"Günah" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k (Yeni sayfa: ==Göndermeler== === Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> === [2/17] Meydana gelen...)
 
2. satır: 2. satır:
 
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
 
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
 
[2/17] Meydana gelen günah bir kıl -kadar- olsa da, o kıl iki gözünde bitmişti ama.
 
[2/17] Meydana gelen günah bir kıl -kadar- olsa da, o kıl iki gözünde bitmişti ama.
 +
----
 +
[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?
 +
 +
[2/727] Onun taşımasına [[değer]] şey, [[sabır]] ve [[şükür]] yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.
 +
 +
[2/728] Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.
 +
 +
[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:
 +
 +
[2/730] “Şu filan ansızın [[define]] buldu, ben aynısını istiyorum, ne [[iş]] ne [[dükkân]]” demek gibi.
 +
 +
[2/731] Bu, [[talih]] işidir. O da [[nadir]]dir. Beden güçlü oldukça [[kazanç|kazanmak]] gerekir.
 +
 +
[2/732] [[kazanç|Kazanmak]] [[define]]ye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, [[define]] bizzat ardındadır.
 +
 +
[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e [[tutsak]] olmayasın.
 +
 +
[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, [[münafık]]lıktandır" dedi.
 +
 +
[2/735] Zira o [[münafık]] «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak [[hasre]]t elde etti.
 +
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>

10.16, 2 Eylül 2008 tarihindeki hâli

Göndermeler

Mesnevi'den[1]

[2/17] Meydana gelen günah bir kıl -kadar- olsa da, o kıl iki gözünde bitmişti ama.


[2/726] Senin nefis eşeğin gitti. Onu bir çiviye bağla. Ne zamana kadar iş ve yükten kaçacak, ne zamana kadar?

[2/727] Onun taşımasına değer şey, sabır ve şükür yüküdür; ister yüz yıl süresince, ister otuz, yirmi yılda.

[2/728] Hiçbir günahkâr başkasının günahını almaz; hiç kimse bir şey ekmedikçe biçemez.

[2/729] Ham tamahtır bu. Ey oğul! Ham yeme. Ham yemek insanda hastalık yapar:

[2/730] “Şu filan ansızın define buldu, ben aynısını istiyorum, ne ne dükkân” demek gibi.

[2/731] Bu, talih işidir. O da nadirdir. Beden güçlü oldukça kazanmak gerekir.

[2/732] Kazanmak defineye nasıl mani olur? İşten ayağını çekme, define bizzat ardındadır.

[2/733] Bu şekilde, “Bunu yapsaydım ya da şu diğerini” diye «eğer»e tutsak olmayasın.

[2/734] Çünkü uyumlu peygamber «eğer» demekten menetti ve "O, münafıklıktandır" dedi.

[2/735] Zira o münafık «eğer» diyerek öldü ve «eğer» demekten ancak hasret elde etti.

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.