"Ben ol da anla" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k (→Göndermeler) |
||
| 32. satır: | 32. satır: | ||
---- | ---- | ||
[2/3712] İkilik olunca [[dost]] [[düşman]] olur; hiçbir kişi kendisiyle savaşmaz. | [2/3712] İkilik olunca [[dost]] [[düşman]] olur; hiçbir kişi kendisiyle savaşmaz. | ||
| + | --- | ||
| + | [3/1298] Hayır; sen dersin, yine kendi kulağına; ne ben, ne de benden başkası. Ey, sen de bensin! | ||
| + | |||
| + | [3/1299] Uykuya daldığın zaman gibi; kendi önünden, kendi önüne gidersin; | ||
| + | |||
| + | [3/1300] Kendinden dinlersin, ama filan kişinin uykuda sana onu gizlice söylediğini sanırsın. | ||
| + | |||
| + | [3/1301] Ey, hoş arkadaş! Sen, bir sen değilsin; bilakis bir gökyüzü, derin bir denizsin. | ||
| + | |||
| + | [3/1302] Dokuz yüz kat olan senin büyük «sen» varlığın, denizdir; yüz «sen»in batma yeridir. | ||
| + | |||
==Notlar == | ==Notlar == | ||
<references/> | <references/> | ||
08.39, 21 Eylül 2008 tarihindeki hâli
Göndermeler
Mesnevi'den[1]
[1/2611] Şefaatçi oldu ve dedi: “Bu saltanatı ve sancağı bana vergiğin olgunlukla ver.
[1/2612] Kime verirsen ve onu lütfedersen, o Süleyman'dır ve o kişi de benim.
[1/2613] O benden sonra değildir, o benimledir. Benimle, bizatihi de demektir? Şüphesiz benim.”
[1/3055] Biri geldi, arkadaşının kapısını çaldı. Arkadaşı, “Ey güvenilir kişi! Kimsin?” dedi.
[1/3056] “Ben” dedi. -Arkadaşı- ona dedi: “Git, zamanı değildir. Böyle bir sofrada ham kişiye yer yoktur.
[1/3057] Ham kişiyi ayrılık ve hicran ateşinden başka kim olgunlaştırır? İki yüzlülükten kim kurtarır?”
[1/3058] O zavallı gitti. Bir yıl yolculukta dostunun ayrılığında alevlerle yandı.
[1/3059] O yanmış, olgunlaştı. Sonra geri döndü. Yine arkadaşının evinin etrafında dolaştı.
[1/3060] Dudağından edepsizce bir söz çıkmaması için yüz korku ve edeple kapının halkasını vurdu.
[1/3061] Dostu seslendi: “Kapıdaki kimdir?” O, “Kapıda da sensin, ey sevgili” dedi.
[1/3062] -Arkadaşı- dedi: “Şimdi benim gibisin, ey ben! Gir. Evde iki bene sığacak yer yok.”
[2/182] Onlardan iki dostu bir arada gördün mü, hem birdirler, hem altı yüz bin.
[2/2507] Dertsiz olan kişi yol kesicidir. Çünkü dertsiz “Ene'el-Hak” demektir.
[2/2508] O “Ben”i vakitsiz söylemek lanettir; o “Ben”i vaktinde söylemek rahmettir.
[2/2509] Mansûr'un o “Ben”i kesin olarak rahmet oldu. O Firavun'un “Ben”i ise lânet oldu; gör.
[2/3712] İkilik olunca dost düşman olur; hiçbir kişi kendisiyle savaşmaz. --- [3/1298] Hayır; sen dersin, yine kendi kulağına; ne ben, ne de benden başkası. Ey, sen de bensin!
[3/1299] Uykuya daldığın zaman gibi; kendi önünden, kendi önüne gidersin;
[3/1300] Kendinden dinlersin, ama filan kişinin uykuda sana onu gizlice söylediğini sanırsın.
[3/1301] Ey, hoş arkadaş! Sen, bir sen değilsin; bilakis bir gökyüzü, derin bir denizsin.
[3/1302] Dokuz yüz kat olan senin büyük «sen» varlığın, denizdir; yüz «sen»in batma yeridir.
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.