"Enflasyon" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
k
 
(2 kullanıcıdan 70 ara revizyon gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
(İng. ''inflation'') Fiyatların artışı.
+
(İng. ''inflation'') Fiyatların artış süreci ve oranı.
  
==Enflasyonun parasal ve reel bileşeni==
+
Üretilen [[değer]]den farklı miktarda [[gelir]] dağıtıldığında [[nominal]] [[değer]]ler (dağıtılan [[gelir]]) [[reel]] [[değer]]lerden (üretilen [[değer]]) farklılaşır. Üretilen [[değer]] ([[arz]]) dağıtılan [[gelir]]den ([[talep]]ten) azsa enflasyon, çoksa deflasyonla [[nominal]]-[[reel]] çelişkisi ortadan kalkar. Enflasyonla<ref>Deflasyon, yalnızca enflasyonun negatif değerlisi değildir, nitel olarak da enflasyondan farklıdır ama anlamı deforme etmediği sürece "enflasyon ya da deflasyon" diye sözü uzatmadan yalnızca "enflasyon" diyeceğim.</ref> değişen, [[reel]] [[değer]]leri [[nominal]] [[değer]]lere dönüştüren ilişkidir.
  
[[Enflasyon]], yaygın biçimde göreli fiyat hareketlerinin etkisinden arınmış fiyat artışı olarak düşünülür ve zımnen sorunsuz biçimde tek bir oranla, diyelim ki '''''&pi;''''' ile ölçülebileceği benimsenir. Buna enflasyonun ilk tanımı diyeyim. Mal ve hizmetlerin tek olmaması halinde bu hayali [[enflasyon]] şöyle ifade edilebilir; para arzı ile mal ve hizmetlerin tümünün fiyatları aynı '''''&pi;''''' oranında artarsa enflasyon oranı tartışmasız biçimde '''''&pi;''''' olur. Bu durumda [[enflasyon]] tamamen parasal bir olaydır. [[Enflasyon]], sanki durum buymuş gibi idealize edilir.  
+
Reel değerleri nominal değerlere dönüştüren ilişkideki değişim tek bir oranla özetlenebileceği varsayıldığında bu orana enflasyon oranı denir.<ref>Enflasyon oranını, matematik ifadelerde '''''&pi;''''' ve i. malın fiyatının değişim oranını '''''&pi;<sub>i</sub>''''' ile gösteriyorum.</ref> Enflasyon oranına yaygın biçimde kısaca enflasyon denir.<ref>Burada karışıklığa yol açmamak için enflasyon oranına, enflasyon demeyeceğim.</ref> İktisadi çözümlemede enflasyon oranı, ürünlerin toplu fiyat hareketlerini özetleyen bir değişken olarak doğrudan kullanıldığı gibi, gözlemlenen nominal değerlerden reel değerler türetmek için deflatör olarak da kullanılır.
  
Halbuki fiyatların tümünün eşanlı olarak aynı oranda artması, yaşamımızda neredeyse hiç rastlanmadığımız bir durumdur. Bu eşanlı aynı oranda artış varsayımı, ne ifadeyi basitleştirici, çözümlemeyi kolaylaştırıcı bir varsayımdır, ne de bu varsayımdan sapmaları inceleyebileceğimiz ondan yola çıkarak inceleyebilmemizi sağlayan bir varsayımdır. Üstelik yanıltıcıdır.  
+
Nominal değerler (parayla ifade edilen ya da kısaca) parasal değerlerken reel değerler üretim ve tüketimin gerçek koşullarına bağlıdır. Üretim ve tüketiminin koşulları değişmeden enflasyon oluyorsa bu enflasyona tamamen parasal denebilir; yine yalnızca reel ilişkiler değişiyorsa tamamen reel denebilir. Pratikte köken olarak enflasyonun oluşmasına neden olan değişim, parasal da olsa reel de olsa iktisadi çözümleme yaparken enflasyonun hem parasal hem de reel bileşenleri olduğu göz ardı edilmemelidir. Bknz. [[enflasyonun parasal ve reel bileşeni]].
  
