"Tutsak" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| 1. satır: | 1. satır: | ||
==Göndermeler== | ==Göndermeler== | ||
| − | === | + | === Mevlânâ'dan === |
[1/1206] Aynı [[dil]]i kullanmak, akrabalık ve bağlılıktır. İnsan yakın olmayanlarla bir arada tutsak gibidir. | [1/1206] Aynı [[dil]]i kullanmak, akrabalık ve bağlılıktır. İnsan yakın olmayanlarla bir arada tutsak gibidir. | ||
---- | ---- | ||
| 22. satır: | 22. satır: | ||
[2/735] Zira o [[münafık]] «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak [[hasret]] elde etti. | [2/735] Zira o [[münafık]] «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak [[hasret]] elde etti. | ||
| + | {{:Mesnevi 000020}} | ||
==Notlar == | ==Notlar == | ||
<references/> | <references/> | ||
[[Category:Mevlânâ]] | [[Category:Mevlânâ]] | ||
09.42, 9 Kasım 2008 tarihindeki hâli
Göndermeler
Mevlânâ'dan
[1/1206] Aynı dili kullanmak, akrabalık ve bağlılıktır. İnsan yakın olmayanlarla bir arada tutsak gibidir.
[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?
[2/727] Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.
[2/728] Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.
[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:
[2/730] “Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne iş ne dükkân” demek gibi.
[2/731] Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.
[2/732] Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.
[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.
[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.
[2/735] Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.
| Ey filan! Duygu akla esirdir; yine bil ki akıl da ruha tutsaktır.[1] |
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1823)