"Enflasyon" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| (Aynı kullanıcının aradaki diğer 32 değişikliği gösterilmiyor) | |||
| 1. satır: | 1. satır: | ||
| − | (İng. ''inflation'') Fiyatların | + | (İng. ''inflation'') Fiyatların artış süreci ve oranı. |
| − | + | Üretilen [[değer]]den farklı miktarda [[gelir]] dağıtıldığında [[nominal]] [[değer]]ler (dağıtılan [[gelir]]) [[reel]] [[değer]]lerden (üretilen [[değer]]) farklılaşır. Üretilen [[değer]] ([[arz]]) dağıtılan [[gelir]]den ([[talep]]ten) azsa enflasyon, çoksa deflasyonla [[nominal]]-[[reel]] çelişkisi ortadan kalkar. Enflasyonla<ref>Deflasyon, yalnızca enflasyonun negatif değerlisi değildir, nitel olarak da enflasyondan farklıdır ama anlamı deforme etmediği sürece "enflasyon ya da deflasyon" diye sözü uzatmadan yalnızca "enflasyon" diyeceğim.</ref> değişen, [[reel]] [[değer]]leri [[nominal]] [[değer]]lere dönüştüren ilişkidir. | |
| − | + | Reel değerleri nominal değerlere dönüştüren ilişkideki değişim tek bir oranla özetlenebileceği varsayıldığında bu orana enflasyon oranı denir.<ref>Enflasyon oranını, matematik ifadelerde '''''π''''' ve i. malın fiyatının değişim oranını '''''π<sub>i</sub>''''' ile gösteriyorum.</ref> Enflasyon oranına yaygın biçimde kısaca enflasyon denir.<ref>Burada karışıklığa yol açmamak için enflasyon oranına, enflasyon demeyeceğim.</ref> İktisadi çözümlemede enflasyon oranı, ürünlerin toplu fiyat hareketlerini özetleyen bir değişken olarak doğrudan kullanıldığı gibi, gözlemlenen nominal değerlerden reel değerler türetmek için deflatör olarak da kullanılır. | |
| − | + | Nominal değerler (parayla ifade edilen ya da kısaca) parasal değerlerken reel değerler üretim ve tüketimin gerçek koşullarına bağlıdır. Üretim ve tüketiminin koşulları değişmeden enflasyon oluyorsa bu enflasyona tamamen parasal denebilir; yine yalnızca reel ilişkiler değişiyorsa tamamen reel denebilir. Pratikte köken olarak enflasyonun oluşmasına neden olan değişim, parasal da olsa reel de olsa iktisadi çözümleme yaparken enflasyonun hem parasal hem de reel bileşenleri olduğu göz ardı edilmemelidir. Bknz. [[enflasyonun parasal ve reel bileşeni]]. | |
| − | + | Köken olarak üretim ya da tüketim koşullarındaki değişimin sonucu olarak artması ya da azalması gereken tek bir malın fiyatı olsa bile bundan ekonominin tümü etkilenir. Böyle bir etkinin yokumsanabilecek denli az olduğu varsayılıp yokumsanarak yapılan çözümlemeye [[kısmi denge çözümlemesi]] denir. [[Enflasyonun kısmi denge çözümlemesi]], [[enflasyon]]un "ya parasaldır ya da reeldir" denebilecek kadar basit olmadığını gösteriyor. | |
| − | + | [[Enflasyonun genel denge çözümlemesi sorunludur]]. Kısmi denge bakımından çelişkiye düşmeden çözümlenmesi imkansız olan enflasyon gibi konuların, büyük sistemler içinde çözümlenmesi de istenen sonuçları vermez. Bunun için kısmi denge çözümlemesinin yetersiz kaldığı ama genel denge çözümlemesinin hantal ve yanıltıcı olduğu durumlarda az sayıda denklemle yapılan [[makroekonomik çözümleme]] gelişti. | |
| − | [[ | + | [[Makroekonomik çözümleme]], [[bileşik mal]]ların varlığına dayanır. |