Diyelim ki geri kalan malların fiyatları değişmezken üretim ya da tüketim koşullarındaki değişim sonucu belli bir mal ucuzlasın. Yaşanan (1) reel bir olaydır, (2) yalnızca göreli fiyatlar değişmiştir. Enflasyonun ilk tanımına göre '''''&pi;'''''=0'dır ama en azından tüketicilerin alım gücü artmıştır.
+
Köken olarak üretim ya da tüketim koşullarındaki değişimin sonucu olarak artması ya da azalması gereken tek bir malın fiyatı olsa bile bundan ekonominin tümü etkilenir. Böyle bir etkinin yokumsanabilecek denli az olduğu varsayılıp yokumsanarak yapılan çözümlemeye [[kısmi denge çözümlemesi]] denir. [[Enflasyonun kısmi denge çözümlemesi]], [[enflasyon]]un "ya parasaldır ya da reeldir" denebilecek kadar basit olmadığını gösteriyor.  
  
Diğer malların fiyatlar ve talep edilen miktarlarında bir değişiklik olmadan bir malın fiyatının değişmesi, fiyat esnekliğinin 1'e eşit olmasının sonucudur.  
+
[[Enflasyonun genel denge çözümlemesi sorunludur]]. Kısmi denge bakımından çelişkiye düşmeden çözümlenmesi imkansız olan enflasyon gibi konuların, büyük sistemler içinde çözümlenmesi de istenen sonuçları vermez. Bunun için kısmi denge çözümlemesinin yetersiz kaldığı ama genel denge çözümlemesinin hantal ve yanıltıcı olduğu durumlarda az sayıda denklemle yapılan [[makroekonomik çözümleme]] gelişti.
  
[[Birim esnek]] talep durumunda tüketicilerin söz konusu mal için gelirlerinden ayırdıkları pay sabittir. Mal ve hizmetlere taleplerin tümü birim esnekse topluluğun fayda fonksiyonu Cobb-Douglas fonksiyonuyla özetlenebilir. Durum buysa alım gücündeki artış oranı, maliyeti azalan malın fiyatının değişim oranı ile o malın toplam tüketim harcamaları içindeki payının çarpımıdır. Formel olarak ifade edersek '''''&alpha;<sub>i</sub>''''' i. malın toplam tüketim harcaması içindeki payını ve '''''&pi;<sub>i</sub>''''' i. malın fiyat artışını gösteriyorken '''''k''''' fiyatı değişen malsa satın alma gücündeki artış oranı '''''&pi;'''''='''''&alpha;<sub>k</sub>'''''&times;'''''&pi;<sub>k</sub>''''' olur. Satın alma gücündeki azalış oranına enflasyonun ikinci tanımı diyorum.  
+
[[Makroekonomik çözümleme]], [[bileşik mal]]ların varlığına dayanır.
  
İkinci tanıma uyan enflasyon, birinci tanımla tam bir kontrast içinde tamamen reel bir olaydır. Gerçekleşen enflasyon, kural olarak kısmen parasal kısmen de reeldir.
+
Bileşik mal, [[bütünleştirme]] ile kurgulanır.  
  
İkinci tanıma uygun örneği, daha kolay anlaşıldığı için bir malın ucuzlaması olarak ('''''&pi;<sub>k</sub>'''''<0, dolayısıyla '''''&pi;'''''<0) verdim. Malın göreli fiyatı, üretiminde teknolojik bir değişimle ya da tüketiminde daha az miktarla aynı sonuca ulaştıracak bir yenilikle açıklanabilir ve rahatlıkla anlaşılır. Zor olan bir malın diğer mallar cinsinden (diğer malların tümü için aynı artış oranında) göreli fiyatının nasıl olup da daha yüksek hale geldiğidir. Üretimde üretkenlik azaltıcı yatırım ya da tüketimde israf açıklayıcı olabilir ama insanların nasıl olup da üretkenliği azaltacak yatırım yaptığının ve israf ettiğinin, yani refahını azaltacak biçimde tüketim yaptığının doğrudan bir açıklanması yoktur. Kuraklık, yıkıcı deprem gibi negatif üretkenlik şokları ya da kur haddindeki artış gibi maliyet etmenleri, geçicidir; kalıcı oluyorlarsa üretkenlik düşüren yatırım ve israf açıklamalarına geri dönülür.
+
==Makroekonomik çözümleme==
  
==Kısmi Denge Çözümlemesi==
+
Talep fonksiyonunun çözümlemesi örneği, ferasetli olsa da makroekonomik çözümlemeyi kavramak için yetersizdir çünkü talep fonksiyonunda yer alan nicelikler, kurgulanmazlar bizzat gözlemlenirler halbuki heterojen değişkenlerin bütüncülleştirilmesiden oluşan makroekonomik çözümlemedeki niceliklerin çoğu kurgusaldır. Gözlemlenen niceliklerden türetilen bu kurgusal nicelikleri için ''per se'' doğru olan türetilme fonksiyonları ya da türetilme yöntemleri yoktur. Kurgusal niceliklerin türetilme yöntemi, her durumda en uygunu hangisi diye bilimsel eleştiriye tabi tutulup test edilmelidir.
  
