"Zıt" sayfasının sürümleri arasındaki fark

DrOS'un not defteri sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
k
1. satır: 1. satır:
 
==Göndermeler==
 
==Göndermeler==
 
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
 
=== Mesnevi'den<ref>Mevlânâ, '''Mesnevî''', (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.</ref> ===
 +
[1/1129] Gece [[ışık]] yoktu ve renkleri görmedin. O halde [[ışık|ışığ]]ın zıddıyla sana belli oldu:
  
[1129] Gece [[ışık]] yoktu ve renkleri görmedin. O halde [[ışık|ışığ]]ın zıddıyla sana belli oldu:
+
[1/1130] [[ışık|Işığ]]ı görünce, rengi görülür. Ve bunu [[ışık|ışığ]]ın zıddıyla hemen bilirsin.
  
[1130] [[ışık|Işığ]]ı görünce, rengi görülür. Ve bunu [[ışık|ışığ]]ın zıddıyla hemen bilirsin.
+
[1/1131] Hak [[gönül]] [[hoşluk|hoşluğ]]unun, zıddıyla ortaya çıkması için [[eziyet]] ve [[keder]]i yarattı.
  
[1131] Hak [[gönül]] [[hoşluk|hoşluğ]]unun, zıddıyla ortaya çıkması için [[eziyet]] ve [[keder]]i yarattı.
+
[1/1132] Öyleyse [[gizli]] olan şeyler zıddıyla [[anlamak|anla]]şılır. Hak, zıddı olmadığı için [[gizli]]dir.
  
[1132] Öyleyse [[gizli]] olan şeyler zıddıyla [[anlamak|anla]]şılır. Hak, zıddı olmadığı için [[gizli]]dir.
+
[1/1133] Çünkü bakış ışığa doğrudur, sonra renge. Zıt zıddıyla belli olur, Rum ve Zenci gibi.
 
 
[1133] Çünkü bakış ışığa doğrudur, sonra renge. Zıt zıddıyla belli olur, Rum ve Zenci gibi.
 
 
----
 
----
[3080] İster iki ayaklı, ister dört ayaklı olsun, bir tane kesen iki ağızlı makas gibi yol alır.  
+
[1/3080] İster iki ayaklı, ister dört ayaklı olsun, bir tane kesen iki ağızlı makas gibi yol alır.  
  
[3081] O iki ortak çamaşırcıya bak, görünüşte onunla bunun [[ihtilaf]]ı vardır.
+
[1/3081] O iki ortak çamaşırcıya bak, görünüşte onunla bunun [[ihtilaf]]ı vardır.
  
[3082] Biri çamaşırı suya sokar, diğer ortak onu kurular.
+
[1/3082] Biri çamaşırı suya sokar, diğer ortak onu kurular.
  
[3083] O, kuru çamaşırı tekrar ıslatır. Sanki [[kavga]]yla tersini yapmaktadır.
+
[1/3083] O, kuru çamaşırı tekrar ıslatır. Sanki [[kavga]]yla tersini yapmaktadır.
  
[3084] Fakat [[kavga]] [[görüntü]]sündeki bu iki zıt, [[hoşnut]]luk içinde bir [[gönül]] ve bir [[iş]]tir.
+
[1/3084] Fakat [[kavga]] [[görüntü]]sündeki bu iki zıt, [[hoşnut]]luk içinde bir [[gönül]] ve bir [[iş]]tir.
 
----
 
----
 
[2/1599] Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, [[akıl|akl]]ın ve [[din]]in düşmanıdır.
 
[2/1599] Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, [[akıl|akl]]ın ve [[din]]in düşmanıdır.
29. satır: 28. satır:
  
 
[2/1602] Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor.
 
[2/1602] Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor.
 
 
==Notlar ==
 
==Notlar ==
 
<references/>
 
<references/>
 +
[[Category:Mevlânâ]]

07.33, 6 Kasım 2008 tarihindeki hâli

Göndermeler

Mesnevi'den[1]

[1/1129] Gece ışık yoktu ve renkleri görmedin. O halde ışığın zıddıyla sana belli oldu:

[1/1130] Işığı görünce, rengi görülür. Ve bunu ışığın zıddıyla hemen bilirsin.

[1/1131] Hak gönül hoşluğunun, zıddıyla ortaya çıkması için eziyet ve kederi yarattı.

[1/1132] Öyleyse gizli olan şeyler zıddıyla anlaşılır. Hak, zıddı olmadığı için gizlidir.

[1/1133] Çünkü bakış ışığa doğrudur, sonra renge. Zıt zıddıyla belli olur, Rum ve Zenci gibi.


[1/3080] İster iki ayaklı, ister dört ayaklı olsun, bir tane kesen iki ağızlı makas gibi yol alır.

[1/3081] O iki ortak çamaşırcıya bak, görünüşte onunla bunun ihtilafı vardır.

[1/3082] Biri çamaşırı suya sokar, diğer ortak onu kurular.

[1/3083] O, kuru çamaşırı tekrar ıslatır. Sanki kavgayla tersini yapmaktadır.

[1/3084] Fakat kavga görüntüsündeki bu iki zıt, hoşnutluk içinde bir gönül ve bir iştir.


[2/1599] Duygu gören gözüne toprak saç; duygu gözü, aklın ve dinin düşmanıdır.

[2/1600] Allah duygu gözünü kör diye isimlendirdi; ona putperest dedi; bizim zıddımız diye adlandırdı.

[2/1601] Çünkü o köpük gördü, ama denizi görmedi; çünkü mevcut anı gördü, ama yarını görmedi.

[2/1602] Yarının ve bulunulan anın efendisi, onun önünde; oysa bir hazineden mangırdan başka bir şey görmüyor.

Notlar

  1. Mevlânâ, Mesnevî, (Türkçesi: Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 5.baskı, 2008.