| − | + | Bileşik mal, [[bütünleştirme]] ile kurgulanır. | |
| − | + | ==Makroekonomik çözümleme== | |
| − | + | Talep fonksiyonunun çözümlemesi örneği, ferasetli olsa da makroekonomik çözümlemeyi kavramak için yetersizdir çünkü talep fonksiyonunda yer alan nicelikler, kurgulanmazlar bizzat gözlemlenirler halbuki heterojen değişkenlerin bütüncülleştirilmesiden oluşan makroekonomik çözümlemedeki niceliklerin çoğu kurgusaldır. Gözlemlenen niceliklerden türetilen bu kurgusal nicelikleri için ''per se'' doğru olan türetilme fonksiyonları ya da türetilme yöntemleri yoktur. Kurgusal niceliklerin türetilme yöntemi, her durumda en uygunu hangisi diye bilimsel eleştiriye tabi tutulup test edilmelidir. | |
| − | + | [[enflasyonun ölçülmesi]] | |
| + | |||
| + | Makroekonomik çözümlemede kullanılan değişkenlerin kurgusal, keyfi olarak kurgulanabilecekleri anlamına gelmiyor. Değişkenlerin kurgusunun geçerli olup olmadığı bilimsel olarak saptanmalıdır. Daha straight forward çözümlemeler yerine bilimsel düşünme terbiyesini yeterince almamış zihinlerin hemen benimseyebilecekleri keyfi kurgulara yol açabilecek bu çetrefil makroekonomik çözümlemenin kullanılma nedeni, kısmi ve genel denge çözümlemelerinin yetersizlikleriyle piyasa ekonomisinin yetersizliklerinin kesiştiği yerde yatar. | ||
| − | + | Piyasa mekanizması, arz fazlasının biriken stokları eritebilecek için bir yandan üretim kısılarak diğer yandan fiyat düşürülerek elenmesi yoluyla; talep fazlasının ise bir yandan tüketici fazlasını soğurmak için fiyat artırılarak diğer yandan artan fiyatlarla ortaya çıkan kâr olanaklarını değerlendirmek üzere üretim artırılarak elenmesi yoluyla işler. | |
| − | + | Marjinalite koşulu insanlar arası herhangi bir ilişkide tarafların hepsi için katlanılan külfetin edinilen yarara marjda eşdeğer olması koşuludur. Düzgün işleyen piyasalar gibi marjinalite koşulunu sağlayan toplumsal mekanizmalar, ihtilafa yol açan konularda nihayetinde herkesin zarar göreceği çatışmalara mahal verimden çözümü sağlar. Ancak bunlar gelir dağılımındaki dengesizlikler gibi toplumsal eğretilikleri düzeltmez, aksine muhafaza eder hatta derinleştirir. | |
| − | + | Marjinalite koşullarının sağlayan mekanizmaların, özellikle piyasaların, marjinalite koşullarını sağlama özellikleri üzerinde işledikleri dinamiğin stabil olması garantilemez. Piyasa, ihtilafları barışçıl biçimde çözerken bir yandan toplumsal eğretilikleri muhafaza edip derinleştirir diğer yandan shirinking ya da exploding dinamiklere yol açar. Eğretilikleri düzeltilmesi, makroekonomik politikaları koşullarken stabil olmayan dinamikler (ekonomik) teknik müdahaleyi gerektirir. <ref>1980 sonrası neoliberal dönemde teknik müdahale gerektiren konular maalesef siyasal tartışmaya açılmıştır. Çoğunluğun, hatta neredeyse herkesin çıkarına aykırı çıkarları savunan siyasiler, ancak az sayıda insanın hakim olduğu anlaşılması eğitim ve tecrübe isteyen teknik konularda tartışma açarak hiçbir biçimde ikna edemeyecekleri insanların kafalarını karıştırmasına -güya demokrasi adına- müdahale