[[Kısmi Denge Çözümlemesi]]
+
[[enflasyonun ölçülmesi]]
 +
 +
Makroekonomik çözümlemede kullanılan değişkenlerin kurgusal, keyfi olarak kurgulanabilecekleri anlamına gelmiyor. Değişkenlerin kurgusunun geçerli olup olmadığı bilimsel olarak saptanmalıdır. Daha straight forward çözümlemeler yerine bilimsel düşünme terbiyesini yeterince almamış zihinlerin hemen benimseyebilecekleri keyfi kurgulara yol açabilecek bu çetrefil makroekonomik çözümlemenin kullanılma nedeni, kısmi ve genel denge çözümlemelerinin yetersizlikleriyle piyasa ekonomisinin yetersizliklerinin kesiştiği yerde yatar.
  
 +
Piyasa mekanizması, arz fazlasının biriken stokları eritebilecek için bir yandan üretim kısılarak diğer yandan fiyat düşürülerek elenmesi yoluyla; talep fazlasının ise bir yandan tüketici fazlasını soğurmak için fiyat artırılarak diğer yandan artan fiyatlarla ortaya çıkan kâr olanaklarını değerlendirmek üzere üretim artırılarak elenmesi yoluyla işler.
  
Ekonomi salt muhasebe kayıtlarından oluşmadığı için yaşanan enflasyon, "ya parasaldır ya da reeldir" denebilecek kadar da basit biçimde açıklanamaz. Köken olarak üretim ya da tüketim koşullarındaki değişimin sonucu olarak artması ya da azalması gereken tek bir malın fiyatı olsa bile bundan ekonominin tümü etkilenir.  
+
Marjinalite koşulu insanlar arası herhangi bir ilişkide tarafların hepsi için katlanılan külfetin edinilen yarara marjda eşdeğer olması koşuludur. Düzgün işleyen piyasalar gibi marjinalite koşulunu sağlayan toplumsal mekanizmalar, ihtilafa yol açan konularda nihayetinde herkesin zarar göreceği çatışmalara mahal verimden çözümü sağlar. Ancak bunlar gelir dağılımındaki dengesizlikler gibi toplumsal eğretilikleri düzeltmez, aksine muhafaza eder hatta derinleştirir.  
  
[[Hedonik fiyat endeksi]]
+
Marjinalite koşullarının sağlayan mekanizmaların, özellikle piyasaların, marjinalite koşullarını sağlama özellikleri üzerinde işledikleri dinamiğin stabil olması garantilemez. Piyasa, ihtilafları barışçıl biçimde çözerken bir yandan toplumsal eğretilikleri muhafaza edip derinleştirir diğer yandan shirinking ya da exploding dinamiklere yol açar. Eğretilikleri düzeltilmesi, makroekonomik politikaları koşullarken stabil olmayan dinamikler (ekonomik) teknik müdahaleyi gerektirir. <ref>1980 sonrası neoliberal dönemde teknik müdahale gerektiren konular maalesef siyasal tartışmaya açılmıştır. Çoğunluğun, hatta neredeyse herkesin çıkarına aykırı çıkarları savunan siyasiler, ancak az sayıda insanın hakim olduğu anlaşılması eğitim ve tecrübe isteyen teknik konularda tartışma açarak hiçbir biçimde ikna edemeyecekleri insanların kafalarını karıştırmasına -güya demokrasi adına- müdahale gelmedi. Teknik olarak çözülmesi uygun olan sorunlara bir örnek, fazla üretim ya da eksik talep sorunudur. Bu sorunun sermayeciliğin sonunu getireceğine inanan güya solcular, bu konuda tavır olarak tam da karşı olmaları gerekenlere destek olurlar. Yoksulluğun ötesinde yoksunluklara neden olan, kimseye yaramayan ve kitlesel katliamdan başka bir şey olmayan savaşlara yol açan periyodik fazla üretim krizlerinin sermayeciliği bitildiği henüz görülmedi; ama her keresinde çalışanlara hem dönemsel olarak hem de kalıcı olarak zarar verdi. Bu konulara ideolojik olarak bakmayı kafa karıştırıcılara bırakıp bilimsel irdelemeyi sürdüreyim.</ref>
  
 +
Ekonomik ilişkiye geçen kişi, bu ilişkiler sırasında karşılaştıklarından derlendiğinde ancak kısmi denge çözümlemesi yapılabilecek verileri çıkarabilir. Kısmi denge çözümlemesine göre tüm piyasalar dengeye gelse de bu ekonominin dengeye geleceği anlamına gelmez. Bunu basit bir örnekle görebiliriz.
  
