"Siyaset" sayfasının sürümleri arasındaki fark
k |
k |
||
| 1. satır: | 1. satır: | ||
==Göndermeler== | ==Göndermeler== | ||
| − | === | + | === Mevlânâ'dan === |
| − | + | Sen, aşağılıkla senden olanı alan birinin müridi ve misafirisin.<br> | |
| − | + | [[üstünlük|Üstün]] değildir, seni nasıl [[üstünlük|üstün]] yapacak? Işık vermiyor, seni karartacak.<br> | |
| − | + | Kendisinin ışığı olmayınca, yakınlıkta başkaları ondan nasıl ışık bulacak.<br> | |
| − | + | Göze ilaç yapan kör gibi. Gözlere ne çeker? Ancak yeşim taşı.<br> | |
| − | + | Bizim durumumuz [[yoksulluk|fakirlik]]te ve [[eziyet]]e budur. Hiçbir misfir bize aldanmasın.<br> | |
| − | + | On yıllık kıtlığı şekil olarak görmedinse, gözlerini aç ve bize bak.<br> | |
| − | + | Bizim dışımız iddiacının içi gibi; [[gönül|gönl]]ünde karanlık, dilindeyse parlaklık.<br> | |
| − | + | Allah'tan ne bir kokusu, ne iz var; iddiası Şit'ten ve Âdem'den fazla.<br> | |
| − | + | Şeytan dahi kendi suretini ona göstermemiş; o, ise “Biz abdâldan daha [[üstünlük|üstün]]üz” der.<br> | |
| − | + | Kendisinin bizzat bir adam olduğu sanılsın diye dervişlerin sözünü çokça çalmıştır.<br> | |
| − | + | Sözde Bâyezîd'i küçümser; onun içinden ise Yezid utanır.<br> | |
| − | + | Gökyüzünün ekmek ve sofrasından azıksızdır; Hak onun önüne bir kemik atmadı.<br> | |
| − | + | O ise seslenmiş: “Sofra kurdum, Hakk'ın vekiliyim, halife oğluyum.<br> | |
| − | + | Haydi çok mihnetli saf gönüllüler, cömertlik soframdan doyuncaya dek hiç yiyin.”<br> | |
| − | + | İnsanlar yıllarca [[yarın]] [[vaad]]iyle o kapının etrafında dolaşmış, [[yarın]] gelmez.<br> | |
| − | + | İnsanın [[sır]]rının az çok açığa çıkması için uzun zaman gerekir:<br> | |
| − | + | Beden duvarının altında hazine mi vardır yoksa yılan, karınca ve ejderha mı?<br> | |
| − | + | Bir şey olmadığı anlaşılınca [[istek]]linin [[ömür|ömr]]ü gitmiş olur, anlamak ne [[fayda]]?<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2265-2282)</ref> | |
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
---- | ---- | ||
| − | + | Dedi: “Ey batılla yaşayan ve kendileri için Hakk'ın huzurunda ağladığım kavim!<br> | |
| − | + | Hak söylemişti: Zulümlerine sabret, onlara öğüt ver, onların döneminden çok kalmadı.<br> | |
| − | + | Ben Demiştim: Öğüt cefayla bağlandı, öğüt sütü sevgi ve samimiyetle kaynar.<br> | |
| − | + | Bana çokça cefa ettiniz, damarlarımda öğüt sütü dondu.<br> | |
| − | + | Hak bana demişti: Sana lütfederim, o yaralara merhem koyarım.<br> | |
| − | + | Hak gönlümü gökyüzü gibi berraklaştırmış, gönlümden zulmünüzü süpürmüştü.<br> | |
| − | + | Ben tekrar nasihatte bulunmuş, şeker gibi vecizeler ve sözler söylemiştim.<br> | |
| − | + | Şekerden taze süt çıkarmış; süt ve balı sözle karıştırmıştım.<br> | |
| − | + | Bu sözler size zehir gibi gelmişti. Çünkü kökünüz ve dibiniz, zehirlik yerdeydi.<br> | |
| − | + | Nasıl üzülürüm? Zira gam baş aşağı oldu. Gam sizdiniz, ey inatçı kavim!<br> | |
| − | + | Hiç kimse, gamın ölümüne ağlar mı? Başındaki yara gidince, kimse saçını yolar mı?”<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2545-2555)</ref> | |
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
| − | |||
---- | ---- | ||
| − | + | Bir müddet işler tersine döner; hırsız, bekçiyi darağacına götürür.<br> | |
| − | + | Böylece nice sultan ve yüce himmetli, bir müddet kölesinin kölesi olur.<br> | |
| − | + | Kulluk, görülmezken -yapıldığında- güzel ve hoştur. Kulluk yapmada gaybı gözetmek hoştur.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3630-3632)</ref> | |
| − | |||
| − | |||
---- | ---- | ||
| − | + | Sürü geri dönünce, öncü olan keçi gelişte geride kalır.<br> | |
| − | + | Sondaki o topal keçi öne düşer; dönüşü asık suratları güldürür.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1119)</ref> | |
| − | |||
| − | |||
.... | .... | ||
| − | + | Öyleyse önde olmayı arama. Bu yandan giderken topal ol; geri dönme vaktinde sen öncü ol.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1127)</ref> | |
| − | |||
---- | ---- | ||
| − | + | [[Şeytan]]ların sesi, eşkıyanın bekçisidir; sultanın sesi, velilerin koruyucusudur.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 4341)</ref> | |
---- | ---- | ||
| − | + | Önder ve rehber olan [[şeyh]]i bir [[mürit]] imtihan ederse o, eşektir.<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 373)</ref> | |
==Notlar == | ==Notlar == | ||
<references/> | <references/> | ||
[[Category:Mevlânâ]] | [[Category:Mevlânâ]] | ||
09.49, 8 Kasım 2008 tarihindeki hâli
Göndermeler
Mevlânâ'dan
Sen, aşağılıkla senden olanı alan birinin müridi ve misafirisin.
