"Mesnevi 000001" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k (Yeni sayfa: Hür bir adam kuşluk vaktinde vardı, Süleyman'ın adliye sarayına koştu. Kederden yüzü sarı ve her iki dudağı mordu. Sonra Süleyman, “Ey efendi! ne oldu?...) |
k |
||
| 11. satır: | 11. satır: | ||
-[[Azrail]]- dedi “Ben öfkeyle ne zaman baktım? [[Hayret]]le, yolda ona baktım. | -[[Azrail]]- dedi “Ben öfkeyle ne zaman baktım? [[Hayret]]le, yolda ona baktım. | ||
Çünkü Hak bana 'Bugün, haydi! Onun canını sen [[Hindistan]]'da al' diye emretti. | Çünkü Hak bana 'Bugün, haydi! Onun canını sen [[Hindistan]]'da al' diye emretti. | ||
| − | [[Hayret]]le dedim: Onun yüz kanadı olsa, [[Hindistan]]'a gitmesi [[uzaklık|uzak]]tır.” | + | [[Hayret]]le dedim: Onun yüz kanadı olsa, [[Hindistan]]'a gitmesi [[uzaklık|uzak]]tır.”<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 957-969)</ref> |
14.47, 8 Kasım 2008 tarihindeki hâli
Hür bir adam kuşluk vaktinde vardı, Süleyman'ın adliye sarayına koştu. Kederden yüzü sarı ve her iki dudağı mordu. Sonra Süleyman, “Ey efendi! ne oldu?” dedi. -Adam- “Azrail bana öfke ve kinle dolu şöyle bir bakış attı” dedi. Süleyman, “Acele et! Şimdi ne istiyorusn? İste” dedi. -Adam- dedi: “Ey can sığınağı! Rüzgara emret. Beni buradan Hindistan'a götürsün. Ola ki o tarafa giden kul, canını kurtarır.” İşte halk yoksulluktan kaçar, bundan dolayı hırs ve emele lokma olurlar. Yoksulun korkusu, o korkunun örneğidir. Sen hırs ve çabayı Hindistan bil. -Süleyman- rüzgâra emretti; onu Hindistan'ın uzak tarafına, bir adaya götürdü. Sonraki gün toplantı ve görüşme vakti; Süleyman Azrail'e dedi: “O müslümana neden öfkeyle baktın da evinden avare oldu?” -Azrail- dedi “Ben öfkeyle ne zaman baktım? Hayretle, yolda ona baktım. Çünkü Hak bana 'Bugün, haydi! Onun canını sen Hindistan'da al' diye emretti. Hayretle dedim: Onun yüz kanadı olsa, Hindistan'a gitmesi uzaktır.”[1]
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 957-969)