Tek bir üründe yaşanan arz şokunun sonucunda hangi fiyat hareketlerinin yaşandığını incelemeye kısmi denge çözümlemesiyle başlamak uygun olur. Kısmi denge çözümlemesinde ortaya 1. Tablo, özetlenen, fiyatın talep esnekliğine bağlı olarak farklılık gösteren sonuçlar çıkar.  
+
Diyelim ki ekonomide 100 paralık ürün üretiliyorken ek üretim için yatırım yapıldı ve toplamda o zamana kadarki eski fiyatlar 110 para eden ürün üretildi. Reel yüzde onluk bir büyüme yaşanması beklenebilir. Halbuki piyasada yalnızca 100 paralık gelir vardır. 10 paralık ürün elde kalır. Piyasa mekanizması işliyorsa bu arz fazlasını eritmek için fiyatların düşer, fiyatlar düştüğü için kârlılığın azalır, üretimin azalır. Fiyatlar azalır ve ürün miktarı düşerse bu gelirin azalması anlamına gelir. Başlangıçta büyüme beklerken ekonomi kısa sürede deflasyonist bir sarmalın içine girer.
  
Herhangi bir i. mala fiyatın talep esnekliğini, '''&epsilon;<sub>k</sub>''' ile gösteriyorum.
+
Kredi genişlemesiyle deflasyonist sarmalın başlamaması imkan dahilindedir. Kural olarak Merkez Bankası banknot basar. Banknot Merkez Bankasının vadesiz ve faizsiz borçlanma senedidir. Eskiden bu senedi getiren herkese, Merkez Bankasının değerli maden ya da döviz verme vaadi vardı. Bastığı banknotları, sonradan geri verilmek üzere borç olarak hükümete aktarır. Hükümet harcama yaparak bu banknotları piyasaya sürer. En basiti olduğu için hükümetin harcamasını çalışanlarına ödediği maaş olarak düşürürsek çalışanlar bu parayla piyasadaki arz fazlasını fiyatlarda bir değişme olmadan alır. Ekonomik çarklar böylece dönmüş olur. Bu yapılan politik bir tercih değil teknik bir sürecin uygulanmasıdır; iradi değil, zorunludur; ahlaki değil bilimseldir. Bütün bu işleyişi hiç bir biçimde aksatmadan hükümet harcamasını ona değil de buna yarayacak biçimde yapabilir; siyasal olan, zorunlulukla çizilmiş çerçeveye dokunmadan içinin doldurulmasıdır.
  
{| border=1
+
Birbirinin içine yuvalanmış karmaşık toplumsal süreçler ağıyla gerçekleşen büyümenin nasıl tam olacağını önceden tamı tamına saptamak imkansızdır. Yeterince para basılıp arz fazlası karşılanmazsa deflasyonist süreç başlayıverir. Gereğinden fazla para basılırsa bu seferde enflasyon belirir. Deflasyonist bir süreç başlayıp ekonomi daralmaya başlayacağına biraz enflasyon göze alınabilir. Sermayeci toplumlarda ilke olarak karşımıza bu tür enflasyon çıkar; buna normal enflasyon diyorum. Normal enflasyonun ne olduğu bölgeden bölgeye değişir ama ilke olarak yıllık yüzde üçün, aylık binde iki buçuğun altına normal diyebiliriz.
|+ '''1. Tablo: Bir malda yaşanan arz şoku sonrası fiyat hareketleri'''
 
|-
 
! Talep esnekliği !! Maliyet azaltıcı<br/>arz şoku !! Maliyet artırıcı<br/>arz şoku
 
|-
 
| esnek değil<br/>'''&epsilon;<sub>k</sub>''' < 1 || kısmen enflasyonist || kısmen deflasyonist
 
|-
 
| birim esnek<br/>'''&epsilon;<sub>k</sub>''' = 1 || tamamen reel || tamamen reel
 
|-
 
| esnek<br/>'''&epsilon;<sub>k</sub>''' > 1 || kısmen deflasyonist || kısmen enflasyonist
 
