"Zıt" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k (→Göndermeler) |
|||
| 21. satır: | 21. satır: | ||
[3084] Fakat [[kavga]] [[görüntü]]sündeki bu iki zıt, [[hoşnut]]luk içinde bir [[gönül]] ve bir [[iş]]tir. | [3084] Fakat [[kavga]] [[görüntü]]sündeki bu iki zıt, [[hoşnut]]luk içinde bir [[gönül]] ve bir [[iş]]tir. | ||
| + | ---- | ||
| + | [2/1599] Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, [[akıl|akl]]ın ve [[din]]in düşmanıdır. | ||
| + | |||
| + | [2/1600] Allah duygu gözünü kör diye isimlendirdi; ona putperest dedi; bizim zıddımız diye adlandırdı. | ||
| + | |||
| + | [2/1601] Çünkü o köpük gördü, ama denizi görmedi; çünkü mevcut anı gördü, ama yarını görmedi. | ||
| + | |||
| + | [2/1602] Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor. | ||
==Notlar == | ==Notlar == | ||
<references/> | <references/> | ||
10.49, 4 Eylül 2008 tarihindeki hâli
Göndermeler
Mesnevi'den[1]
[1129] Gece ışık yoktu ve renkleri görmedin. O halde ışığın zıddıyla sana belli oldu:
[1130] Işığı görünce, rengi görülür. Ve bunu ışığın zıddıyla hemen bilirsin.
[1131] Hak gönül hoşluğunun, zıddıyla ortaya çıkması için eziyet ve kederi yarattı.
[1132] Öyleyse gizli olan şeyler zıddıyla anlaşılır. Hak, zıddı olmadığı için gizlidir.
[1133] Çünkü bakış ışığa doğrudur, sonra renge. Zıt zıddıyla belli olur, Rum ve Zenci gibi.
[3080] İster iki ayaklı, ister dört ayaklı olsun, bir tane kesen iki ağızlı makas gibi yol alır.
[3081] O iki ortak çamaşırcıya bak, görünüşte onunla bunun ihtilafı vardır.
[3082] Biri çamaşırı suya sokar, diğer ortak onu kurular.
[3083] O, kuru çamaşırı tekrar ıslatır. Sanki kavgayla tersini yapmaktadır.
[3084] Fakat kavga görüntüsündeki bu iki zıt, hoşnutluk içinde bir gönül ve bir iştir.
[2/1599] Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, aklın ve dinin düşmanıdır.
[2/1600] Allah duygu gözünü kör diye isimlendirdi; ona putperest dedi; bizim zıddımız diye adlandırdı.
[2/1601] Çünkü o köpük gördü, ama denizi görmedi; çünkü mevcut anı gördü, ama yarını görmedi.
[2/1602] Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor.
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.