gelmedi. Teknik olarak çözülmesi uygun olan sorunlara bir örnek, fazla üretim ya da eksik talep sorunudur. Bu sorunun sermayeciliğin sonunu getireceğine inanan güya solcular, bu konuda tavır olarak tam da karşı olmaları gerekenlere destek olurlar. Yoksulluğun ötesinde yoksunluklara neden olan, kimseye yaramayan ve kitlesel katliamdan başka bir şey olmayan savaşlara yol açan periyodik fazla üretim krizlerinin sermayeciliği bitildiği henüz görülmedi; ama her keresinde çalışanlara hem dönemsel olarak hem de kalıcı olarak zarar verdi. Bu konulara ideolojik olarak bakmayı kafa karıştırıcılara bırakıp bilimsel irdelemeyi sürdüreyim.</ref> | |
| − | + | Ekonomik ilişkiye geçen kişi, bu ilişkiler sırasında karşılaştıklarından derlendiğinde ancak kısmi denge çözümlemesi yapılabilecek verileri çıkarabilir. Kısmi denge çözümlemesine göre tüm piyasalar dengeye gelse de bu ekonominin dengeye geleceği anlamına gelmez. Bunu basit bir örnekle görebiliriz. | |
| − | + | Diyelim ki ekonomide 100 paralık ürün üretiliyorken ek üretim için yatırım yapıldı ve toplamda o zamana kadarki eski fiyatlar 110 para eden ürün üretildi. Reel yüzde onluk bir büyüme yaşanması beklenebilir. Halbuki piyasada yalnızca 100 paralık gelir vardır. 10 paralık ürün elde kalır. Piyasa mekanizması işliyorsa bu arz fazlasını eritmek için fiyatların düşer, fiyatlar düştüğü için kârlılığın azalır, üretimin azalır. Fiyatlar azalır ve ürün miktarı düşerse bu gelirin azalması anlamına gelir. Başlangıçta büyüme beklerken ekonomi kısa sürede deflasyonist bir sarmalın içine girer. | |
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | + | Kredi genişlemesiyle deflasyonist sarmalın başlamaması imkan dahilindedir. Kural olarak Merkez Bankası banknot basar. Banknot Merkez Bankasının vadesiz ve faizsiz borçlanma senedidir. Eskiden bu senedi getiren herkese, Merkez Bankasının değerli maden ya da döviz verme vaadi vardı. Bastığı banknotları, sonradan geri verilmek üzere borç olarak hükümete aktarır. Hükümet harcama yaparak bu banknotları piyasaya sürer. En basiti olduğu için hükümetin harcamasını çalışanlarına ödediği maaş olarak düşürürsek çalışanlar bu parayla piyasadaki arz fazlasını fiyatlarda bir değişme olmadan alır. Ekonomik çarklar böylece dönmüş olur. Bu yapılan politik bir tercih değil teknik bir sürecin uygulanmasıdır; iradi değil, zorunludur; ahlaki değil bilimseldir. Bütün bu işleyişi hiç bir biçimde aksatmadan hükümet harcamasını ona değil de buna yarayacak biçimde yapabilir; siyasal olan, zorunlulukla çizilmiş çerçeveye dokunmadan içinin doldurulmasıdır. | |
| − | + | Birbirinin içine yuvalanmış karmaşık toplumsal süreçler ağıyla gerçekleşen büyümenin nasıl tam olacağını önceden tamı tamına saptamak imkansızdır. Yeterince para basılıp arz fazlası karşılanmazsa deflasyonist süreç başlayıverir. Gereğinden fazla para basılırsa bu seferde enflasyon belirir. Deflasyonist bir süreç başlayıp ekonomi daralmaya başlayacağına biraz enflasyon göze alınabilir. Sermayeci toplumlarda ilke olarak karşımıza bu tür enflasyon çıkar; buna normal enflasyon diyorum. Normal enflasyonun ne olduğu bölgeden bölgeye değişir ama ilke olarak yıllık yüzde üçün, aylık binde iki buçuğun altına normal diyebiliriz. | |
