"Ben ol da anla" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
42. satır: 42. satır:
  
 
[3/1302] Dokuz yüz kat olan senin büyük «sen» varlığın, denizdir; yüz «sen»in batma yeridir.
 
[3/1302] Dokuz yüz kat olan senin büyük «sen» varlığın, denizdir; yüz «sen»in batma yeridir.
 +
----
 +
[3/3887] Ben nerede [[ırmak]] görsem, “Onun yerinde olsaydım” diye kıskanırım.
 +
----
 +
[3/3910] [[Irmak]] gördün, testiyi [[ırmak|ırmağ]]a dök; su [[ırmak]]tan hiç kaçar mı?
 +
 +
[3/3911] Testinin suyu [[ırmak|ırmağ]]ın suyuna girince, içinde yok olur ve [[ırmak]], o olur.
  
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>

07.10, 25 Eylül 2008 tarihindeki hâli

Göndermeler

Mesnevi'den[1]

[1/2611] Şefaatçi oldu ve dedi: “Bu saltanatı ve sancağı bana vergiğin olgunlukla ver.

[1/2612] Kime verirsen ve onu lütfedersen, o Süleyman'dır ve o kişi de benim.

[1/2613] O benden sonra değildir, o benimledir. Benimle, bizatihi de demektir? Şüphesiz benim.”


[1/3055] Biri geldi, arkadaşının kapısını çaldı. Arkadaşı, “Ey güvenilir kişi! Kimsin?” dedi.

[1/3056] “Ben” dedi. -Arkadaşı- ona dedi: “Git, zamanı değildir. Böyle bir sofrada ham kişiye yer yoktur.

[1/3057] Ham kişiyi ayrılık ve hicran ateşinden başka kim olgunlaştırır? İki yüzlülükten kim kurtarır?”

[1/3058] O zavallı gitti. Bir yıl yolculukta dostunun ayrılığında alevlerle yandı.

[1/3059] O yanmış, olgunlaştı. Sonra geri döndü. Yine arkadaşının evinin etrafında dolaştı.

[1/3060] Dudağından edepsizce bir söz çıkmaması için yüz korku ve edeple kapının halkasını vurdu.

[1/3061] Dostu seslendi: “Kapıdaki kimdir?” O, “Kapıda da sensin, ey sevgili” dedi.

[1/3062] -Arkadaşı- dedi: “Şimdi benim gibisin, ey ben! Gir. Evde iki bene sığacak yer yok.”


[2/182] Onlardan iki dostu bir arada gördün mü, hem birdirler, hem altı yüz bin.


[2/2507] Dertsiz olan kişi yol kesicidir. Çünkü dertsizEne'el-Hak” demektir.

[2/2508] O “Ben”i vakitsiz söylemek lanettir; o “Ben”i vaktinde söylemek rahmettir.

[2/2509] Mansûr'un o “Ben”i kesin olarak rahmet oldu. O Firavun'un “Ben”i ise lânet oldu; gör.


[2/3712] İkilik olunca dost düşman olur; hiçbir kişi kendisiyle savaşmaz. --- [3/1298] Hayır; sen dersin, yine kendi kulağına; ne ben, ne de benden başkası. Ey, sen de bensin!

[3/1299] Uykuya daldığın zaman gibi; kendi önünden, kendi önüne gidersin;

[3/1300] Kendinden dinlersin, ama filan kişinin uykuda sana onu gizlice söylediğini sanırsın.

[3/1301] Ey, hoş arkadaş! Sen, bir sen değilsin; bilakis bir gökyüzü, derin bir denizsin.

[3/1302] Dokuz yüz kat olan senin büyük «sen» varlığın, denizdir; yüz «sen»in batma yeridir.


[3/3887] Ben nerede ırmak görsem, “Onun yerinde olsaydım” diye kıskanırım.


[3/3910] Irmak gördün, testiyi ırmağa dök; su ırmaktan hiç kaçar mı?

[3/3911] Testinin suyu ırmağın suyuna girince, içinde yok olur ve ırmak, o olur.

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.