|}
 
  
Birim esnek talep ('''&epsilon;<sub>k</sub>''' = 1) durumundan başlarsak miktar, fiyatla ters orantılı olarak değişir, miktar artışı '''-&pi;<sub>k</sub>''' olur. Üretim koşullarında maliyet azaltıcı bir değişiklik yaşandığında fiyat düşerken ('''&pi;<sub>k</sub>''' < 0) miktar fiyat artış oranının mutlak değeri, |'''-&pi;<sub>k</sub>'''|, oranında artar. Hem deflasyon oranı hem de büyüme oranı '''&alpha;'''&times;|'''-&pi;<sub>k</sub>'''| olur. Fiyat arttığındaysa tam tersi olur, enflasyon oranı '''&alpha;'''&times;'''&pi;<sub>k</sub>''' olurken ekonomi aynı oranda küçülür.
+
Diyelim ki yeni yatırım kârlı değil zararlı bir yatırım oldu. Üretilen mala talep yoktur ama para da basılmıştır. Talebi olmayan malın değeri de yoktur. O halde piyasada eski fiyatlarla 100 paralık mal varken 110 paralık gelir dağıtılmıştır. Bu durumda yüksek olarak nitelendirdiğim enflasyon yaşanır. Bu durumda sorun yine uygulamada politik tercihlere az çok yer olsa bile temelde tekniktir. Bilimsel olarak saptanmış olan yöntemler kullanılarak yüksek enflasyonun normal oranlara çekilmesi gerekir. Zaten kârlı olmayan yatırımlar kısa zamanda eriyip giderler.  
  
Birim esneklik sağlayan Cobb-Douglas fonksiyonel biçminin, pratikte karşılığı neredeyse hiç bulunmaz.  
+
Normal ve yüksek enflasyonun yanı sıra bir de kronik enflasyon vardır. Herkesin zararına olan yatırımın kâr ettirilmesinde ısrarcı olunursa gelir üretilen ürünün değerinin hep üzerinde olur. Bu durumda enflasyonist sarmal başlar. Önce ücretler artar ama çalışanlar ücretlerini alıp piyasada alışveriş etmeye başlayınca bir den fiyatların yüksek oranda arttığını fark ederler. Bu sefer ücretler, bir dahaki dönem için o yüksek oranda artar ama fiyatlar daha da yüksek oranda artar. Böylece kronik biçimde sürekli artan enflasyon başlar. Enflasyon, ancak zararlı yatırımların zararını geri kalan herkese yüklemekten vaz geçildiğinde gerilemeye başlar.
  
Sigara, araba yakıtı gibi ya bağımlılıktan ya da gereksinimden dolayı talep edilen miktarı fiyatı değişse bile tüketicilerin talep ettikleri miktarı kolay kolay değiştiremedikleri ürünlerin talebi esnek değildir. Bu tür bir malın fiyatı arz koşullarındaki değişiklikten dolayı, örneğin yerli paranın değerlenmesinden dolayı artarsa
+
Şimdiye kadar söylediklerim kapalı ekonomiler için geçerli. Cari fazla deflasyonist etkiyi, cari açık enflasyonist etkiyi bir süre bastırır.
 +
 
 +
 
 +
 
 +
teknolojik gelişme, yeni ürün
  
==Kısmi denge çözümlemesinin genişletilmesi==
 
  
==Genel denge çözümlemesi ve makroekonomik çözümleme==
 
[[Genel denge çözümlemesi]], [[makroekonomik çözümleme]]
 
  
 
==Kullanılabilir kredi==
 
==Kullanılabilir kredi==
 
+
Kredi genişlemesi, Merkez Bankasının bastığı para, merkez bankasına açılan kredidir, hükümete borç verir,
  
 
==Notes==
 
==Notes==
66. satır: 61. satır:
 
Gelir, '''Y''', satılan malların değerine eşittir; '''p''' fiyat, '''q''' miktar vektörüyken '''Y'''='''p<sup>T</sup>''' '''q'''.
 
Gelir, '''Y''', satılan malların değerine eşittir; '''p''' fiyat, '''q''' miktar vektörüyken '''Y'''='''p<sup>T</sup>''' '''q'''.
  
Ayrıca bknz. [[deflasyon]], [[enflasyonun ölçülmesi]], [[enflasyonun neden ve dinamiği]], [[değerin üç biçimi]], [[makroekonomik para politikaları]],
+
Ayrıca bknz. [[deflasyon]], [[enflasyonun ölçülmesi]], [[enflasyonun neden ve dinamiği]], [[değerin üç biçimi]], [[makroekonomik para politikaları]], [[hedonik fiyat endeksi]]

04.11, 18 Ekim 2023 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

(İng. inflation) Fiyatların artış süreci ve oranı.