| − | + | Diyelim ki yeni yatırım kârlı değil zararlı bir yatırım oldu. Üretilen mala talep yoktur ama para da basılmıştır. Talebi olmayan malın değeri de yoktur. O halde piyasada eski fiyatlarla 100 paralık mal varken 110 paralık gelir dağıtılmıştır. Bu durumda yüksek olarak nitelendirdiğim enflasyon yaşanır. Bu durumda sorun yine uygulamada politik tercihlere az çok yer olsa bile temelde tekniktir. Bilimsel olarak saptanmış olan yöntemler kullanılarak yüksek enflasyonun normal oranlara çekilmesi gerekir. Zaten kârlı olmayan yatırımlar kısa zamanda eriyip giderler. | |
| − | + | Normal ve yüksek enflasyonun yanı sıra bir de kronik enflasyon vardır. Herkesin zararına olan yatırımın kâr ettirilmesinde ısrarcı olunursa gelir üretilen ürünün değerinin hep üzerinde olur. Bu durumda enflasyonist sarmal başlar. Önce ücretler artar ama çalışanlar ücretlerini alıp piyasada alışveriş etmeye başlayınca bir den fiyatların yüksek oranda arttığını fark ederler. Bu sefer ücretler, bir dahaki dönem için o yüksek oranda artar ama fiyatlar daha da yüksek oranda artar. Böylece kronik biçimde sürekli artan enflasyon başlar. Enflasyon, ancak zararlı yatırımların zararını geri kalan herkese yüklemekten vaz geçildiğinde gerilemeye başlar. | |
| + | Şimdiye kadar söylediklerim kapalı ekonomiler için geçerli. Cari fazla deflasyonist etkiyi, cari açık enflasyonist etkiyi bir süre bastırır. | ||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| + | teknolojik gelişme, yeni ürün | ||
| − | |||
| − | |||
04.11, 18 Ekim 2023 itibarı ile sayfanın şu anki hâli
(İng. inflation) Fiyatların artış süreci ve oranı.
Üretilen değerden farklı miktarda gelir dağıtıldığında nominal değerler (dağıtılan gelir) reel değerlerden (üretilen değer) farklılaşır. Üretilen değer (arz) dağıtılan gelirden (talepten) azsa enflasyon, çoksa deflasyonla nominal-reel çelişkisi ortadan kalkar. Enflasyonla[1] değişen, reel değerleri nominal değerlere dönüştüren ilişkidir.
Reel değerleri nominal değerlere dönüştüren ilişkideki değişim tek bir oranla özetlenebileceği varsayıldığında bu orana enflasyon oranı denir.[2] Enflasyon oranına yaygın biçimde kısaca enflasyon denir.[3] İktisadi çözümlemede enflasyon oranı, ürünlerin toplu fiyat hareketlerini özetleyen bir değişken olarak doğrudan kullanıldığı gibi, gözlemlenen nominal değerlerden reel değerler türetmek için deflatör olarak da kullanılır.
Nominal değerler (parayla ifade edilen ya da kısaca) parasal değerlerken reel değerler üretim ve tüketimin gerçek koşullarına bağlıdır. Üretim ve tüketiminin koşulları değişmeden enflasyon oluyorsa bu enflasyona tamamen parasal denebilir; yine yalnızca reel ilişkiler değişiyorsa tamamen reel denebilir. Pratikte köken olarak enflasyonun oluşmasına neden olan değişim, parasal da olsa reel de olsa iktisadi çözümleme yaparken enflasyonun hem parasal hem de reel bileşenleri olduğu göz ardı edilmemelidir. Bknz. enflasyonun parasal ve reel bileşeni.