Üstün değildir, seni nasıl üstün yapacak? Işık vermiyor, seni karartacak.
Kendisinin ışığı olmayınca, yakınlıkta başkaları ondan nasıl ışık bulacak.
Göze ilaç yapan kör gibi. Gözlere ne çeker? Ancak yeşim taşı.
Bizim durumumuz fakirlikte ve eziyete budur. Hiçbir misfir bize aldanmasın.
On yıllık kıtlığı şekil olarak görmedinse, gözlerini aç ve bize bak.
Bizim dışımız iddiacının içi gibi; gönlünde karanlık, dilindeyse parlaklık.
Allah'tan ne bir kokusu, ne iz var; iddiası Şit'ten ve Âdem'den fazla.
Şeytan dahi kendi suretini ona göstermemiş; o, ise “Biz abdâldan daha üstünüz” der.
Kendisinin bizzat bir adam olduğu sanılsın diye dervişlerin sözünü çokça çalmıştır.
Sözde Bâyezîd'i küçümser; onun içinden ise Yezid utanır.
Gökyüzünün ekmek ve sofrasından azıksızdır; Hak onun önüne bir kemik atmadı.
O ise seslenmiş: “Sofra kurdum, Hakk'ın vekiliyim, halife oğluyum.
Haydi çok mihnetli saf gönüllüler, cömertlik soframdan doyuncaya dek hiç yiyin.”
İnsanlar yıllarca yarın vaadiyle o kapının etrafında dolaşmış, yarın gelmez.
İnsanın sırrının az çok açığa çıkması için uzun zaman gerekir:
Beden duvarının altında hazine mi vardır yoksa yılan, karınca ve ejderha mı?
Bir şey olmadığı anlaşılınca isteklinin ömrü gitmiş olur, anlamak ne fayda?[1]
Dedi: “Ey batılla yaşayan ve kendileri için Hakk'ın huzurunda ağladığım kavim!
Hak söylemişti: Zulümlerine sabret, onlara öğüt ver, onların döneminden çok kalmadı.
Ben Demiştim: Öğüt cefayla bağlandı, öğüt sütü sevgi ve samimiyetle kaynar.
Bana çokça cefa ettiniz, damarlarımda öğüt sütü dondu.
Hak bana demişti: Sana lütfederim, o yaralara merhem koyarım.
Hak gönlümü gökyüzü gibi berraklaştırmış, gönlümden zulmünüzü süpürmüştü.
Ben tekrar nasihatte bulunmuş, şeker gibi vecizeler ve sözler söylemiştim.
Şekerden taze süt çıkarmış; süt ve balı sözle karıştırmıştım.
Bu sözler size zehir gibi gelmişti. Çünkü kökünüz ve dibiniz, zehirlik yerdeydi.
Nasıl üzülürüm? Zira gam baş aşağı oldu. Gam sizdiniz, ey inatçı kavim!
Hiç kimse, gamın ölümüne ağlar mı? Başındaki yara gidince, kimse saçını yolar mı?”[2]
Bir müddet işler tersine döner; hırsız, bekçiyi darağacına götürür.
Böylece nice sultan ve yüce himmetli, bir müddet kölesinin kölesi olur.
Kulluk, görülmezken -yapıldığında- güzel ve hoştur. Kulluk yapmada gaybı gözetmek hoştur.[3]
Sürü geri dönünce, öncü olan keçi gelişte geride kalır.
Sondaki o topal keçi öne düşer; dönüşü asık suratları güldürür.[4]
....
Öyleyse önde olmayı arama. Bu yandan giderken topal ol; geri dönme vaktinde sen öncü ol.[5]
Şeytanların sesi, eşkıyanın bekçisidir; sultanın sesi, velilerin koruyucusudur.[6]
Önder ve rehber olan şeyhi bir mürit imtihan ederse o, eşektir.[7]
Notlar
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2265-2282)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 2545-2555)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (1. kitap, 3630-3632)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1119)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 1127)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (3. kitap, 4341)
- ↑ Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008. (4. kitap, 373)