Üretilen değerden farklı miktarda gelir dağıtıldığında nominal değerler (dağıtılan gelir) reel değerlerden (üretilen değer) farklılaşır. Üretilen değer (arz) dağıtılan gelirden (talepten) azsa enflasyon, çoksa deflasyonla nominal-reel çelişkisi ortadan kalkar. Enflasyonla[1] değişen, reel değerleri nominal değerlere dönüştüren ilişkidir.

Reel değerleri nominal değerlere dönüştüren ilişkideki değişim tek bir oranla özetlenebileceği varsayıldığında bu orana enflasyon oranı denir.[2] Enflasyon oranına yaygın biçimde kısaca enflasyon denir.[3] İktisadi çözümlemede enflasyon oranı, ürünlerin toplu fiyat hareketlerini özetleyen bir değişken olarak doğrudan kullanıldığı gibi, gözlemlenen nominal değerlerden reel değerler türetmek için deflatör olarak da kullanılır.

Nominal değerler (parayla ifade edilen ya da kısaca) parasal değerlerken reel değerler üretim ve tüketimin gerçek koşullarına bağlıdır. Üretim ve tüketiminin koşulları değişmeden enflasyon oluyorsa bu enflasyona tamamen parasal denebilir; yine yalnızca reel ilişkiler değişiyorsa tamamen reel denebilir. Pratikte köken olarak enflasyonun oluşmasına neden olan değişim, parasal da olsa reel de olsa iktisadi çözümleme yaparken enflasyonun hem parasal hem de reel bileşenleri olduğu göz ardı edilmemelidir. Bknz. enflasyonun parasal ve reel bileşeni.

Köken olarak üretim ya da tüketim koşullarındaki değişimin sonucu olarak artması ya da azalması gereken tek bir malın fiyatı olsa bile bundan ekonominin tümü etkilenir. Böyle bir etkinin yokumsanabilecek denli az olduğu varsayılıp yokumsanarak yapılan çözümlemeye kısmi denge çözümlemesi denir. Enflasyonun kısmi denge çözümlemesi, enflasyonun "ya parasaldır ya da reeldir" denebilecek kadar basit olmadığını gösteriyor.

Enflasyonun genel denge çözümlemesi sorunludur. Kısmi denge bakımından çelişkiye düşmeden çözümlenmesi imkansız olan enflasyon gibi konuların, büyük sistemler içinde çözümlenmesi de istenen sonuçları vermez. Bunun için kısmi denge çözümlemesinin yetersiz kaldığı ama genel denge çözümlemesinin hantal ve yanıltıcı olduğu durumlarda az sayıda denklemle yapılan makroekonomik çözümleme gelişti.

Makroekonomik çözümleme, bileşik malların varlığına dayanır.

Bileşik mal, bütünleştirme ile kurgulanır.

Makroekonomik çözümleme[düzenle]

Talep fonksiyonunun çözümlemesi örneği, ferasetli olsa da makroekonomik çözümlemeyi kavramak için yetersizdir çünkü talep fonksiyonunda yer alan nicelikler, kurgulanmazlar bizzat gözlemlenirler halbuki heterojen değişkenlerin bütüncülleştirilmesiden oluşan makroekonomik çözümlemedeki niceliklerin çoğu kurgusaldır. Gözlemlenen niceliklerden türetilen bu kurgusal nicelikleri için per se doğru olan türetilme fonksiyonları ya da türetilme yöntemleri yoktur. Kurgusal niceliklerin türetilme yöntemi, her durumda en uygunu hangisi diye bilimsel eleştiriye tabi tutulup test edilmelidir.

enflasyonun ölçülmesi

Makroekonomik çözümlemede kullanılan değişkenlerin kurgusal, keyfi olarak kurgulanabilecekleri anlamına gelmiyor. Değişkenlerin kurgusunun geçerli olup olmadığı bilimsel olarak saptanmalıdır. Daha straight forward çözümlemeler yerine bilimsel düşünme terbiyesini yeterince almamış zihinlerin hemen benimseyebilecekleri keyfi kurgulara yol açabilecek bu çetrefil makroekonomik çözümlemenin kullanılma nedeni, kısmi ve genel denge çözümlemelerinin yetersizlikleriyle piyasa ekonomisinin yetersizliklerinin kesiştiği yerde yatar.

Piyasa mekanizması, arz fazlasının biriken stokları eritebilecek için bir yandan üretim kısılarak diğer yandan fiyat düşürülerek elenmesi yoluyla; talep fazlasının ise bir yandan tüketici fazlasını soğurmak için fiyat artırılarak diğer yandan artan fiyatlarla ortaya çıkan kâr olanaklarını değerlendirmek üzere üretim artırılarak elenmesi yoluyla işler.

