"İstek" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| 7. satır: | 7. satır: | ||
Beden duvarının altında hazine mi vardır yoksa yılan, karınca ve ejderha mı?<br> | Beden duvarının altında hazine mi vardır yoksa yılan, karınca ve ejderha mı?<br> | ||
Bir şey olmadığı anlaşılınca isteklinin [[ömür|ömr]]ü gitmiş olur, anlamak ne [[fayda]]?<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2279-2282)</ref> | Bir şey olmadığı anlaşılınca isteklinin [[ömür|ömr]]ü gitmiş olur, anlamak ne [[fayda]]?<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2279-2282)</ref> | ||
| + | ---- | ||
| + | İhsan sahipleri yüz bağış, cömertlik ve iyilikle altın biriktirip şairleri bekler.<br> | ||
| + | Onlara göre bir şiir, yüz kumaş yükünden dah iyidir; özellikle de derinden inci çıkaran şair olursa,<br> | ||
| + | İnsan ilk olarak ekmeğe hırs duyar; çünkü azık ve ekmek canın direğidir.<br> | ||
| + | -İnsan- hırs ve isteğinden kazanca doğru, gaspa ve yüz hileye doğru canını avucuna koyup çabalar.<br> | ||
| + | Nadir olarak ekmeğe ihtiyacı olmadığında üne ve şairlerin övgüsüne âşıktır;<br> | ||
| + | Soyunu ve işlerini yüceltsinler, onun üstünlüğünü anlatmak için kürsüler kursunlar diye;<br> | ||
| + | Haşmeti ve altın bağışlaması, konuşmalara amber gibi koku versin diye.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1186-1192)</ref> | ||
==Notlar == | ==Notlar == | ||
<references/> | <references/> | ||
[[Category:Mevlânâ]] | [[Category:Mevlânâ]] | ||
07.04, 8 Kasım 2008 tarihindeki hâli
Göndermeler
Mevlânâ'dan
İstek üstüne istek olmasaydı cüzî akıl, küll akıldan söz etmezdi.[1]
İnsanlar yıllarca yarın vaadiyle o kapının etrafında dolaşmış, yarın gelmez.
İnsanın sırrının az çok açığa çıkması için uzun zaman gerekir:
Beden duvarının altında hazine mi vardır yoksa yılan, karınca ve ejderha mı?
Bir şey olmadığı anlaşılınca isteklinin ömrü gitmiş olur, anlamak ne fayda?[2]
İhsan sahipleri yüz bağış, cömertlik ve iyilikle altın biriktirip şairleri bekler.
Onlara göre bir şiir, yüz kumaş yükünden dah iyidir; özellikle de derinden inci çıkaran şair olursa,
İnsan ilk olarak ekmeğe hırs duyar; çünkü azık ve ekmek canın direğidir.
-İnsan- hırs ve isteğinden kazanca doğru, gaspa ve yüz hileye doğru canını avucuna koyup çabalar.
Nadir olarak ekmeğe ihtiyacı olmadığında üne ve şairlerin övgüsüne âşıktır;
Soyunu ve işlerini yüceltsinler, onun üstünlüğünü anlatmak için kürsüler kursunlar diye;
Haşmeti ve altın bağışlaması, konuşmalara amber gibi koku versin diye.[3]
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2215)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2279-2282)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 1186-1192)