Köken olarak üretim ya da tüketim koşullarındaki değişimin sonucu olarak artması ya da azalması gereken tek bir malın fiyatı olsa bile bundan ekonominin tümü etkilenir. Böyle bir etkinin yokumsanabilecek denli az olduğu varsayılıp yokumsanarak yapılan çözümlemeye kısmi denge çözümlemesi denir. Enflasyonun kısmi denge çözümlemesi, enflasyonun "ya parasaldır ya da reeldir" denebilecek kadar basit olmadığını gösteriyor.
Enflasyonun genel denge çözümlemesi sorunludur. Kısmi denge bakımından çelişkiye düşmeden çözümlenmesi imkansız olan enflasyon gibi konuların, büyük sistemler içinde çözümlenmesi de istenen sonuçları vermez. Bunun için kısmi denge çözümlemesinin yetersiz kaldığı ama genel denge çözümlemesinin hantal ve yanıltıcı olduğu durumlarda az sayıda denklemle yapılan makroekonomik çözümleme gelişti.
Makroekonomik çözümleme, bileşik malların varlığına dayanır.
Bileşik mal, bütünleştirme ile kurgulanır.
Makroekonomik çözümleme[düzenle]
Talep fonksiyonunun çözümlemesi örneği, ferasetli olsa da makroekonomik çözümlemeyi kavramak için yetersizdir çünkü talep fonksiyonunda yer alan nicelikler, kurgulanmazlar bizzat gözlemlenirler halbuki heterojen değişkenlerin bütüncülleştirilmesiden oluşan makroekonomik çözümlemedeki niceliklerin çoğu kurgusaldır. Gözlemlenen niceliklerden türetilen bu kurgusal nicelikleri için per se doğru olan türetilme fonksiyonları ya da türetilme yöntemleri yoktur. Kurgusal niceliklerin türetilme yöntemi, her durumda en uygunu hangisi diye bilimsel eleştiriye tabi tutulup test edilmelidir.
Makroekonomik çözümlemede kullanılan değişkenlerin kurgusal, keyfi olarak kurgulanabilecekleri anlamına gelmiyor. Değişkenlerin kurgusunun geçerli olup olmadığı bilimsel olarak saptanmalıdır. Daha straight forward çözümlemeler yerine bilimsel düşünme terbiyesini yeterince almamış zihinlerin hemen benimseyebilecekleri keyfi kurgulara yol açabilecek bu çetrefil makroekonomik çözümlemenin kullanılma nedeni, kısmi ve genel denge çözümlemelerinin yetersizlikleriyle piyasa ekonomisinin yetersizliklerinin kesiştiği yerde yatar.
Piyasa mekanizması, arz fazlasının biriken stokları eritebilecek için bir yandan üretim kısılarak diğer yandan fiyat düşürülerek elenmesi yoluyla; talep fazlasının ise bir yandan tüketici fazlasını soğurmak için fiyat artırılarak diğer yandan artan fiyatlarla ortaya çıkan kâr olanaklarını değerlendirmek üzere üretim artırılarak elenmesi yoluyla işler.
Marjinalite koşulu insanlar arası herhangi bir ilişkide tarafların hepsi için katlanılan külfetin edinilen yarara marjda eşdeğer olması koşuludur. Düzgün işleyen piyasalar gibi marjinalite koşulunu sağlayan toplumsal mekanizmalar, ihtilafa yol açan konularda nihayetinde herkesin zarar göreceği çatışmalara mahal verimden çözümü sağlar. Ancak bunlar gelir dağılımındaki dengesizlikler gibi toplumsal eğretilikleri düzeltmez, aksine muhafaza eder hatta derinleştirir.