Marjinalite koşulu insanlar arası herhangi bir ilişkide tarafların hepsi için katlanılan külfetin edinilen yarara marjda eşdeğer olması koşuludur. Düzgün işleyen piyasalar gibi marjinalite koşulunu sağlayan toplumsal mekanizmalar, ihtilafa yol açan konularda nihayetinde herkesin zarar göreceği çatışmalara mahal verimden çözümü sağlar. Ancak bunlar gelir dağılımındaki dengesizlikler gibi toplumsal eğretilikleri düzeltmez, aksine muhafaza eder hatta derinleştirir.

Marjinalite koşullarının sağlayan mekanizmaların, özellikle piyasaların, marjinalite koşullarını sağlama özellikleri üzerinde işledikleri dinamiğin stabil olması garantilemez. Piyasa, ihtilafları barışçıl biçimde çözerken bir yandan toplumsal eğretilikleri muhafaza edip derinleştirir diğer yandan shirinking ya da exploding dinamiklere yol açar. Eğretilikleri düzeltilmesi, makroekonomik politikaları koşullarken stabil olmayan dinamikler (ekonomik) teknik müdahaleyi gerektirir. [4]

Ekonomik ilişkiye geçen kişi, bu ilişkiler sırasında karşılaştıklarından derlendiğinde ancak kısmi denge çözümlemesi yapılabilecek verileri çıkarabilir. Kısmi denge çözümlemesine göre tüm piyasalar dengeye gelse de bu ekonominin dengeye geleceği anlamına gelmez. Bunu basit bir örnekle görebiliriz.

Diyelim ki ekonomide 100 paralık ürün üretiliyorken ek üretim için yatırım yapıldı ve toplamda o zamana kadarki eski fiyatlar 110 para eden ürün üretildi. Reel yüzde onluk bir büyüme yaşanması beklenebilir. Halbuki piyasada yalnızca 100 paralık gelir vardır. 10 paralık ürün elde kalır. Piyasa mekanizması işliyorsa bu arz fazlasını eritmek için fiyatların düşer, fiyatlar düştüğü için kârlılığın azalır, üretimin azalır. Fiyatlar azalır ve ürün miktarı düşerse bu gelirin azalması anlamına gelir. Başlangıçta büyüme beklerken ekonomi kısa sürede deflasyonist bir sarmalın içine girer.

Kredi genişlemesiyle deflasyonist sarmalın başlamaması imkan dahilindedir. Kural olarak Merkez Bankası banknot basar. Banknot Merkez Bankasının vadesiz ve faizsiz borçlanma senedidir. Eskiden bu senedi getiren herkese, Merkez Bankasının değerli maden ya da döviz verme vaadi vardı. Bastığı banknotları, sonradan geri verilmek üzere borç olarak hükümete aktarır. Hükümet harcama yaparak bu banknotları piyasaya sürer. En basiti olduğu için hükümetin harcamasını çalışanlarına ödediği maaş olarak düşürürsek çalışanlar bu parayla piyasadaki arz fazlasını fiyatlarda bir değişme olmadan alır. Ekonomik çarklar böylece dönmüş olur. Bu yapılan politik bir tercih değil teknik bir sürecin uygulanmasıdır; iradi değil, zorunludur; ahlaki değil bilimseldir. Bütün bu işleyişi hiç bir biçimde aksatmadan hükümet harcamasını ona değil de buna yarayacak biçimde yapabilir; siyasal olan, zorunlulukla çizilmiş çerçeveye dokunmadan içinin doldurulmasıdır.

Birbirinin içine yuvalanmış karmaşık toplumsal süreçler ağıyla gerçekleşen büyümenin nasıl tam olacağını önceden tamı tamına saptamak imkansızdır. Yeterince para basılıp arz fazlası karşılanmazsa deflasyonist süreç başlayıverir. Gereğinden fazla para basılırsa bu seferde enflasyon belirir. Deflasyonist bir süreç başlayıp ekonomi daralmaya başlayacağına biraz enflasyon göze alınabilir. Sermayeci toplumlarda ilke olarak karşımıza bu tür enflasyon çıkar; buna normal enflasyon diyorum. Normal enflasyonun ne olduğu bölgeden bölgeye değişir ama ilke olarak yıllık yüzde üçün, aylık binde iki buçuğun altına normal diyebiliriz.

