımı diyorum. Bu ikinci tanıma uyan enflasyon, birinci tanımla tam bir kontrast içinde tamamen reel bir olaydır.
İkinci tanıma uygun örneği, daha kolay anlaşıldığı için bir malın ucuzlaması olarak (πk<0, dolayısıyla π<0) verdim. Malın göreli fiyatı, üretiminde teknolojik bir değişimle ya da tüketiminde daha az miktarla aynı sonuca ulaştıracak bir yenilikle açıklanabilir ve rahatlıkla anlaşılır. Zor olan bir malın diğer mallar cinsinden (diğer malların tümü için aynı artış oranında) göreli fiyatının nasıl olup da daha yüksek hale geldiğidir. Üretimde üretkenlik azaltıcı yatırım ve tüketimde israf açıklayıcı olabilir ama insanların nasıl olup da üretkenliği azaltacak yatırım yaptığının ve israf ettiği, yani refahını azaltacak biçimde tüketim yaptığının doğrudan bir açıklanması yoktur.
Ekonomi muhasebe kayıtlarından oluşmadığı için olay bu kadar da basit değildir. Köken olarak üretim ya da tüketim koşullarındaki değişimin sonucu olarak artması ya da azalması gereke tek bir malın fiyatı olsa bile bundan ekonominin tümü etkilenir. Bu konuyu az ileriye bırakarak tek bir mala yoğunlaşmayı biraz daha sürdüreyim.
Hedonik fiyat endeksleri, (genellikle yalnızca tüketim yanı düşünülerek) mallarla birlikte aslında malların taşıdıkları özelliklerin fiyatlandığı fikrine dayanır. Bilgisayarın yalnızca bellek ve CPU hızı olmak üzere iki özelliği olduğunda bilgisayarın fiyatı bellek genişliği çarpı belleğin fiyatı ile CPU hızı çarpı CPU hızının fiyatının toplamından oluştuğu düşüncesiyle özelliklerin fiyatları saptanır sonra değişik bellekli ve CPU hızlı bilgisayarlar olsa da fiyat endeksleri özelliklerin miktar ve fiyatlarıyla hedonik fiyat endeksleri hesaplanır.
Özellikle yeni ürünlerin piyasasının kurulduğu ve ürünlerin niteliklerinin hızla değiştiği koşullarda hedonik fiyat endekslerinin yararlı olabileceği düşünülse de tam da bu koşullarda ciddi sorunları ortaya çıkar. Cep telefonunun iki yıl önceki versiyonu şimdiki versiyonundan özellikleri bakımından çok daha düşüktür; hafızası az, işlemci hızı düşük, resim çözünürlüğü düşük vesaire. Ama bugün eski cep telefonunu kullanmayı sürdürdüğünde iki yıl önce karşıladığı fonksiyonları artık ya ağır aksak karşılıyor ya da tamamen toptan karşılayamıyor. İki yıl önce bu cep telefonunun sağladıklarını artık yeni versiyon karşılıyor. Yeni versiyon eski versiyonun iki yıl önceki fiyatından satılırsa tüketici açısından refahta bir değişiklik olmaz. Bu durumda hedonik endeksler kullanılırsa yanıltıcı biçimde olmayan bir refah artışı saptanır. Cep telefonun o sıralar en yaygın versiyonunun karşılaştırılması daha az yanıltıcı olacaktır. [1]
| Esneklik | Maliyet azaltıcı arz şoku | Maliyet artırıcı arz şoku |
|---|---|---|
| 1'den az | kısmen enflasyonist | kısmen deflasyonist |
| 1 | tamamen reel | tamamen reel |
| 1'den çok | kısmen deflasyonist | kısmen enflasyonist |
Notes
- ↑ Bu tüketim dışsallığı, yani diğer tüketicilerin yaptıklarının belli bir tüketicinin davranışına tercihlerinde hiç bir değişiklik olmadan etki etmesi, bireysel davranıştan bağımsız toplumsallığın iyi bir örneğidir.
Bir dönem içinde elde edilen toplam gelir, Y, üç biçimde kullanılır; tüketim için mal ve hizmet alımı, C, yatırım için mal ve hizmet alımı, I, ve bir dahaki döneme aktarılmak için saklanandaki artış/azalış (İng. hoarding), ΔH. Gelir satın alma gücüdür ve gelir olmanın önkoşulu, başkasına aktarıldığında karşılığında mal ve hizmet alabilecekleri kredi olmaktır.
Gelir, Y, satılan malların değerine eşittir; p fiyat, q miktar vektörüyken Y=pT q.
Ayrıca bknz. deflasyon, enflasyonun ölçülmesi, enflasyonun neden ve dinamiği, değerin üç biçimi, makroekonomik para politikaları,