Marjinalite koşullarının sağlayan mekanizmaların, özellikle piyasaların, marjinalite koşullarını sağlama özellikleri üzerinde işledikleri dinamiğin stabil olması garantilemez. Piyasa, ihtilafları barışçıl biçimde çözerken bir yandan toplumsal eğretilikleri muhafaza edip derinleştirir diğer yandan shirinking ya da exploding dinamiklere yol açar. Eğretilikleri düzeltilmesi, makroekonomik politikaları koşullarken stabil olmayan dinamikler (ekonomik) teknik müdahaleyi gerektirir. [4]
Ekonomik ilişkiye geçen kişi, bu ilişkiler sırasında karşılaştıklarından derlendiğinde ancak kısmi denge çözümlemesi yapılabilecek verileri çıkarabilir. Kısmi denge çözümlemesine göre tüm piyasalar dengeye gelse de bu ekonominin dengeye geleceği anlamına gelmez. Bunu basit bir örnekle görebiliriz.
Diyelim ki ekonomide 100 paralık ürün üretiliyorken ek üretim için yatırım yapıldı ve toplamda o zamana kadarki eski fiyatlar 110 para eden ürün üretildi. Reel yüzde onluk bir büyüme yaşanması beklenebilir. Halbuki piyasada yalnızca 100 paralık gelir vardır. 10 paralık ürün elde kalır. Piyasa mekanizması işliyorsa bu arz fazlasını eritmek için fiyatların düşer, fiyatlar düştüğü için kârlılığın azalır, üretimin azalır. Fiyatlar azalır ve ürün miktarı düşerse bu gelirin azalması anlamına gelir. Başlangıçta büyüme beklerken ekonomi kısa sürede deflasyonist bir sarmalın içine girer.
Kredi genişlemesiyle deflasyonist sarmalın başlamaması imkan dahilindedir. Kural olarak Merkez Bankası banknot basar. Banknot Merkez Bankasının vadesiz ve faizsiz borçlanma senedidir. Eskiden bu senedi getiren herkese, Merkez Bankasının değerli maden ya da döviz verme vaadi vardı. Bastığı banknotları, sonradan geri verilmek üzere borç olarak hükümete aktarır. Hükümet harcama yaparak bu banknotları piyasaya sürer. En basiti olduğu için hükümetin harcamasını çalışanlarına ödediği maaş olarak düşürürsek çalışanlar bu parayla piyasadaki arz fazlasını fiyatlarda bir değişme olmadan alır. Ekonomik çarklar böylece dönmüş olur. Bu yapılan politik bir tercih değil teknik bir sürecin uygulanmasıdır; iradi değil, zorunludur; ahlaki değil bilimseldir. Bütün bu işleyişi hiç bir biçimde aksatmadan hükümet harcamasını ona değil de buna yarayacak biçimde yapabilir; siyasal olan, zorunlulukla çizilmiş çerçeveye dokunmadan içinin doldurulmasıdır.
Birbirinin içine yuvalanmış karmaşık toplumsal süreçler ağıyla gerçekleşen büyümenin nasıl tam olacağını önceden tamı tamına saptamak imkansızdır. Yeterince para basılıp arz fazlası karşılanmazsa deflasyonist süreç başlayıverir. Gereğinden fazla para basılırsa bu seferde enflasyon belirir. Deflasyonist bir süreç başlayıp ekonomi daralmaya başlayacağına biraz enflasyon göze alınabilir. Sermayeci toplumlarda ilke olarak karşımıza bu tür enflasyon çıkar; buna normal enflasyon diyorum. Normal enflasyonun ne olduğu bölgeden bölgeye değişir ama ilke olarak yıllık yüzde üçün, aylık binde iki buçuğun altına normal diyebiliriz.
Diyelim ki yeni yatırım kârlı değil zararlı bir yatırım oldu. Üretilen mala talep yoktur ama para da basılmıştır. Talebi olmayan malın değeri de yoktur. O halde piyasada eski fiyatlarla 100 paralık mal varken 110 paralık gelir dağıtılmıştır. Bu durumda yüksek olarak nitelendirdiğim enflasyon yaşanır. Bu durumda sorun yine uygulamada politik tercihlere az çok yer olsa bile temelde tekniktir. Bilimsel olarak saptanmış olan yöntemler kullanılarak yüksek enflasyonun normal oranlara çekilmesi gerekir. Zaten kârlı olmayan yatırımlar kısa zamanda eriyip giderler.