Diyelim ki yeni yatırım kârlı değil zararlı bir yatırım oldu. Üretilen mala talep yoktur ama para da basılmıştır. Talebi olmayan malın değeri de yoktur. O halde piyasada eski fiyatlarla 100 paralık mal varken 110 paralık gelir dağıtılmıştır. Bu durumda yüksek olarak nitelendirdiğim enflasyon yaşanır. Bu durumda sorun yine uygulamada politik tercihlere az çok yer olsa bile temelde tekniktir. Bilimsel olarak saptanmış olan yöntemler kullanılarak yüksek enflasyonun normal oranlara çekilmesi gerekir. Zaten kârlı olmayan yatırımlar kısa zamanda eriyip giderler.

Normal ve yüksek enflasyonun yanı sıra bir de kronik enflasyon vardır. Herkesin zararına olan yatırımın kâr ettirilmesinde ısrarcı olunursa gelir üretilen ürünün değerinin hep üzerinde olur. Bu durumda enflasyonist sarmal başlar. Önce ücretler artar ama çalışanlar ücretlerini alıp piyasada alışveriş etmeye başlayınca bir den fiyatların yüksek oranda arttığını fark ederler. Bu sefer ücretler, bir dahaki dönem için o yüksek oranda artar ama fiyatlar daha da yüksek oranda artar. Böylece kronik biçimde sürekli artan enflasyon başlar. Enflasyon, ancak zararlı yatırımların zararını geri kalan herkese yüklemekten vaz geçildiğinde gerilemeye başlar.

Şimdiye kadar söylediklerim kapalı ekonomiler için geçerli. Cari fazla deflasyonist etkiyi, cari açık enflasyonist etkiyi bir süre bastırır.


teknolojik gelişme, yeni ürün


Kullanılabilir kredi[düzenle]

Kredi genişlemesi, Merkez Bankasının bastığı para, merkez bankasına açılan kredidir, hükümete borç verir,

Notes[düzenle]

  1. Deflasyon, yalnızca enflasyonun negatif değerlisi değildir, nitel olarak da enflasyondan farklıdır ama anlamı deforme etmediği sürece "enflasyon ya da deflasyon" diye sözü uzatmadan yalnızca "enflasyon" diyeceğim.
  2. Enflasyon oranını, matematik ifadelerde π ve i. malın fiyatının değişim oranını πi ile gösteriyorum.
  3. Burada karışıklığa yol açmamak için enflasyon oranına, enflasyon demeyeceğim.
  4. 1980 sonrası neoliberal dönemde teknik müdahale gerektiren konular maalesef siyasal tartışmaya açılmıştır. Çoğunluğun, hatta neredeyse herkesin çıkarına aykırı çıkarları savunan siyasiler, ancak az sayıda insanın hakim olduğu anlaşılması eğitim ve tecrübe isteyen teknik konularda tartışma açarak hiçbir biçimde ikna edemeyecekleri insanların kafalarını karıştırmasına -güya demokrasi adına- müdahale gelmedi. Teknik olarak çözülmesi uygun olan sorunlara bir örnek, fazla üretim ya da eksik talep sorunudur. Bu sorunun sermayeciliğin sonunu getireceğine inanan güya solcular, bu konuda tavır olarak tam da karşı olmaları gerekenlere destek olurlar. Yoksulluğun ötesinde yoksunluklara neden olan, kimseye yaramayan ve kitlesel katliamdan başka bir şey olmayan savaşlara yol açan periyodik fazla üretim krizlerinin sermayeciliği bitildiği henüz görülmedi; ama her keresinde çalışanlara hem dönemsel olarak hem de kalıcı olarak zarar verdi. Bu konulara ideolojik olarak bakmayı kafa karıştırıcılara bırakıp bilimsel irdelemeyi sürdüreyim.


Bir dönem içinde elde edilen toplam gelir, Y, üç biçimde kullanılır; tüketim için mal ve hizmet alımı, C, yatırım için mal ve hizmet alımı, I, ve bir dahaki döneme aktarılmak için saklanandaki artış/azalış (İng. hoarding), ΔH. Gelir satın alma gücüdür ve gelir olmanın önkoşulu, başkasına aktarıldığında karşılığında mal ve hizmet alabilecekleri kredi olmaktır.

Gelir, Y, satılan malların değerine eşittir; p fiyat, q miktar vektörüyken Y=pT q.

Ayrıca bknz. deflasyon, enflasyonun ölçülmesi, enflasyonun neden ve dinamiği, değerin üç biçimi, makroekonomik para politikaları, hedonik fiyat endeksi