Normal ve yüksek enflasyonun yanı sıra bir de kronik enflasyon vardır. Herkesin zararına olan yatırımın kâr ettirilmesinde ısrarcı olunursa gelir üretilen ürünün değerinin hep üzerinde olur. Bu durumda enflasyonist sarmal başlar. Önce ücretler artar ama çalışanlar ücretlerini alıp piyasada alışveriş etmeye başlayınca bir den fiyatların yüksek oranda arttığını fark ederler. Bu sefer ücretler, bir dahaki dönem için o yüksek oranda artar ama fiyatlar daha da yüksek oranda artar. Böylece kronik biçimde sürekli artan enflasyon başlar. Enflasyon, ancak zararlı yatırımların zararını geri kalan herkese yüklemekten vaz geçildiğinde gerilemeye başlar.
Şimdiye kadar söylediklerim kapalı ekonomiler için geçerli. Cari fazla deflasyonist etkiyi, cari açık enflasyonist etkiyi bir süre bastırır.
teknolojik gelişme, yeni ürün
Kullanılabilir kredi[düzenle]
Kredi genişlemesi, Merkez Bankasının bastığı para, merkez bankasına açılan kredidir, hükümete borç verir,
Notes[düzenle]
- ↑ Deflasyon, yalnızca enflasyonun negatif değerlisi değildir, nitel olarak da enflasyondan farklıdır ama anlamı deforme etmediği sürece "enflasyon ya da deflasyon" diye sözü uzatmadan yalnızca "enflasyon" diyeceğim.
- ↑ Enflasyon oranını, matematik ifadelerde π ve i. malın fiyatının değişim oranını πi ile gösteriyorum.
- ↑ Burada karışıklığa yol açmamak için enflasyon oranına, enflasyon demeyeceğim.
- ↑ 1980 sonrası neoliberal dönemde teknik müdahale gerektiren konular maalesef siyasal tartışmaya açılmıştır. Çoğunluğun, hatta neredeyse herkesin çıkarına aykırı çıkarları savunan siyasiler, ancak az sayıda insanın hakim olduğu anlaşılması eğitim ve tecrübe isteyen teknik konularda tartışma açarak hiçbir biçimde ikna edemeyecekleri insanların kafalarını karıştırmasına -güya demokrasi adına- müdahale gelmedi. Teknik olarak çözülmesi uygun olan sorunlara bir örnek, fazla üretim ya da eksik talep sorunudur. Bu sorunun sermayeciliğin sonunu getireceğine inanan güya solcular, bu konuda tavır olarak tam da karşı olmaları gerekenlere destek olurlar. Yoksulluğun ötesinde yoksunluklara neden olan, kimseye yaramayan ve kitlesel katliamdan başka bir şey olmayan savaşlara yol açan periyodik fazla üretim krizlerinin sermayeciliği bitildiği henüz görülmedi; ama her keresinde çalışanlara hem dönemsel olarak hem de kalıcı olarak zarar verdi. Bu konulara ideolojik olarak bakmayı kafa karıştırıcılara bırakıp bilimsel irdelemeyi sürdüreyim.
Bir dönem içinde elde edilen toplam gelir, Y, üç biçimde kullanılır; tüketim için mal ve hizmet alımı, C, yatırım için mal ve hizmet alımı, I, ve bir dahaki döneme aktarılmak için saklanandaki artış/azalış (İng. hoarding), ΔH. Gelir satın alma gücüdür ve gelir olmanın önkoşulu, başkasına aktarıldığında karşılığında mal ve hizmet alabilecekleri kredi olmaktır.
Gelir, Y, satılan malların değerine eşittir; p fiyat, q miktar vektörüyken Y=pT q.
Ayrıca bknz. deflasyon, enflasyonun ölçülmesi, enflasyonun neden ve dinamiği, değerin üç biçimi, makroekonomik para politikaları, hedonik fiyat endeksi